Otoriter
bir anne, fit görünümlü bir kadın, misafirperver bir ev sahibi, cildi ışıl ışıl
parlayan ve gülmenin gerçekten de yakıştığı, beş buçuk yaşındaki Elif’in annesi
ve ekranlardaki kaliteli dizilerde ismi geçen başarılı bir kadının evine konuk
olduk bu ay: Sevinç Gürşen… Bizi yeni evinin ilk misafirleri olarak sıcacık bir
merhabayla karşılayıp, içten bir şekilde annelik duygularını paylaşınca,
sizlerinde hem fotoğraflardan gördüğünüz hem de röportajdan da okuyacağınız üzere
samimi ve de keyifli cümleler ortaya çıktı. Sevinç Hanım’a hayattaki en güzel
arkadaşım dediği kızıyla güzel günler diler, bu keyifli söyleşi için de
teşekkür ederiz.
Sayfalar
***
Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.
...
29 Ağustos 2013 Perşembe
27 Ağustos 2013 Salı
Meryem Uzerli ile hayatımıza giren "Tükenmişlik Sendromu"
Bir Sezen Aksu şarkısı eşliğinde okudum Ayşe Arman'ın Meryem Uzerli ile yapmış olduğu röportaj yazılarını... Erkeklerin garip bir egoları var, yanımda güzel kadın dolaştırayım, ele güne karşı şöyle de güzel bir portre çıkartayım ortaya, ohhh değmeyin o zaman keyfime gibi...
Ruhu yaralı her kadın içindekileri bir şekilde dökmek ister elbette. Aslında bunun kadın ya da erkek olma durumuyla da ilgisi yoktur. İnsan içinde tutamayacağı konuları paylaşmak ister, konuşmak ister. Aksi olduğunda beyninde dolananlarla psikolojik sorunlar yaşamaya güzel bir davetiye çıkarır... Magazin sayfaları da bu haberleri hiç kaçırmaz ama bu haberin magazinden öte çok daha insani bir tarafı var bence...
Zayıf bir anımda çıktı karşıma demiş Ayşe Arman'a verdiği röportajında Meryem Uzerli ve de eklemiş; "Kilomdan dizi değil, Can memnun değildi! Kıyafetlerimi eleştiriyordu! Benimle fotoğraf karesi vermekten mutlu oluyordu sadece! Yemeğimizi yedikten sonra o evine ben otel odama gidiyordum! Beni bir doğum gününde öylece bırakıp gitti! Ben kendi sorunlarımı bırakıp onunla ilgilendim! Kürtaj olmam lazımmış..." anlatmışta anlatmış tüm açıklığı ile...
Ruhu yaralı her kadın içindekileri bir şekilde dökmek ister elbette. Aslında bunun kadın ya da erkek olma durumuyla da ilgisi yoktur. İnsan içinde tutamayacağı konuları paylaşmak ister, konuşmak ister. Aksi olduğunda beyninde dolananlarla psikolojik sorunlar yaşamaya güzel bir davetiye çıkarır... Magazin sayfaları da bu haberleri hiç kaçırmaz ama bu haberin magazinden öte çok daha insani bir tarafı var bence...
Zayıf bir anımda çıktı karşıma demiş Ayşe Arman'a verdiği röportajında Meryem Uzerli ve de eklemiş; "Kilomdan dizi değil, Can memnun değildi! Kıyafetlerimi eleştiriyordu! Benimle fotoğraf karesi vermekten mutlu oluyordu sadece! Yemeğimizi yedikten sonra o evine ben otel odama gidiyordum! Beni bir doğum gününde öylece bırakıp gitti! Ben kendi sorunlarımı bırakıp onunla ilgilendim! Kürtaj olmam lazımmış..." anlatmışta anlatmış tüm açıklığı ile...
26 Ağustos 2013 Pazartesi
Çatlak bir kadınla tanıştım, adı Sezen Aksu!
Sezen Aksu 24 Ağustos akşamı Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda sahne aldı. Haftalar öncesinden gitmeyi planladığım bu konserde elbette ki bende dinleyiciler arasındaydım... Ön yargı ile gittim konsere, hüzün dolu bir gece olacağını düşünmüştüm ama çok yanılmışım. En çok eğlendiğim konserin Bengü olduğunu söylemiştim ya geçen yazımda işte bu konserde de çok güldüm. Tüm detayları anlatmaya başlıyorum hemen...
Alkış kıyamet misali çıktı Sezen Aksu sahneye; beyaz, simli ve cesur yırtmaçlı bir elbisesiyle. Saçları ise klasik Minik Serçe modelindeydi...
Ama sahneye çıkmadan öncesi var birde. Fahir Atakoğlu piyanosuyla parmaklarının ucuyla aşk yaşarken, benimde yüreğime dokunurken Sezen Aksu Gülümse şarkısı ile sahneye çıktı. Hani sözleri "... Sazlarım vardı ırmaklarım vardı / Çakıl taşlarım vardı benim / Ama sen başkasın anlıyor musun? Başka..." diye devam eden şarkısı...
Kapris onda değil, bizde! Bir de azar işittik!
Sanatçılar genelde sahneye konser saatinin yarım saat sonrasında çıkar. Sezen Aksu'da tam buçuk olmak üzereyken çıktı ama ünlü kaprisinden dolayı değil, sorumlusu biz dinleyicilermişiz meğer. Neden mi? Dışarıdan hala içeri girenlerin bilgisi gelince onları da beklemek adına geç çıktığını belirten Sezen Aksu bir dahaki konser için herkesi tam saatinde beklediğini ve dokuzda kapıları kapatıp, geç kalanları almayacağını espirili bir şekilde dile getirip, şarkılarını söylemeye devam etti. Benden söylemesi sakın geç kalmayın :=)
Aman ayakta dolanmayın!
Konser sırasında ayakta dolananlara Sezen Aksu takık. O şarkı söylerken ortalıkta dolanmayacaksınız. Bir kez daha diyorum; geç kalmayın, ihtiyaçlarınızı giderip oturun ve ara verilmeden kalkmayın sakın. Yoksa bütün Açıkhava'nın dilinde olursunuz, çünkü Sezen Aksu "Hişşt oğlum/abla nereye?" diye hemen sorar...
Ama sahneye çıkmadan öncesi var birde. Fahir Atakoğlu piyanosuyla parmaklarının ucuyla aşk yaşarken, benimde yüreğime dokunurken Sezen Aksu Gülümse şarkısı ile sahneye çıktı. Hani sözleri "... Sazlarım vardı ırmaklarım vardı / Çakıl taşlarım vardı benim / Ama sen başkasın anlıyor musun? Başka..." diye devam eden şarkısı...
Kapris onda değil, bizde! Bir de azar işittik!
Sanatçılar genelde sahneye konser saatinin yarım saat sonrasında çıkar. Sezen Aksu'da tam buçuk olmak üzereyken çıktı ama ünlü kaprisinden dolayı değil, sorumlusu biz dinleyicilermişiz meğer. Neden mi? Dışarıdan hala içeri girenlerin bilgisi gelince onları da beklemek adına geç çıktığını belirten Sezen Aksu bir dahaki konser için herkesi tam saatinde beklediğini ve dokuzda kapıları kapatıp, geç kalanları almayacağını espirili bir şekilde dile getirip, şarkılarını söylemeye devam etti. Benden söylemesi sakın geç kalmayın :=)
Aman ayakta dolanmayın!
Konser sırasında ayakta dolananlara Sezen Aksu takık. O şarkı söylerken ortalıkta dolanmayacaksınız. Bir kez daha diyorum; geç kalmayın, ihtiyaçlarınızı giderip oturun ve ara verilmeden kalkmayın sakın. Yoksa bütün Açıkhava'nın dilinde olursunuz, çünkü Sezen Aksu "Hişşt oğlum/abla nereye?" diye hemen sorar...
21 Ağustos 2013 Çarşamba
Carousel Instyle Dergisi *Benim Köşem
Ruhu tembel temmuz, hüzün kokan eylül
Sonunda sabırla beklediğim tatil geldi diyeceğim ama siz bu yazılanları okuduğunuzda benim tatilim çoktan bitmiş olacak olsada,
Sonunda sabırla beklediğim tatil geldi diyeceğim ama siz bu yazılanları okuduğunuzda benim tatilim çoktan bitmiş olacak olsada,
bir sonraki tatil planlarınız arasına belki bu önerimi de alırsınız
diye anlatacağım... Tadı damağımda kalan bir tatil oldu bu yaz
benim için. Aslında ikinci tatilimdi bu ama her dönüş aynı cümleler kurulmaz mı? "Ne çabuk geçti öyle,
tadı damağımda kaldı, çabucak bitti..."
Dergiyi Carousel AVM'den ücretsiz alabilirsiniz.
19 Ağustos 2013 Pazartesi
Sevinç Gürşen röportajımdan notlarım
Magazin sayfalarında görmediğimiz, sadece ekranlarda işinden takip ettiğimiz bir ismin yani Sevinç Gürşen'in evine konuk olmuştuk geçen haftalarda Ağustos Anne Bebek Dergisi için.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki kendisi son derece misafirperver biri. Evine gidipte bir şey yemeden ayrılmanız mümkün değil. Çayımızı içip, tatlımızı yiyip bir yandan da keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik kendisi ile.
Tanışmış olmaktan son derece memnun olduğum Sevinç Hanım bize anneliğinden, içinde bulunduğu projelerine, hiç dil bilmeden kızıyla birlikte Cape Town'a gidiş hikayesinden neleri neden yaptığına kadar birçok şeyi anlattı.
İddialı bir isim bence ama o iddialı konuşmayı çok sevmeyen biri. Belki biraz abartı bulabilirsiniz ama bence o "Harbi kadın" sıfatını üzerine yakıştıran isimlerden.
Neler konuştuğumuzu merak edenler Anne Bebek Dergisi Ağustos sayısını alabilirler.
Sevinç Hanım'a tekrar teşekkür eder, kızıyla birlikte güzel günler dilerim...
Fotoğraf: Event's Hill Photographi
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki kendisi son derece misafirperver biri. Evine gidipte bir şey yemeden ayrılmanız mümkün değil. Çayımızı içip, tatlımızı yiyip bir yandan da keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik kendisi ile.
Tanışmış olmaktan son derece memnun olduğum Sevinç Hanım bize anneliğinden, içinde bulunduğu projelerine, hiç dil bilmeden kızıyla birlikte Cape Town'a gidiş hikayesinden neleri neden yaptığına kadar birçok şeyi anlattı.
İddialı bir isim bence ama o iddialı konuşmayı çok sevmeyen biri. Belki biraz abartı bulabilirsiniz ama bence o "Harbi kadın" sıfatını üzerine yakıştıran isimlerden.
Neler konuştuğumuzu merak edenler Anne Bebek Dergisi Ağustos sayısını alabilirler.
Sevinç Hanım'a tekrar teşekkür eder, kızıyla birlikte güzel günler dilerim...
Fotoğraf: Event's Hill Photographi
16 Ağustos 2013 Cuma
1999 depremi korkuları
Herkes kadar bende çok korkmuştum. Belki de herkesten biraz daha fazla ya da eşittik, bilmiyorum ki.
Ne karmaşık bir zamandı. Ne korkunç bir geceye uyanmıştık...
Depremin sadece sözlük anlamını biliyorduk o vakte kadar.
Deprem sadece bir sallantı, sarsılma demekti taki 1999 yılına kadar.
Çoğumuz yani en azından benim jenerasyonum sınırlarında dolaşanlar 16 Ağustos'u 17'sine bağlayan geceye kadar bu şekilde düşünüyordu depremi. Sadece bir sarsıntı...
Tüm Marmara 03:02'de 7.5 büyüklüğündeki depremle uyanmıştı.
Hayatını kaybedenler, yaralananlar, günlerce evine giremeyenler, hayatını zor kurtarıp evlerinin yıkılışlarını izleyenler...
Hepsi bizdik...
Korkmuştum, bu sallantıyı idrak ettiğim an çok korkmuştum, bırakın yatağımda yatmayı evime bile girmek istememiştim.
Pazar tahtası ya da araba yatağım olmuştu. Evimin balkonunda durup içeri girmekten ürkmüştüm.
Garip bir duygu ve ruh hali işte...
Ne karmaşık bir zamandı. Ne korkunç bir geceye uyanmıştık...
Depremin sadece sözlük anlamını biliyorduk o vakte kadar.
Deprem sadece bir sallantı, sarsılma demekti taki 1999 yılına kadar.
Çoğumuz yani en azından benim jenerasyonum sınırlarında dolaşanlar 16 Ağustos'u 17'sine bağlayan geceye kadar bu şekilde düşünüyordu depremi. Sadece bir sarsıntı...
Tüm Marmara 03:02'de 7.5 büyüklüğündeki depremle uyanmıştı.
Hayatını kaybedenler, yaralananlar, günlerce evine giremeyenler, hayatını zor kurtarıp evlerinin yıkılışlarını izleyenler...
Hepsi bizdik...
Korkmuştum, bu sallantıyı idrak ettiğim an çok korkmuştum, bırakın yatağımda yatmayı evime bile girmek istememiştim.
Pazar tahtası ya da araba yatağım olmuştu. Evimin balkonunda durup içeri girmekten ürkmüştüm.
Garip bir duygu ve ruh hali işte...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








