***

Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.

***

...

21 Aralık 2016 Çarşamba

Ford Fiesta Deneyimim *Anne Bebek Dergisi 192/Aralık Sayısı

Bazı otomobil modelleri markalarının önüne geçer. Fiesta’da benim için öyle olanlardan. Hiçbir zaman Ford Fiesta dediğimi hatırlamıyorum çünkü. Bir de Fiesta’lara her zaman Elektirik Kırmızı rengini çok yakıştırmışımdır. Hani beyaz rengine binince sıradan ama bu vişne çürüğüne çalan ve elektirik kırmızı diye geçen rengine binince sıradanlıktan çıkan bir araca binmiş gibi hissettiriyor insana kendini. 



29 Kasım 2016 Salı

Tiyatro önerisi: Hisse-i Şayia



























Nasıl güzel bir oyun izledim geçen hafta anlatamam size. Uzun zamandır seyrettiğim en başarılı oyunlardan biriydi Hisse-i Şayia. Neden mi? Konusundan önce oyuncularını söyleyeyim de size neden böyle dediğimi anlayacaksınız. Zihni Göktay, Hikmet Körmükçü, Selma Kutluğ, Sezai Aydın ve bu ustalara eşlik eden Zeynep Göktay Dilbaz, Uğur Dilbaz, Aybar Taştkin, Yağmur Damcıoğlu Namak… Yani buram buram gerçek oyunculuk…

Hisse-i Şayia bir evlilik komedisi. Bilmeyenleriniz için de hemen söyleyeyim; hisse-i şayia paylaşılamayan mal anlamına geliyor.

Yıllar önce ayrılmış bir çiftin arasında kalan bir kızın hikayesini anlatıyor oyun. 100 yıllık bir oyun olur kendileri ama gelin görün ki bazı durumlar hiç değişmez ya hani, işte bu oyun da 200 yıllık olsa bile yine taze olacak, yine gidip izlenilecek, gülünecek, dersler alınacak türden.

Herkes oyunu izlemeli ama özellikle de ayrı yaşayan çocuklu anne ve babalar bence mutlaka bu oyunu görmeli. Çünkü bazen anne baba arasında geçen, boşanmış olma durumundan kaynaklanan eski eş hikayesi çocukları her dönemde etkileyebiliyor evlilik çağına gelmiş olsa bile. Hatta o dönemde çok daha fazla arada kalmalarına sebep olabiliyor. Bir evlilik komedisi dedik oyun için evet ama içinden çıkarılacak, pay alınacak birden çok şey var hikayede. Mesela:

* Çocuklarınız arada kalınca mutsuz oluyor, bunu da size fark ettirmiyor. Bu hoşunuza mı gidiyor?
* Neden annen şöyle bir kadın ya da baban şöyle bir adam cümleleri kurmaktan vazgeçmiyorsunuz?
* Siz eşinizden ayrıldınız diye, sevmiyorsunuz diye o da mı ters davranmalı?
* Peki ya siz? Yıllar önce verdiğiniz ayrılma kararınızı sorguladınız mı hiç?
* Bu ayrılma her ikiniz içinde gerçekten en doğrusu muydu?
* Ya ikinizde inat etmişseniz?
* Ya ikinizde inadınızdan ötürü çocuğunuzu hep tercihlerinde arada bırakmışsanız?

Çok daha fazla sorularla karşılaşacağınız oyundan çıkınca kendinize vereceğiniz cevaplarla belki de hayatınızda yeni bir döneme bile başlıyor olacaksınız.

Aralık ayı içerisinde oyunu Şehir Tiyatroları Sahneleri’nde izleyebilirsiniz.

İyi seyirler.

28 Kasım 2016 Pazartesi

Tuba Ünsal Röportajım *Anne Bebek Dergisi 191/Kasım Sayısı

“Anne olmayı nasıl tanımlıyorsunuz?” dediğimde “vicdan” cevabını aldığım Tuba Ünsal ile koşturmalı dünyasının içerisinde çocuklarıyla birlikte neler yaptıklarını, Prima’nın yeni Aktif Bebek bezi için “bir varmış, bir yokmuş” ile başlayan masallar isimli projesini ve nasıl bu kadar fit olduğunu konuştuk.

24 Kasım 2016 Perşembe

Özgün Röportajım *Anne Bebek Dergisi 191/Kasım Sayısı

İnsan bilmediği bir şeyden korkar diyor Özgün, biz de ilk duyduğumuzda tabi ki çok şaşırmıştık ama bu süreç öyle uzun sürmedi. “Doğumdan sonraki ilk hafta küçük bir endişeye kapılsak da hemen oğlumuzu sevgiyle büyütmeye odaklandık.” diye de ekliyor… Bu aralar mikrofonu sadece şarkı söylemek için değil, Down Sendromu aileleri ile bir araya gelmek ve hatta onların harika çocukları ile şarkı söylemek için elinde tutuyor Ediz’in babası, Nida’nın eşi Özgün. Biz de kendisine ebebek’in düzenlediği Bebekoloji Konferans’ında birebir temas ettiği ailelerdeki gözlemlerini ve baba oğul neler yaptıklarını konuştuk.

21 Kasım 2016 Pazartesi

Özgür Bolat Röportajım *Anne Bebek Dergisi 191/Kasım Sayısı


Eğitim Bilimci, Akademisyen ve Yazar Dr. Özgür Bolat; annelerin kafasını karıştıran, çocuk eğitiminde doğru bildiğimiz yanlışları ele alan bir kitap çıkardı ve “Beni Ödülle Cezalandırma”yı mutlu ve başarılı çocuk yetiştirmek isteyenler için bir rehber niteliğinde hazırladı. Hayatımızın her alanında karşılaştığımız ödül ve ceza kelimelerinin altında yatan anlamları ve neden böyle bir kitap yazma gereği duyduğunu, gözlemlerini kendisi ile konuştuk.





17 Kasım 2016 Perşembe

Tiyatro önerisi: Fosforlu

Uzun zamandır ara verdiğim tiyatro sezonunu geçen hafta Mall of İstanbul’un Moi Sahnesi’nde Tiyatro Kare’nin oyunu Fosforlu ile açtım. Oyun, adından anlaşıldığı gibi şu meşhur Cevriye’nin yani Fosforlu Cevriye’nin hikayesini anlatıyor…

Günlerden birgün, Fosforlu sürgün yediği ve hiç yok yere yattığı hapishaneden kaçar ve özlemini çektiği İstanbul’a gelir. Mekanları olan Galata’da dostları ile karşılaşır. Aslında onlardan da önce öyle biri ile denk gelir ki işte bütün oyun ondan sonra başlar…

Galata’da soğuktan donacağını düşündüğü vakit, bir el uzanır Cevriye’ye. Ona evini açar, sırrını paylaşır. Bizim Fosforlu’da tuttuğu o eli hiç bırakmak istemez. Neden mi? Aşık olmuştur da o yüzden. Hiç ummadığı bir anda aşık olan Fosforlu aşkı için sizce neler yapmıştır? Neleri göze almıştır? Peki ya siz aşık olduğunuzda neleri göze alır, nelerden vazgeçersiniz? Sizi bilmem ama Cevriye çok büyük bir fedakarlıkda bulundu ve… Ne mi yaptı? İşte o oyunun gizeminde saklı.

Üç saat süren müzikalde Ayça Varlıer söylediği şarkılarla vay be dedirtiyor. Dile kolay 14 şarkı söylüyor oyun sırasında arkadaşları ile birlikte. Yalnız şu müzikallerde oyuncuların sesini müzikler bastırmasa çok daha mutlu izleyeceğim oyunları. İki sesin çok yüksek olması, birbirinin üstüne çıkmaya çalışan, kavga eden iki insan gürültüsü gibi oluyor, yani hiçbir şey anlamıyor oluyorsunuz ne sözlerden ne de müzikten. Beni tek rahatsız eden buydu oyunda. Onun dışında oyun keyifliydi, tekrar tekrar izlenebilecek bir oyun değil belki ama bir kere gidilip izleneceklerden.

Bir de Türkan Şoray’ın oynadığı Fosforlu Cevriye’yi aklınızda hayal edip giderseniz oyundan mutsuz çıkabilirsiniz. Yepyeni, hiç duymadığınız bir oyun için giderseniz oyun sonunda alkışlarınız daha gerçek olur.

18 Kasım Grand Pera Emek Sahnesi, 22 Kasım, Bahçeşhir Koleji, 23 Kasım Caddebostan Kültür Merkezi, 4 Aralık Profilo KM, 9 Aralık KKM Gazanfer Özcan Sahnesi, 18 Aralık Kenter Tiyatrosu, 24 Aralık  Ankara Şinasi Sahnesi

İyi seyirler.

11 Kasım 2016 Cuma

Ailelere öneriler *Anne Bebek Dergisi 191/Kasım Sayısı

Kışın en şiddetli zamanlarının start verdiği kasım ayı itibariyle evlere kapanıp, can sıkıntılarımızın da arttığı günler başlamış bulunmakta. Hele bir de küçük bir çocuğunuz varsa aman hasta olmasın, üşütmesin diye evde oturduğumuz günlerin sayısı bir hayli artmışken kendinize ve çocuğunuza bir mola vermeye ne dersiniz? Bu aralar evde fazla durmadınız mı? “Evet.” mi dediniz? O zaman haydi sizlerle bir gün organize edelim…


7 Kasım 2016 Pazartesi

Nissan Qashqai Deneyimim *Anne Bebek Dergisi 191/Kasım Sayısı

Bu ay da Nissan’ın en sevdiğim iki modelinden biri olan Qashqai ile yollara düştüm ve dört gün boyunca rahat bir sürüş keyfi gerçekleştirdim. Aslına bakarsanız büyük otomobiller bana genelde kullanımı hep bi zor gözükmüştür ama son zamanlarda üstüste  büyük araç kullanıyor olmam bu düşüncemi tamamen değiştirdi ve “Çok daha fazla rahatmış kullanımı” cümlesini kurdurttu. Aradığınız bir aile arabası olunca bu cümleyi kurmak son derece önemli oluyor, çünkü sizin kadar miniklerinizin de arabanın içinde rahat ediyor olması lazım. Bu durumda da arka koltuğun ön koltukla mesafe genişliğinin önemi bir kat daha artıyor, çünkü oto koltuğunu ya da koltuklarını koyuyor olacaksınız arkaya. Bir de cam tavan olması yine çocuklu aileler için önemli güzel özelliklerinden, çünkü aracın içine ferahlık verdiğinden yani genişlettiğinden çocuğunuzun dışarıyı çok daha fazla rahat izleyebileceği bir ortam sunuyor. Sağına soluna bakarken gökyüzüne de istediği gibi bakabiliyor. Anlayacağınız “rahat” kelimesini bol bol kullanabileceğiniz benzinli ve dizel motor seçenekleri ile sunulan yeni nesil Qashqai’nin hangi şanzıman seçeneğini tercih ederseniz edin beklentilerinizin ötesine geçiyor olacaksınız. Bir de unutmadan, bagaj da bizler için önemli öyle değil mi? Tüm yedekleri istediğiniz gibi yanınıza alabilirsiniz, bagajı da gayet geniş. 



25 Ekim 2016 Salı

Güneş Aksüs Röportajım *Anne Bebek Dergisi 190/Ekim Sayısı

Dergimizde de görüşleriyle aralıklarla yer alan Diyetisyen Güneş Aksüs’ün üçüncü kitabı raflardaki yerini aldı. “Çocuğum Ne Yesin?” sorusuna hem anne olarak hem de diyetisyen olarak cevaplar verirken, aslında beslenmenin anne karnından itibaren önemli olduğunun da altını çiziyor sevgili Güneş.

22 Ekim 2016 Cumartesi

Citroën C4 Cactus Deneyimim *Anne Bebek Dergisi 190/Ekim Sayısı

Aslına bakarsanız bu otomobil, yolda gördüğümde benim için kaba görünüme sahip bir araçtı kesinlikle. (Dili geçmiş zamanda kuruyorum cümlemi çünkü artık hakkında böyle bir ön yargım yok kendisinin.) Bi o kadar da erkeksi gelmişti üstelik gözüme. Otomobilin cinsiyeti olur mu demeyin, bazı araçlar bayanlara çok daha fazla yakışabiliyor. Mesela Citroen C4 Cactus’ün siyah ya da beyaz rengini erkekler kullansın ama mavi ve sarı renkli olanı kadınlar için üretilmiş bence. Buram buram kadın kokuyor. İşte bu yüzden de gönlümü fetheden bir araç oldu kendisi.  Yolda kendine baktıran bu aracın panoramik cam tavana sahip olması da içinin genişliğini bir kat daha büyüterek “rahat” kelimesinin hakkını veriyor.


19 Ekim 2016 Çarşamba

Bir pazar önerisi: Otağtepe























Şu filmlerde gördüğümüz manzarasına doyamadığımız güzel İstanbul tepelerinden birini keşfettim hafta sonu. Adı; Otağtepe. Köprüyü geçtikten sonra Anadolu Hisarı tabelasını takip edip sola döndükten sonra tekrardan ilk sağa girip, Otağtepe tabelasını takip edince kendinizi Otağtepe ve Restoran’ın önünde buluyorsunuz. Aracınızı buraya bırakıp bir kahve içmek ve de dinlenmek için oturabilirsiniz. Açık büfe kahvaltısı da yapabilirsiniz, akşam yemeği de yiyebilirsiniz ama biz ara bir saat gittiğimizden kahve içtik kırk yıl hatrı kalsın diye.

Ardından da restoranın biraz ilerisinde kalan -ki yürüme mesafesindeki- parkın içine girdik ve ilerledikçe neden buraya daha önce gelmedik ki dedik. Nasıl güzel bir İstanbul manzarası var anlatamam, Çamlıca Tepesi gibi düşünebilirsiniz ama köprüye çok yakın olmanız ayrı bir hava katıyor.

Parkta bol bol fotoğraf çekilme isteğinizden dolayı eminim zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor olacaksınız. Sağınız solunuz, önünüz arkanız hep bir İstanbul manzarası çünkü.

Bu arada eğer restoranda oturmayacaksanız ve aracınızı oraya park etmeyecekseniz de yine parkın ücretli otoparkı var, bilginize.

Artık yemek vakti geldi dediğinizde de size, bir başka köşeyi ama yine aynı harika manzaradan oluşan bir yeri önerebilirim. Yine burası da aynı noktada yani yürüme mesafesinde Otağtepe’ye. Son durağınız olan ve karnınızı lezzetli yemekleri ile doyurabileceğiniz Güzelce Hisar Restoran’da günü bitirebilir, hoş sohbetinize eşlik eden İstanbul manzarasıyla cümlelerinizi kurabilirsiniz.

7 Ekim 2016 Cuma

Bir gezi önerisi: Şile Saklıgöl


















Saklıgöl’e
gitmeye karar verdiğimde internetten kısa bir araştırma yaptım. Nedir, ne değildir, ne yenir ya da yenir mi diye sevgili Google’a sordum. Pek iç açıcı yorumlarla karşılaşmasam da gölü görmeye değer düşüncesi ile bir cumartesi kendimi Şile’nin Saklıgöl’ünün etrafında yürürken buldum.

Gölün etrafı gayet keyifli, gölde hiçbir sıkıntı yok. Spor kıyafetlerimi giyeyim, temiz hava bol gıda mottosu için gayet uygun bir ortam. Doğa insana arada her zaman iyi gelmiştir, burası da öyle. Nefes almak için uğranılacak bir yer. Benim en çok sevdiğim yanı bisiklet kiralama imkanının da olması. Şehir de malum kullanmak çok zor. Saatini 10 TL’den kiralayabilirsiniz. Otoparkı alanı da geniş, aracınızı da bu ücretsiz alana rahatlıkla park edebilirsiniz. 21 Km’lik gölün etrafında yeme içme alanları da var ancak internette hem fiyatları hem de lezzeti konusunda bolca şikayet okuduğumdan ben riski göze almadım ve evde kahvaltımı yapıp gittim. 

Tam otopark alanından parkın giriş merdivenlerinin başında fiyat listesine bakarken hiçbir şekilde tanımadığım biri yanımızda durdu ve “Sakın kahvaltı yapmayı düşünmeyin hem çok kötü hem de çok pahalı.” diyerek öfkesini kusarken dört kişilik bir aile olarak 200 TL’yi hiçbir lezzeti olmayan bir masaya verdiğinin de altını çizip yanımızdan ayrıldı. Ben de etrafta dolanırken burda mangal yapılır mı acaba düşüncesi ile bir fiyat sordum. 6 kişilik masa + mangal için 70 TL veriyorsunuz. Bunun içinde başka hiçbir şey yok. Artık bu durumda yemek yeme konusunda siz kararınızı verin… Sonuç olarak gölü görmeye ve bir bardak çay içmeye, iki tur da bisiklete binmeye değer ama fazlası burası için fazla diyebilirim.  Unutmadan bir de yol üzerinde köy ürünlerinin satıldığı tezgahlar var; biber, ekmek, mısır, salatalık… Biz sıcacık köy ekmeğinin kokusuna dayanamayıp aldık ve dönüş yolunda kendimize lezzetli bir durak ararken o yediğimiz ekmeğin tadına da doyamadık. 

18 Eylül 2016 Pazar

İzmir sizi çağırıyor *Anne Bebek Dergisi 189/Eylül Sayısı

Ağustos ayı içerisinde İzmir Turizm ve Tanıtma Vakfı (İZTAV) öncülüğünde yürütülen “İzmir'e Doyamazsın” kampanyası için İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun daveti üzerine İzmir’e gittim. İzmir’de kentin turizmini hareketlendirmeye yönelik birçok çalışma yaptıklarını belirten Kocaoğlu ile projenin detaylarını Urla’da konuştuk. Ardından da Urla Bağbozumu Şenlikleri kapsamında pazarı gezdik. Sonrasında ise kısa, hızlı ve keyifli bir gezi ile hafta sonu turuna çıktık. Urla, Foça ve Selçuk notlarımın detaylarıyla sizleri başbaşa bırakıyorum.


10 Ağustos 2016 Çarşamba

Anı defteri ve albümü oluşturmaya ne dersiniz? *Anne Bebek Dergisi 188/Ağustos Sayısı

Şimdi her şey elimizin altında. Bunun en güzel örneği cep telefonlarımız. Kendisini iletişim kurmaktan çok fotoğraf çekmeyle sınıyoruz son zamanlarda. Haydi bir çekim yapalım diye diye bir hal olmuş durumdayız. Bir de bunun sosyal medya da paylaşımı var tabi. Bir fotoğraf altına da iki tane süslü cümle işlem tamam. Dijital bir ortamda anılarınızın arşivlenmesi güzel elbette ama bir de albümlerde olsa fena olmaz mı? Yeni nesilde muhtemelen düğün albümleri vardır ve bir de bunun yanına belki doğum fotoğraflarını ekleyebiliriz. Eee bir sürü emek vererek çekildiğiniz diğer fotoğraflarınıza ne oldu? Oysa onu çekmek için yemeğinizi soğuttunuz, arkadaşınızın sohbetini böldünüz, şekilden şekle girdiniz. Yalan mı? Sonra da telefonunuzda yer yok diye teker teker silmeye kalktınız. Bu durumda her şeyin dijitalleşmesi iyi mi kötü mü siz karar verin derken, benim fikrim elbette ki elimde bir albüm olmasından yana. Bu yüzden de aralıklarla fotoğraflarımı telefonumdan albümüme taşırım. Şimdi sizinle de böyle bir şey yapalım mı? Hem içinde bulunduğunuz hamilelik dönemi tarifsiz duyguları yaşadığınız ve paylaşılmaya değer birçok anıdan oluşuyorsa?

5 Ağustos 2016 Cuma

Anne Bebek Dergisi 188/Ağustos Sayısı

Bu ayın şanslı ismi Bezaz ailesinin oğlu Emir Bezaz oldu. Yazın son demlerinin yaşandığı ağustos ayında buram buram deniz kokusunu içine çekebileceğiniz bir kapak ile sizlerle buluşmamızı sağlayan Pastel Baby Studio’ya, Emir bebeğin anne ve babasına çok teşekkür ediyoruz. Siz de keyifli ve birbirinden farklı konseptlerden oluşan bu stüdyoda fotoğraflar çektirmek isterseniz kendilerine internet sitelerinden ya da sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz.



21 Temmuz 2016 Perşembe

İGrow Uygulaması *Anne Bebek Dergisi 187/Temmuz Sayısı

Hollanda Uygulamalı Bilimsel Araştırma Kurumu tarafından geliştirilen ve şu an sadece Hollanda’da kullanımda olan mobil uygulama iGrow, Sabri Ülker Vakfı tarafından Türkçeleştirilerek ve içeriğinde uyarlamalar yapılarak Türkiye’ye getirildi. Ben de hem uygulamanın kullanımı hem Sabri Ülker Vakfı, iGrow Türkiye’nin lansmanı hem de Avrupa Obezite Zirvesi için Haziran ayı içerisinde İsveç’e gittim. Lansman toplantısı, Sabri Ülker Vakfı Genel Müdürü Begüm Mutuş, Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tanju Besler, Hollanda Uygulamalı Bilimsel Araştırma Kurumu Türkiye İş Geliştirme Müdürü Uzm. Dr. Sühendan Adıgüzel Van Zoelen’ın katılımıyla düzenlendi. Konumuzla bağlantılı olarak da Sabri Ülker Vakfı ailesiyle birlikte dünyanın en önemli sağlık ve bilim organizasyonlarından biri olan Avrupa Obezite Zirvesi’ne de katıldık. Kongre’de Obezitenin önlenmesi, tedavisi, cerrahi yaklaşımları gibi pek çok konu gündemdeydi.

19 Temmuz 2016 Salı

Yolculukları kolay hale getiren uygulamalar *Anne Bebek Dergisi 187/Temmuz Sayısı

Cep telefonlarımızla artık sadece konuşmuyoruz, o yeri geliyor bizim müzik çalarımız, yeri geliyor fotoğraf makinemiz yeri geliyor alışveriş sepetimiz ve yeri geliyor “Hey taksi” diye işaret ederek kaldırdığımız elimiz oluyor. Ben de bu ay o elin yerini tutatn uygulamaları sayfalarımıza taşıdım. Sistem çok basit, uygulamayı indiriyorsunuz, ardından lokasyonu seçiyorsunuz ve size ne kadar uzaklıkta olduğunu görüyorsunuz, üstelik ortalama  fiyat bilgisini de görebiliyorsunuz. Tek tuşla yolculuk kolaylığı sağlayan bu sistemler benim de telefonumun favori uygulamaları arasındalar.


14 Temmuz 2016 Perşembe

Citroën C4 Picasso Deneyimim *Anne Bebek Dergisi 187/Temmuz Sayısı

Bir otomobile sahip olmak kadınlar için elbise almak kadar kolay bir iş aslında. Bakıyor, şekline aldanıyor ve ‘’Evet bu otomobili beğendim.’’ değip alıyoruz, burada da kriterimiz ne motoru ne de benzer teknik özellikleri oluyor. Sadece otomatik olması, konforlu olması, istediğimiz renk olması bir de çok yakmayan araç olması bize yetiyor. İşte bu yüzden bu otomobilin deneyiminde ben sizinle bunları paylaşıyorum. Yani kadın gözüyle anlatıyorum. Siz de okuduklarınızdan sonra ‘’beğendim’’derseniz belki diye de teknik özelliklerini eşinize göstermeniz açısından sayfama ekliyorum.



11 Temmuz 2016 Pazartesi

The Land Of LegendsTheme Park deneyimim *Anne Bebek Dergisi 187/Temmuz Sayısı

Rixos Hotels ve Dragone Productions’ın ortak girişimi olan Rixos World Parks & Entertainment’ın hayat verdiği The Land Of LegendsTheme Park, Belek Antalya’da kapılarını misafirlerine temmuz ayı içerisinde açacak ama açmadan önce de bizleri haziran ayı içerisinde davet ettiler. Dışarıdan bir şaşası olan otelin içerisine girdiğinizde sizi rengarenk bir dünya karşılıyor. Kendinizi bir masal kahramanı gibi hissetmemeniz imkansız. Bu yüzden de burası sadece çocuklar için mi acaba diye de düşünmeyin, gençler ve kendini genç hisseden herkes için uygun bir otel. Sohbetimiz sırasında otel konusunda herkesin ortak yakıştırması Disneyland’ın Türkiye’deki adresi şeklinde oldu. Siz canlandırın artık gözünüzde… Rengarenk koridorlar, oturmaya kıyamayacağınız köşeler, kendinizi her zamankinden daha da uzun ve güzel hissedeceğiniz aynalar, tavandan sarkan balon ve şekerlemeler…

1 Temmuz 2016 Cuma

Anne Bebek Dergisi 187/Temmuz Sayısı

Bu ay kapağımıza bir yakışıklıyı taşıdık.  Hemen sizleri de tanıştıralım, bu afacanın adı Ali Güney Güneş. Kendisi Gaye Yön’e keyifli pozlar vererek bizim de gönlümüzü fethetti ve dergimizin şanslı bebeklerinden olarak kapağımızda yer aldı. Bir kez daha hem ailemize hem de sevgili fotoğrafçımıza çok teşekkür ediyoruz bu güzel pozlar için. Siz de bebeğinizin böyle güzel karelerinin albümünüzde yer almasını isterseniz Gaye Yön ile sosyal medya hesabından iletişime geçebilirsiniz. Kim bilir belki de bir sonraki ay albümünüzden çıkar, kapağımızda olursunuz.



27 Haziran 2016 Pazartesi

Ceyda Düvenci Röportajım *Anne Bebek Dergisi 186/Haziran Sayısı

Kendisiyle tanışmaktan son derece mutlu olduğum bir isim olan Ceyda Düvenci ile anneleri yüreklendiren, onlara yalnız değilsiniz dedirten, anlatmalarına ve hafiflemelerine sebep olan Philips Avent’in Anneler Konuşuyor projesinin detaylarını öğrenmek için bir araya geldik. Tabi sadece bu projeyi değil, kızı ile neler yaptığını, Serebral Palsi süreçlerini, sosyal sorumluluk kelimesini neden sevmediğini, neden kahraman değilim dediğini de konuştuk. Sohbetimizde bize aynı zamanda  Philips Türkiye Personal Health Genel Müdürü Milena Elmasoğlu’da eşlik ederek, proje hakkında neler planladıklarını anlattı.




15 Haziran 2016 Çarşamba

Yunanistan notlarım *Anne Bebek Dergisi 186/Haziran Sayısı

Celestyal Cruises filosunun yeni gözdesi Celestyal Nefeli ile Mayıs ayı içerisinde Yunan Adaları’na gittim. Dört gece beş günlük tur kapsamında Sakız, Atina, Siros, Nafplion ve Girit Adaları’nı gezdim. İlk kez bir gemi yolculuğu gerçekleştirdiğimden nasıl olacağını merak ederek katıldığım turun sonunda anladım ki gözünü her sabah başka bir yerde açıyor olmak çok güzelmiş. Vizeyle uğraşmak istemiyorsanız, aklınızda Yunanistan’a gitmek varsa notlarımı dikkatlice okuyun derim.

* Gemi’nin biniş ve inişleri İzmir, Kuş adası ve Çeşme’den oluyor.
Geminin içerisi steril olması açısından soğuk oluyor. Bu yüzden yanınıza ince değil de kalın bir hırkanızı almanızı öneririm. Pijamalarınızı da uzun kollu almanızı tavsiye ederim.
Gemi çok sallanmıyor, ben rahatlıkla uyuyabildim ama uyuyamayan arkadaşlarım da vardı. Bünyeniz hassassa gitme konusunda bir kez daha düşünebilirsiniz.
Gemide yemekler açık büfe.
Her gün odanıza bırakılan gün programı gazetesinden günlük akışı takip edebilirsiniz.
Odanızın içerisinde her an bir anons duyabilirsiniz, bunları da takip ederseniz gemi içerisindeki tüm aktivitelerden haberdar olabilirsiniz.
* 1074 kruvaziyer yolcusunu ağırlama potansiyeline sahip gemi 400 kabinli. 12 executive suit, 31 junior suit var içerisinde.
Celestyal Cruises Türkiye Temsilcisi Karavan Turizm’in rehberleri ile keyifli bir gezi sizleri bekliyor.
www.celestyalcruises.com.tr adresinden daha detaylı bilgiye sahip olabilirsiniz. 
Bu gezi için ortalama …. Bütçe ayırmanız yeterli. 
Gemi de internetten biraz uzak kalabilirsiniz, çok iyi çekmese de wi-fi’sinden faydalanabilirsiniz ama bu ekstraya giriyor, bilginiz olsun.

1 Haziran 2016 Çarşamba

Pelin Karahan Röportajım *Anne Bebek Dergisi 185/Mayıs Sayısı

Pelin Karahan’ı bu aralar dizi dışında oğlu Ali Demir ile birlikte gerçekleştirdiği reklam çekimiyle ekranlarda görüyoruz. Bebelac’la birlikte keyifli bir çekimle bizlerle buluşan Pelin Hanım’la oğluyla bu ilk ekran deneyimini, şu sıralar hayatının nasıl geçtiğini konuştuk. On yedi saat çektiği sancı sonrasında tüm acılara değer dediği oğlunu normal doğumla kucağına alıp, emzirme sürecinde de sorunsuz yol alan annelerimizden kendisi. Doğru adamı bulduğunuzda o heyecanı kaybetmeden evlenilmeli ve elbette ki ardından da çocuk yapılmalı diyen Pelin Karahan “Evliliği tamamlayan en güzel şey çocuk.” diyor. 



22 Mayıs 2016 Pazar

Pelin Karahan röportaj notlarım

Güzel bir İstanbul sabahında buluştuk Pelin Karahan ile. Aklımda merak ettiklerimin yanı sıra bir de acaba ekranlarda şirin şirin pozlar veriyor, çok tatlı gözüküyor ama acaba röportaj ve çekimlerimiz sırasında da öyle mi olacak yoksa bize “Off bitse de gitsek artık!” dedirten kıvamda mı olacak düşüncesi ile “Merhaba” dedim. İlk merhaba son derece önemlidir dostlar bilirsiniz. Bu hayatımızda karşılaştığımız tüm insanlar için geçerlidir. O merhabanın yüze yansımasıyla ön yargılarımızı konuştururuz bazen haklı bazen de haksız çıkarız. Neyseki ben bu konu da haklı çıktım. Enerji dolu haliyle gelince o ses ve bir de “Ohh her şey yolunda gidecek Aslıhan sorun yok”un sinyallerini de alınca başladık çekimlere. Bizim için özenle hazırlanıp gelmiş olması hem bize hem de işine ne kadar saygı duyduğunun göstergesiydi. Ben röportajlar sırasında ünlü isimlerimizin kılık kıyafetine çok önem veriyorum, çünkü bu beni ne kadar önemsediğini gösteriyor. Burdan da artıyı topladı sevgili Pelin Karahan.

Çekimlerimiz çok hızlı geçti, poz verme konusunda gayet başarılı bir anne. Röportajımızda sohbet havasında olunca size tadından yenmez bir röportajı okumak düştü sevgili Anne Bebek Dergisi okurları. Bıcır bıcır bir anne, oğlunu eşini anlatırken gözleri ışıl ışıl bakan bir kadın.  Anlayacağınız tanıştığıma memnun olduğum bir isim oldu kendisi. Röportaj için teşekkür eder, ailesiyle keyifli güzel günler dilerim… Röportajım Mayıs dergimizde....

Fotoğraf: Nebile Hilal Halitoğlu

5 Mayıs 2016 Perşembe

Anne Bebek Dergisi 185/Mayıs Sayısı Bayilerde

Yine harika ötesi bir sayı hazırladık... Kapak fotoğrafımızın güzel kadını Pelin Karahan ile yaptığım röportaj ve ilginizi çekebilecek birçok konu bayilerdeki yeni sayımızda...

2 Mayıs 2016 Pazartesi

Sanaldan gerçeğe... Kaçış oyunu oynamaya ne dersiniz?

Her birimiz hayatımızda mutlaka ya “Hey taksi öndeki aracı takip edelim!” cümlesini kurmuş ya da kurmanın ne kadar heyecan verici bir durum olduğunu düşünmüşüzdür. Peki filmlerden çok fazla aşina olduğumuz bu koşturmaların benzerlerini yaşamaya ne dersiniz? Nasıl yani demeyin hemen. Tamam, size öndeki aracı takip edin demiyorum ama en az onun kadar heyecan uyandıracak bir şifreyi çözmeye ne dersiniz diye soruyorum. “Evet” cevabını da aldığıma göre sizleri Trump AVM'nin içinde olan Escapist’in oyun odalarıyla tanıştırabilirim.

Kaçış oyunlarını, bilgisayar başında oynadığınız online oyunların gerçeğe uyarlaması olarak düşünebilirsiniz. Escapist’de altı farklı oyun odası var. Bu oyun odalarından birini seçip maceraya başlıyorsunuz. Biz kuzenlerimle bu deneyime, Ahmet Ümit’in yazdığı eseri yorumladıkları, macera ve polisiye türü kaçış oyunu olan Agatha’nın Anahtarı ile başlamayı tercih ettik. Oyunun süresi bir saat ve bu bir saat içerisinde size verilen şifreleri çözerek anahtarı bulmaya çalışıyorsunuz. Burada odayla ilgili size hiçbir detaydan bahsetmeyeceğim elbette. Çünkü söyleyeceğim her şey bir şifre çözücü cümle olabilir. Sadece odaya dikkatli bakmanızı, hızlı hareket etmenizi, pratik düşünmenizi, bu ne ki acaba şifre yok bunda dediğiniz ne varsa şifrenin ta kendisi olabileceğini düşünmenizi tavsiye edebilirim.

Maksimum beş kişi ile oynanan oyunlara biz dört kişi gittik ve her birimiz şifreleri çözme telaşıyla zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık. Bir saat çok uzun bir zaman dilimi gibi gelse de oyunun heyecanından mı gizemi çözme merakımızdan mı bilemem ama bir saatin beş dakika gibi geldiğini söyleyebilirim. Çok güzel, hareketli ve eğlenceli bir saatin sonunda size anahtarı bulabildiğimizi de söylemek isterdim ama bu konuda tüm şifreleri çözmemize rağmen zamanımızı doğru kullanamadığımızdan anahtara yani mutlu sona ulaşamadık. Hadi size anahtarı bulmanız için bir şifre de ben vereyim hızlı hareket edeceğim diye her şeyi birbiriyle karıştırmayın. Asansöre bindiğiniz an başlayan maceranızda en önemlisi bu çünkü.

Ben macerayı seçtim ama siz korkuyu da seçebilirsiniz. Bunun için www.escapist.com.tr adresine girip, oyunları inceleyip, beğendiğiniz oyunun saatine rezervasyonunuzu yaptırmanız yeterli.

2 kişi 140 TL olan oyuna eklenen her kişi için +20 TL ödüyorsunuz. Verdiğiniz paraya kesinlikle değer diyerek, gitmenizi tavsiye ediyorum...Ben çok ama çoook eğlendim. 


10 Nisan 2016 Pazar

Gezinti çantamızda neler olmalı?

Anne olmadan önce çantanızın içinde bir makyaj çantası ve onun içinde de en sevdiğiniz kozmetik ürünleri olurdu öyle değil mi? Şimdi bu çantadan çok uzakta bir yerdesiniz sanırım. Kesin öylesinizdir, çünkü siz artık bir annesiniz ve çantanızı kolunuza takıp ardınıza bile bakmadan kapıyı vurup çıkacağınız günler çoktan gerilerde kaldı bile. Kol çantanızdan sırt çantanıza terfi ettiğiniz bu günlerde gelin birlikte dolduralım içini.

Anne olsanız da olmasanız da çantanızın içinde bir ıslak mendil mutlaka olmalı. Çocuk bu ellerinin ne zaman neye değeceği hiç belli olmaz.

Emzirmeye devam ediyorsanız eğer istediğiniz yerde daha kolay emzirebilmek için bir emzirme önlüğü o çantanın içinde olursa hiç de fena olmaz. Diğer örtülerde bu işlevi belki görecektir ama sürekli bir düzeltme ihtiyacı bebeğinizin emme lüksünü de düşürür, unutmayın.

Parkta koşup terleme çağındaysa eğer terini emecek havlu gibi bir bez parçasını da çantanıza atın.

Aman suyunuzu yanınıza almayı unutmayın. Bunu da termosa koyarak yanınıza almanız daha iyi olur.

Biberonu, kullanıyorsa emziği bir de her zaman kurtarıcınız olan en sevdiği oyuncağı yine çantanızın için de olması gerekenlerden.

4 Nisan 2016 Pazartesi

13 Mart 2016 Pazar

Dergilerin hedef kitleleri ve duygusal bağ


Bir anne bebek dergisini diğer dergilerden ayıran en önemli özelliği duygusal boyutunun en uç noktada olmasıdır hiç şüphesiz. Araştırmayı, okumayı ve öğrenmeyi seven; bilinçli, farkındalığı yüksek kişiler anne olacağını öğrendikten sonra araştırmaları sonucu aldığı kitapların yanı sıra bir de kendine en yakın hissettiği bir dergiyi mutlaka takip ediyorlar. Bu takipte kritik iki nokta oluyor çoğu zaman: Konu içeriği ve yazı işlerinin okurlarıyla kurduğu bağ. Bunu yaklaşık sekiz yıldır bu sektörde Editör olarak görev yapan biri olarak çok rahatlıkla söyleyebilirim. Yani sizin konu içeriğiniz kadar anne adayıyla kurduğunuz bağ da çok önemli anne bebek sektöründe. Burada sizi, yazdıklarınızı, paylaştıklarınızı yakın arkadaşı gibi görüyor olmalı okurunuz. Tanıdık bir arkadaşıyla karşılaşmış gibi hissetmeli kendini. Öyle olmalı ki size mail attığında bile bir cevap alacağını biliyor olmalı.

Hamilelik sürecinde bu bahsettiğim bağı kurmayı başarmışsanız, doğum sonrasında da bebeğini sizinle büyütmeye devam edecektir anne ve hatta bunu sizinle de paylaşıyor olacaktır aralıklarla. İkinci bebeğinde bile yine sizinle anılar biriktirmek isteyecektir. Örneğin çalıştığım Anne Bebek Dergisi’nde her ay üç anne ya da anne adayımıza tam sayfa doğum ve hamilelik sonrası hikayelerini paylaşmaları ve bebeklerinin fotoğraflarını yayınlamak için sayfalar ayırıyoruz. Bu sayfalar kendilerini özel hissettirmekle birlikte evlerinin en değerli köşelerinde dergimizin saklanmasına ve kulaklarımızın her daim güzel çınlamasına da neden oluyor. Bu örnekler çoğaldıkça yani paylaşımlar arttıkça, okunma oranınızla birlikte takip edilme oranınız da artıyor. Bu da size yaptığınız işten olumlu/olumsuz dönüşler almanızı sağlıyor.

“İş hayatı dediğin profesyonellikten oluşur, duygusal bağ mı nasıl  yani?” demeyin hemen. Siz bu duygusal bağı okurlarınızla kuruyorsunuz, patronunuzla ya da çalışma arkadaşlarınızla değil. İş değiştirdiğiniz zaman yine aynı kişilerle yol alıyor olacaksınız belki de. Bu sebeple bu duygusal bağı korumaya bakın siz derim her zaman.

Aylık bir dergide çalışma gibi bir hayalinizin içinde kendi sektörünüzü anne bebek alanı olarak belirlediyseniz eğer iletişiminizin güçlü, kimseyi kırmadan yol alabilecek, herkese aynı mesafede olurken samimiyetinizi de bunun içine ekleyebilecek yapıda olmalısınız, çünkü derginizi alan anne veya anne adaylarınızın çoğu yazımın başında da belirttiğim gibi loğusalık ve sonrası sendromu az ya da çok yaşayan kişiler olacak. Bu da beraberinde anlayışlı olmayı getiren bir durum… Sabrınız yoksa sizleri başka bir alandaki kadın dergisine alalım lütfen.

29 Şubat 2016 Pazartesi

Anne Bebek Dergisi 183/Mart Sayısı Bayilerde

Ellerime sağlık, yine içeriği dolu dolu bir sayı hazırladık... Anne, bebek, çocuk sağlığı, gelişimi, psikolojisi, beslenmesi hakkında her şey ve çok daha fazlası bayilerdeki yeni sayımızda.

19 Şubat 2016 Cuma

Tiyatro önerisi: Yatak Odası Diyalogları

Son üç sezondur bu oyunun peşindeyim, ben kovaladıkça oyun kaçtı desem yeridir. Sonra anladım ki bu oyunun kimyasından dolayı böyle olmuş meğer. Ama azmim sonucu dördüncü sezonda “Yatak Odası Diyalogları” oyununu Zorlu Center PSM’de yakalamayı başardım.

“EVLİLİK, GÜZEL BİR İLİŞKİYİ BİTİRMENİN EN KISA YOLUDUR”

Bu Anonim ile başlayan oyunun skeç geçişlerinde; düşündüren, güldüren evlilikle ilgili benzer cümleler okuyacaksınız.

Bilindik ve var olan durumları oynamak, ona hareket katmak, onun sıradanlığını bozmak zordur. Bu usta iki oyuncu öyle güzel olaya hakim olmuşlar ki sizi hemen kendi dünyalarına alıveriyorlar ve o roldeki kadın ya da adam yapmayı başarıyorlar. Böylece biraz kendinizi, biraz arkadaşınızın anlattıklarını, biraz da onları izliyor oluyorsunuz. Nasıl mı? E o da oyunun gizeminde…

“Karım ve ben yirmi yıl mutlu yaşadık. Tanışana kadar”- Rodney Dangerfield   

İç sesler, dış sesler, acabalar, gerçekler, oyunlar… Hepsi bu diyalogların içinde. Adından da çok net anlaşıldığı üzere oyun evli bir çiftin diyaloglarından oluşuyor. Hani hep duyarız ya evlilik sıradanlığı da beraberinde getirir, işte tam da bu durumdan yola çıkıyor karakterler.

Doğanın akış düzeni alışmak ve alıştığın düzende yaşamak üzerine kurulu ama nedense hiçbirimiz bunu kabul etmiyoruz ve bir şey olduktan sonra önceki şeyin değiştiğini düşünüyoruz hep. Değişmiyoruz, alışıyoruz, kabul ediyoruz aslında.

“Evli bir çiftin aynı konuda ‘evet’ dediği son yer nikah masasıdır” - Anonim

Oyun,  erkek ve kadın ilişkilerinin sıradanlaşmaya yaklaşımını anlatırken en dikkat çeken yerden vuruyor bizi ve en mahrem dediğimiz, aramızda konuşurken bile hala bazılarımızın sesini alçaltarak kurduğu cümleleri ayna misali önümüze seriyor. Erkek ve kadın evlendikten sonra ya da evlenmeye gerek yok erkek ve kadın evliliğe, cinselliğe, birlikte olmaya nasıl bakıyor onu anlatıyor.

Kadın her zaman ruhu okşansın istiyor, erkekler de bunca zaman sonra mı diyor?

Gelin, görün, oyunu izleyin ve birkez daha düşünün birlikteliğinizdeki monotonluğu.

Oyundan çıktıktan sonra eminim sizin de dilinize “Nerdesin Aşkım / Burdayım Aşkım…” şarkısı takılacak ve izlemeyi geldiğiniz arkadaşınızla birbirinize bakıp, şarkıyı söylerken caz mı yoksa arabesk versiyonu mu değip kahkahayı patlatacaksınız…

“Mutlu bir evlilik, iki affedicinin birlikteliğidir.” - Ruth Bell Graham
                     

Levent Ülgen ve Goncagül Sunar’ın başrolünde Melda Narin Güler ile Hasan Erdem’in oynadığı, Birol Güven’in aynı adlı kitabından uyarlanan oyunu 21 Şubat 16:30, 20 Mart 18:00 ve 27 Mart 16:30 Zorlu Center PSM’de izleyebilirsiniz.

21 Ocak 2016 Perşembe

İşini Sev'e Editör'lük mesleğini anlattım

#İşiniSev hayallerini bir adım öteye taşıyarak, onu meslekleri haline getirmek isteyen kişilere; nereden, nasıl başlayacakları konusunda yol göstermek için benim gibi #isiniseven çeşitli meslek dallarında başarılı olduklarını düşündükleri kişilerden kariyer hikayelerini dinleyerek sizlere aktaran bir platform. Ben de #editörlük mesleğine nasıl başladığımı, bir Editör'ün neler yaptığını, dergi hazırlama sürecini ve kendimi anlattım. Videomu izlemek isterseniz eğer buraya tıklayabilirsiniz. İşini Sev ailesine çok teşekkür ediyorum.

http://www.isinisev.com/rol-modeller/aslihan-gunduz 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...