***

Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.

***

...

6 Şubat 2017 Pazartesi

Tiyatro önerisi: Tüy Kalemler

Bir arkadaşımın “Erdal Beşikçioğlu”nu sahnede izlemek istiyorum demesiyle tanıştım Tüy Kalemler oyunu ile. Aslında “Bir Delinin Hatıra Defteri” oyununa gitmek istemiştik, ancak bilet bulamayınca, rotamızı aynı ismin oynadığı Tüy Kalemler oyununa çevirdik.

Oyunu seçip bilet alamayınca, bilet bulduğumuz oyuna gitmeye karar verdik. Sıralama tersten olunca da başladım Tüy Kalemler'in konusunu ve yorumlarını okumaya.  Kısa bir araştırma sonrasında da “Vayy değişik bir oyun beni bekliyor.” diye geçirdim içimden.

Kahramanımız Marquis De Sade; 29 yılını hapishanede, 13 yılını akıl hastanesinde geçirmiş olan Fransız Aristokrat, felsefe yazarı, yazılarında ahlakı, yasayı, dini öğeleri dikkate almadan aşırı özgürlüğü savunan ve erotik edebiyatın önemli yazarlarından yani edebiyatın aykırı isimlerinden biri. Yönetmenliğini Erdal Beşikçioğlu’nun yaptığı oyunda Sade’yi kendisi canlandırıyor. Onunla birlikte rahip rolündeki Saygın Soysal’da mükemmel bir performans sergiledi sahnede. Kendisini dizi ve filmlerinden takip eder, çok da beğenirim. Bu oyunda beğenim iki katına çıktı. Oyunu izleyince siz de eminim bana katılacaksınız.

Karanlıkta, dumanlar eşliğinde Beşikçioğlu başlıyor anlatmaya, ojeli tırnakları, karakterin içine girmiş deli hali sizi hemen kendine çekiyor.

Yazmayı çok seven bir aristokrat, onun hikayelerini okumaktan zevk alan bir kadın, akıl hastanesinde ona yardımcı olan rahip, işleri bozan yeni müdür… Olaylar bu dörtlünün etrafında dönüyor.

Kendisini okuyan kesimi ayaklandıran, kışkırtan yazılar yazan aristokrat, tüm uyarılara rağmen yazmaktan vazgeçmez, geçemez. Öyle ki kalemi ve kağıdı elinden alındığında bile kendi kanıyla çarşaflara yazılar yazar… Artık siz düşünün bu delinin ya da hepimizden daha da akıllı olan adamın halini. Bir de rahibin durumu var ki onu hiç sormayın…

Tek perde ve bir buçuk saat süren oyun Tatbikat Yapım’ıyla sahneleniyor.  Oyunu, 11 Şubat C.tsi günü Uniq Hall’de izleyebilir, diğer tarihleri www.tatbikatsahnesi.com ‘dan takip edebilirsiniz.

Ben “İyi ki de gelmişim.” diyerek oyundan çıktım. Bakalım siz neler diyeceksiniz?

Oyuncular: Erdal Beşikçioğlu, Gökhan Soylu, Saygın Soysal, Melisa Şenolsun, Işık Erdoğan, Diren Yurtseven, Onur Eroluş, Buğra Orhan, Beril Öztarakçı, Sena Kelahmet, Metehan Aktaş, Ceren Aydın

3 Şubat 2017 Cuma

Danilo Zanna röportaj notları *Anne Bebek Dergisi 194/Şubat Sayısı

Danilo Zanna ile Anne Bebek Dergisi’nin 194. sayısı için bir araya geldik ve cok güldük, çok eğlendik, keyif dolu bir röportaj gerçekleştirdik.

Danilo İtalyan bir şef, ülkemize gezmeye geldiğinde eşine aşık olmuş ve hayatının akışı değişmiş. Onu ekranlarla tanıştıran isim ise Derya Baykal olmuş. Detayları Şubat sayımızdan okuyabilirsiniz ama “Peki röportaj sırasında neler oldu?” derseniz, okumaya devam edin derim…

Kendisine baba oğul özel bir yelek ve papyon hazırlamıştık ama bedeni olmadı, başıma da ilk kez böyle bir olumsuzluk geldiğinden dolayı moralim hemen düştü. Çünkü çok özenmiştik, özel dikim yaptırmıştık hatta yelekler için çekim tarihimizi bile ertelemiştik. Olmama ihtimalini hiç düşünmemiştim… Ben evin içinde “Yaa çok üzüldüm şimdi.” diyerek dolanırken Danilo; “Olsun, moral bozmak yok, papyonlarla da güzel oluruz.” diyerek bizi toparladı hemen ve evi bir anda savaş alanına çevirdi. Savaş alanı diyorum, çünkü koltuk ve masa kendini bir anda evin ortasına buldu. Fotoğraflar için uygun alanı oluşturduktan sonra da başladık kendisini çekmeye. Oğlu ve eşi ile bize çok güzel kareler verdiler. Fotoğraf çekimleri sırasında oğluyla gitar çaldı, şarkı söyledi, biraz İtalyanca biraz Türkçe konuştu, hep güldü ve güldürdü.

Fotoğraf çekimi bittikten sonra evi eski haline getirdik ve kış soğuğuna inat içeri vuran güneşin sıcaklığı eşliğinde çayımızı kahvemizi içtik. Eşi Tuğba Hanım, son derece misafirperver biri. Çayımızın yanına atıştırmalık bir şeyler koymayı da ihmal etmedi. Sohbet ederken de Danilo “Allah aşkına yiyin”  diye ısrar edince bastık kahkahayı. O kadar çok bizden biri olmuşki arada kullandığı kelimeler, değimler “Yok artık bu kadar da olmaz” dedirten türdendi.

Keyifli geçeceğini biliyordum ama bu kadar çok güleceğimi hiç düşünmemiştim. Olayları yarım Türkçe ile anlatışı, rahat tavırları, kırk yıllık arkadaşına çaya gitmişsin gibi sunduğu samimi halleri ile “Elin oğlu” olarak nam salan İtalyan Şef Danilo Zanna ile yaptığımız röportajı mutlaka okuyun derim.

Deşifre sırasında zorlanmadım desem yalan olur. Ama deşifresinde bile çok güldüm. Eğlenerek yazdım röportajımızı, umarım siz de keyifle okursunuz.

Zanna ailesine çok ama çok teşekkür ediyorum.

Fotoğraf: Şahver Koçulu 

30 Ocak 2017 Pazartesi

Burcu Gönder Parlak Röportajım *Anne Bebek Dergisi 193/Ocak Sayısı

BKM’den tanıyoruz Parlak çiftini. Bülent Parlak’ın sevgili eşi ve Lisa’nın annesi Burcu Gönder Parlak’ın evine konuk olduk bu ay ve çok keyifli bir kapak çekimi gerçekleştirdik. Tüm günümüz Lisa’ya maşallah demekle geçti. Elbette ki her şey onun gönlüne göre oldu ve ortaya bu güzel röportajla, kareler çıktı. Çekimlerimiz sırasında Lisa’nın halası Gülhan Tekin Elmas’da bize dahil olarak, Lisa’yı güldürme konusunda bir hayli  yardımcı oldu. Hem kendisine hem de bizi çok güzel ağırlayan sevgili Burcu’ya çok teşekkür ediyoruz. En büyük teşekkür ise Lisa’ya, kapağımızı süslediği için.


3 Ocak 2017 Salı

Burcu Gönder Parlak röportaj notlarım

Anne Bebek Dergisi’nin ocak sayısı kapağı için sabah erken diyebileceğimiz bir saatte çaldık Bülent Parlak’ın eşi, Lisa’nın annesi Burcu Gönder Parlak’ın kapısını. Bizi uykusundan yeni uyanmış hali, dumanı tüten sıcacık çayı ve hazırladığı kahvaltı sofrası ile karşıladı kendisi. “Tamam” dedim, bu samimiyetle her şey harika olacak, içeri güzel bir merhaba ile girebilirim derken, -tanıyanlarınız bilir korkulu rüyam olan- bir köpek karşıladı beni. “Eyvahlar olsun!” dememe kalmadan Burcu çoktan köpeği kucağına almış, beni içeri buyur etmişti bile… Derin bir oh çektikten sonra gün benim için ikinci kez başlamış oldu. “Valla ben hiçbir şey yemedim, kahvaltıya sizi bekledim, önce bir şeyler yiyelim, sonra başlarız…” diyen Burcu’ya hayır diyemeyecek kadar erkendi misafirliğimiz. Ardından saç ve makyaj yapıldı, elbiseler giyildi, kamera karşısına geçilip pozlar verildi.

Çekimlerimiz sırasında ekranlardan özellikle de BKM Mutfak’tan tanıdığımız Gülhan Tekin Elmas, Parlak ailesinin evinin kapısını çalan isim oldu. Hızlı bir tanışıklığın ardından Lisa’yı güldürme konusunda hemen bize yardımcı olarak çekime dahil oldu. Lisa pozlarını verdikten sonra bir uyku molası verdik. Burcu, fotoğrafçımız ile sohbet ederken e malum iki anne yanyana gelir de çocuklarının deneyimlerini konuşmaz mı hiç- biz de sevgili Gülhan ile başladık sohbete. Durumu fark edince başladık gülmeye… Çiftin arkadaş grupları içerisinde bi kısmı Lisa’nın teyzesi olmayı bir kısmı da halası olmayı tercih etmiş. Gülhan’da hala olarak o gün yanımızdaydı. İyi ki de yanımızdaydı bu hoş sohbetli kadın diyorum, çünkü tanıştığıma çok memnun olduğum bir isim oldu kendisi. O da yeni evlendi sayılır. Elbette ki bir röportaj sözü de aldım kendisinden, müjdeli bir haber aldığında o bizimle, biz de sizlerle paylaşıyor olacağız. 

Uzun zamandır gerçekleştirdiğim en keyifli çekimlerimden biri olduğunu tereddütsüz söyleyebilirim. Dolu dolu geçen bir günün ardından “Teşekkürler” diyerek ayrıldığımızda içeri girdiğimizde merakla tebessüm eden yüzlerimizin yerini “E hadi yakın zamanda yine görüşelim.” samimiyeti almıştı.

Tüm gününü bize ayıran sevgili Burcu’ya çok teşekkür ediyoruz bu keyifli röportaj ve çekim için.

Bülent-Burcu Parlak çiftinin papucunu dama atan prensesimize de teşekkür ederiz elbette.

Sevgili halamız Gülhan Tekin Elmas seni de unutur muyum hiç, iyi ki tanıştık.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...