***

Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.

***

...

26 Ekim 2010 Salı

Sandıktan çıkan sihir

Çiğdem Sonkurt, çocukluk zamanlarından beri bir şeyler
kesip biçmeye meraklıymış. Annesinin yönlendirmesiyle
başlayan sürecine yurtdışında aldığı eğitimleri de ekleyerek
23 Ekim’de Palladium’da “Büyükannemin Sandığı By Çiğdem Sonkurt” konseptiyle bir defile düzenleyecek. 
Defile öncesi, yoğun çalışmasına biraz mola vermesini
isteyerek defileyle ilgili sohbet ettik. Bu arada, Çiğdem
Sonkurt’un büyükannesinin sandığından çıkan 1950’lerden
kalma elde dokunmuş kumaşlardan oluşan kıyafetleri; 
Ece Gürsel, Elif Ece Uzun, Deniz Öney gibi 
 ünlü mankenler  sergileyecek.    

Çiğdem Sonkurt kimdir diye soruyorum ama bir modacı olarak anlatmanızı istiyorum. “Kendinizi bir defilede ne tarz bir kıyafetle anlatırdınız?” (Ne renksiniz? Elbise mi yoksa pantolon mu giyerdiniz? Saçlarınız ve makyajınız nasıl olurdu? Neyi anlatıyor oluyordunuz?)
Çiğdem Sonkurt büyük ihtimalle ya mini bir etek ya da tayt giyerdi. Üzerine de bir ceketle kombin ederdi. Saçlar doğal veya atkuyruğu olurdu. Makyajda sadece alık ve rimeli tercih ederdi. Ama üzerindeki tek bir parça o defilenin konseptiyle kesinlikle aynı olurdu.

Küçük yaşlarda çalışmalar yapmaya başlamışsınız. Annenizin de yönlendirmesiyle tasarımla uğraşmaya devam etmişsiniz. Moda tutkunuz nasıl arttı ve şekillendi?
Evet annemin yönlendirmesiyle küçük yaşlarda bu işe yönlendirildim ki o zamanlar bunun bir iş olduğunun farkında bile değildim. Daha sonra kendime ve etrafıma kıyafet yapmaya başladım sonra bir gün düşündüm ki bu beni mutlu eden, yapabileceğim en iyi iş diye düşündüm ve profesyonel olarak yapmaya karar verdim.

Çiğdem Sonkurt şimdilerde; 23 Ekimde’ki defile ve Şubat ayında olacak defilesine  hazırlanıyor.

Profesyonel olarak başlamadan önce aldığınız eğitimleri ve sonrasında neler yaptığınızı anlatabilir misiniz?
İlk olarak Lasalle International Academy’le başladım eğitimime. Oradan Milano Marangoni Istituto da burslu olarak devam ettim. Tabii ki bu sadece eğitimle olacak bir iş değil. Bu yüzden eğitimim sırasında da yurt dışındaki birçok ajansın çekimlerinde styling ve moda editörlüğü yaptım ve işte artık buradayım.

Aynı zamanda stil uzmanlığı da yapıyorsunuz...
Evet. Hem de çok büyük keyif alarak yapıyorum bunu. Çağımızın yeni mesleklerinden biri Stil Danışmanlığı ve bence bazıları için çok da gerekli.

Bu zamana kadar kimleri giydirdiniz?

Birçok ünlü isim var. Birçok dergi, albüm kapağı… Ama ilk aklıma gelen birkaç isim Demet Akbağ, Ece Gürsel, Fatih Ürek, Aydın, Ayça Tekindor, Nalan, Nadide Sultan, Zeynep Casalini, Tuğba Özerk, Fatoş Kabasakal ve daha adı aklıma gelmeyen birçok isim…


Çiğdem Sonkurt en çok; yaptığı bir tasarımın çok kişi tarafından talep edildiği zaman mutlu oluyor.

Kendi isminizle açtığınız mağazanızda ağırlıkta olan bir tarz var mı? Herkes kendine göre mutlaka bir şey bulabilir diyebilir misiniz?

Showroomda daha çok günlük hayatta giyilebilecek gündüz ve gece kullanabileceğiniz tarzda kıyafetler var ama genel olarak abiyeyi seviyorum. Bunun dışında aksesuarda var; çanta ayakkabı, yaka iğneleri, tokalar, eldivenler ve en önemlisi her üründen sadece bir tane var. Üstelik fiyat aralığı tasarım ürünlerine göre çok uygun o yüzden evet herkes kendine göre mutlaka bir şey bulabilir…

Renkleri ve birbirleriyle olan uyumunu yorumlamanızı istesem…
ÇİĞDEM SONKURT markasında genelde soft renkler var. Dingin, kendinden emin, dişi ama bu kadar sakinliğe karşın bir o kadar da çarpıcı. O yüzden genelde tonlar arası geçişler var, fakat hiç aklınıza gelmeyen iki rengi bir arada kullanmayı da seviyorum.

Çiğdem Sonkurt modayı; kendini ifade etmenin bir yolu olarak tanımlıyor.

Defileden bahsedelim biraz. 23 Ekim’de Palladium’da yapılacak olan defilenin konusu nedir? Kaç parça ürün hazırladınız? Bu çalışma ne kadar zamanınızı aldı?
Bu defile benim için çok özel çünkü hem ilk defilem hem de büyükannemden kalan kumaşlarla hazırlanmış 22 parçalık bir koleksiyon. Çok uzun zamanımızı aldı hazırlığımız. Kumaşlar çok değerli olduğu için büyük titizlik ve dikkatle ilerledik takım arkadaşlarımla.

Kıyafetleri hazırlarken nelere dikkat ettiniz?

Farklı ve arzulanır olmasına. Zaten kumaş cinsi elbiselerde görmeye alışmadığımız bir cins o yüzden bunu en iyi şekilde insanlara sunmaya özen gösterdim.

Çiğdem Sonkurt’un ilk tasarımının adı; yok ama çöp poşetlerinden yaptığım siyah gelinlik diyebiliriz.

Haute Couture kıyafetleri Palladium’da sergilenecek ama biz bilmeyenler için Haute Couture’ın ne demek olduğunu sizden alalım?
Haute Couture kişinin kendine özel yapılan tasarım demek. 19. yy’ın sonlarında Fransa’da çıkan bir terim aslında bu. O yıllardan günümüze kadar korunup gelmiş.

Modayı takip edenler nelere dikkat etmeli?

2011 olarak düşünürsek eğer,  bu yıl 50,70,80 hatta 90’lardan birçok parçayı birbirine katıp kullanacağız ve bu kış kat kat giyiniyoruz yumuşak ince dokulu kumaşlar var. Tercih olayına gelince de çok geniş bir yelpaze bu konu. O yüzden genel olarak şunu diyebilirim; herkes uzun birer elbise, tayt, şifon veya ipekli gömlek, bol paça pantolon bulundurmalı dolabında…

Çiğdem Sonkurt;
ilk defilesini 2010 yılında Palladium’da gerçekleştirecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...