***

Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.

***

...

8 Mart 2012 Perşembe

Yazı yazmak...


Yazı yazmayı hep sevdim. Klasik olan şeyle yani günlükle adım attım düşüncelerimi kağıda dökmeye ve evet itiraf etmeliyim ki ben de başladım ilk cümlelerimi “SEVGİLİ GÜNLÜK” kelimelerini birleştirerek kurmaya. Faydasını da gördüm, çünkü her yeni deftere başladığımda, üzerinden yıllar geçtiğinde, dönüp ilk günlüklerimi okuduğumda, gerçekten de cümlelerim de bir iyileşme olduğunu gördüm.

İlk defterimi okuduğumda diyorum çünkü beş tane dolu dolu ortaokul yıllarından başlayan günlüklerim oldu. (Bir sinir harbi içinde hepsini yırtmış olmaktan pişman olsam da) yazmamı geliştiren sayfalarımdı onlar.

Sadece istediğim anda yazdığımda kendimi net olarak ifade edebildim, işte bu yüzden olacak ki edebiyat sınavlarımın kompozisyon bölümünde bölük pörçük cümlelerden oluşan paragrafların oldu hep. Yazmam gereken bir zaman diliminin sonunda gelen ilhama; ne zaman yetti ne de kağıdım… Çok başarılı olamasam da son dakika yazdığım derin cümlelerim kurtarıcım oldu hep…

Yazmak; bir keyif işi, öyle “haydi şimdi bir cümle yazayım” derseniz o cümle hiçbir zaman tamamlanmaz. Gözlem yapmanız, deneyimlemeniz ve anlatılanları özümsemeniz gerekiyor ki o duyguyu tam olarak karşı tarafa verebilesiniz.

Ekonomi ve siyasi alandaki yazıları bir kenara bırakarak, onlara nazaran daha “light” diye tanımladığımız kadın-erkek-yaşam başlığı altındaki bir dergide yazmak istiyorsanız eğer sağlam yazma yeteneğinize, içtenliğiniz eklenmiş olmalı… En azından son üç yıllık dergi deneyimimden ve blog tutmamdan kaynaklı bunu çok net söyleyebilirim. Sevilir bir tarzım olduğu söylenir etraftan, eşten, dosttan :=)

Yazı yazdığımda kendimi rahatlamış, hafiflemiş hissederim. Kızgınlığımı, kırgınlığımı, sevincimi dile getiremediğim ya da paylaşamadığım zamanlarda bir yazı yazarım ve rahatlarım. Yazı yazmak benim için hayatımın akışında olmazsa olmazım dediğim bir şey. Bu mesleği, bu işi seçmeseydim elbetteki başka işlerde yapardım ama bu kadar “fena değil ya da iyi” (buna siz karar verin) olur muydum bilmiyorum.

Yaşasın diyorum çünkü;
Yaşasın içimdekileri istediğim gibi anlatabilme gücüm var.
Yaşasın cümlelerim anlamlı ya da anlamsız duygu barındırıyor.
Yaşasın, böyle bir yeteneğim var.
Yaşasın…

“En alakasız şeylerden, anlamlı yazılar oluşturmak, akışında ve konuşurmuşcasına yazmak” tarzım benim, diyen ben; yazdıkça rahatlayanlardanım….

2 yorum:

  1. bende yaklasık dört aydır yazıyorum cok buyuk bı rahatlama hıssedıyorum yazmak cok guzel bısey:)

    YanıtlaSil
  2. Yazmak ve okumak bence ruhu dinlendiren en güzel şekillerden birisi.
    Yazarak içinden geçenleri kağıda dökmenin verdiği rahatlama ve huzur çokk güzel:)

    Yaşasın diyorum çünkü; Diye başlayan dörtlüğün bunun en güzel örneği,Yüreğine sağlık canım.

    Hoş artık kalemimiz değil,klavyemiz çalışıyor:) Ama olsunn her ikisinde de içten gelen düşünceler parmaklarımız aracılığıyla dökülüyor ya:)

    Sevgiler...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...