***

Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.

***

...

19 Temmuz 2011 Salı

Nedensiz, anlamsız, anlamlı!

Oysa filmi başa sarmak için çok geç kalınmıştı, vazgeçmişti, susmuştu, yok saymıştı ya da öyle yapmak için uğraşıyordu…

İnancı vardı ama umudu yoktu,
Sevgisi vardı ama güveni yoktu,
Aşkı hissedişi aynıydı ama farklı olduğunun farkındaydı...

Her daim beyninde dolanan bazen artan bazen de azalan istekler, düşünceler, düşler, iyiler, kötüler, olanlar, olmayanlar, olabilitesi olanlar, susulanlar, dile gelenler…

Can sıkıntılı bir günün tamda ortasında, yani saatin 16:16 olduğu anda gelen bir mesaj:
X: Bu akşam çay ısmarlayabilirim.

İyi de neden? Nerden çıktı durduk yere? Tüm bunlardan da önce kimdi bu numaranın sahibi, numara tanıdık ama kim? Düşün, kim? O? Hayır, değildir, niye atsınki mesaj, ne alaka? Hafıza zorlandıkça numaranın aslında akılda kaldığı ve sahibesinin kim olduğu hatırlanır. Birkaç mesajlaşma daha ve görüşme!
Düşünceli ama öyle değil, başka türlü… Yorumsuzluğun yorumlandığı an gibi. Karmaşıklığın içinde aslolan düğüm gibi…

Bilir ya beğenisini, isteğini sunar önüne. Aslında derdi sunmakta değil, gösteriş de değil. Dedim ya bilir beğenisini, verir hediyesini. Şaşırır, çünkü beklemez. Anlık bir düşünceyle aklından şöyle geçer; bu zamana kadar ne yapmıştı ki ya da bırak maddi değeri manevi değeri olan bir kağıt parçası bile vermemişti ki! Şaşırdı, mutlu oldu… Hediyesi; oyuncak kırmızı bir Minicooper’dı. Bilirdi O, önce oyuncağını alacak sonra da gerçeğini. Sıralama böyle gitsin diye geçti içinden…

Sohbet muhabbet yoktu, anlamlı anlamsız öylesine, boş beleş konuşmalar işte. Aya takıldı gözleri, ona takıldı bakışları. Sustu… Kahvesinden bir yudum aldı, kırk yıl hatrı kalsın diye.

Yürüdü, bindi arabaya, bir şarkı çaldı, sustu, baktı, bakışmadılar, dokunmadılar, içsel konuşmalar yaşadılar belki de. Dile gelenlerden öte gelemeyenler vardı o akşam gerçeklerin yanında. Gerçekler mi? Bilinen ama işine gelmeyince inanılmayan doğrular ya da yalanlar…

Sonuç:
Emek güzel bir şey, sevgi onunla gelir.
Aşk bambaşka bir şey, heyecan umutla gelir.

Teşekkürler der, iner ve…   

2 yorum:

  1. tam da zamanımda, sanki banaymış gibi bu yazı.. özellikle sonu...
    Emek güzel bir şey, sevgi onunla gelir.
    Aşk bambaşka bir şey, heyecan umutla gelir...

    sevgiler...

    http://pinaryasampinarimmm.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  2. bana bunu yapma tamda yaşlar durup durup göz ucuma gelince ve ben derin bir nefesle geri çekince... sebepler aynı değil ama mutsuzluğun adı birdir her olayda... mutsuzluğuma bir mutsuzlukta senin acın kattı bugün.. dilerim ki yarın mutluluğun mutluğum olur... zbrct

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...