***

Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.

...

22 Mayıs 2016 Pazar

Pelin Karahan röportaj notlarım

Güzel bir İstanbul sabahında buluştuk Pelin Karahan ile. Aklımda merak ettiklerimin yanı sıra bir de acaba ekranlarda şirin şirin pozlar veriyor, çok tatlı gözüküyor ama acaba röportaj ve çekimlerimiz sırasında da öyle mi olacak yoksa bize “Off bitse de gitsek artık!” dedirten kıvamda mı olacak düşüncesi ile “Merhaba” dedim. İlk merhaba son derece önemlidir dostlar bilirsiniz. Bu hayatımızda karşılaştığımız tüm insanlar için geçerlidir. O merhabanın yüze yansımasıyla ön yargılarımızı konuştururuz bazen haklı bazen de haksız çıkarız. Neyseki ben bu konu da haklı çıktım. Enerji dolu haliyle gelince o ses ve bir de “Ohh her şey yolunda gidecek Aslıhan sorun yok”un sinyallerini de alınca başladık çekimlere. Bizim için özenle hazırlanıp gelmiş olması hem bize hem de işine ne kadar saygı duyduğunun göstergesiydi. Ben röportajlar sırasında ünlü isimlerimizin kılık kıyafetine çok önem veriyorum, çünkü bu beni ne kadar önemsediğini gösteriyor. Burdan da artıyı topladı sevgili Pelin Karahan.

Çekimlerimiz çok hızlı geçti, poz verme konusunda gayet başarılı bir anne. Röportajımızda sohbet havasında olunca size tadından yenmez bir röportajı okumak düştü sevgili Anne Bebek Dergisi okurları. Bıcır bıcır bir anne, oğlunu eşini anlatırken gözleri ışıl ışıl bakan bir kadın.  Anlayacağınız tanıştığıma memnun olduğum bir isim oldu kendisi. Röportaj için teşekkür eder, ailesiyle keyifli güzel günler dilerim… Röportajım Mayıs dergimizde....

Fotoğraf: Nebile Hilal Halitoğlu

5 Mayıs 2016 Perşembe

Anne Bebek Dergisi 185/Mayıs Sayısı Bayilerde

Yine harika ötesi bir sayı hazırladık... Kapak fotoğrafımızın güzel kadını Pelin Karahan ile yaptığım röportaj ve ilginizi çekebilecek birçok konu bayilerdeki yeni sayımızda...

2 Mayıs 2016 Pazartesi

Sanaldan gerçeğe... Kaçış oyunu oynamaya ne dersiniz?

Her birimiz hayatımızda mutlaka ya “Hey taksi öndeki aracı takip edelim!” cümlesini kurmuş ya da kurmanın ne kadar heyecan verici bir durum olduğunu düşünmüşüzdür. Peki filmlerden çok fazla aşina olduğumuz bu koşturmaların benzerlerini yaşamaya ne dersiniz? Nasıl yani demeyin hemen. Tamam, size öndeki aracı takip edin demiyorum ama en az onun kadar heyecan uyandıracak bir şifreyi çözmeye ne dersiniz diye soruyorum. “Evet” cevabını da aldığıma göre sizleri Trump AVM'nin içinde olan Escapist’in oyun odalarıyla tanıştırabilirim.

Kaçış oyunlarını, bilgisayar başında oynadığınız online oyunların gerçeğe uyarlaması olarak düşünebilirsiniz. Escapist’de altı farklı oyun odası var. Bu oyun odalarından birini seçip maceraya başlıyorsunuz. Biz kuzenlerimle bu deneyime, Ahmet Ümit’in yazdığı eseri yorumladıkları, macera ve polisiye türü kaçış oyunu olan Agatha’nın Anahtarı ile başlamayı tercih ettik. Oyunun süresi bir saat ve bu bir saat içerisinde size verilen şifreleri çözerek anahtarı bulmaya çalışıyorsunuz. Burada odayla ilgili size hiçbir detaydan bahsetmeyeceğim elbette. Çünkü söyleyeceğim her şey bir şifre çözücü cümle olabilir. Sadece odaya dikkatli bakmanızı, hızlı hareket etmenizi, pratik düşünmenizi, bu ne ki acaba şifre yok bunda dediğiniz ne varsa şifrenin ta kendisi olabileceğini düşünmenizi tavsiye edebilirim.

Maksimum beş kişi ile oynanan oyunlara biz dört kişi gittik ve her birimiz şifreleri çözme telaşıyla zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık. Bir saat çok uzun bir zaman dilimi gibi gelse de oyunun heyecanından mı gizemi çözme merakımızdan mı bilemem ama bir saatin beş dakika gibi geldiğini söyleyebilirim. Çok güzel, hareketli ve eğlenceli bir saatin sonunda size anahtarı bulabildiğimizi de söylemek isterdim ama bu konuda tüm şifreleri çözmemize rağmen zamanımızı doğru kullanamadığımızdan anahtara yani mutlu sona ulaşamadık. Hadi size anahtarı bulmanız için bir şifre de ben vereyim hızlı hareket edeceğim diye her şeyi birbiriyle karıştırmayın. Asansöre bindiğiniz an başlayan maceranızda en önemlisi bu çünkü.

Ben macerayı seçtim ama siz korkuyu da seçebilirsiniz. Bunun için www.escapist.com.tr adresine girip, oyunları inceleyip, beğendiğiniz oyunun saatine rezervasyonunuzu yaptırmanız yeterli.

2 kişi 140 TL olan oyuna eklenen her kişi için +20 TL ödüyorsunuz. Verdiğiniz paraya kesinlikle değer diyerek, gitmenizi tavsiye ediyorum...Ben çok ama çoook eğlendim. 


10 Nisan 2016 Pazar

Gezinti çantamızda neler olmalı?

Anne olmadan önce çantanızın içinde bir makyaj çantası ve onun içinde de en sevdiğiniz kozmetik ürünleri olurdu öyle değil mi? Şimdi bu çantadan çok uzakta bir yerdesiniz sanırım. Kesin öylesinizdir, çünkü siz artık bir annesiniz ve çantanızı kolunuza takıp ardınıza bile bakmadan kapıyı vurup çıkacağınız günler çoktan gerilerde kaldı bile. Kol çantanızdan sırt çantanıza terfi ettiğiniz bu günlerde gelin birlikte dolduralım içini.

Anne olsanız da olmasanız da çantanızın içinde bir ıslak mendil mutlaka olmalı. Çocuk bu ellerinin ne zaman neye değeceği hiç belli olmaz.

Emzirmeye devam ediyorsanız eğer istediğiniz yerde daha kolay emzirebilmek için bir emzirme önlüğü o çantanın içinde olursa hiç de fena olmaz. Diğer örtülerde bu işlevi belki görecektir ama sürekli bir düzeltme ihtiyacı bebeğinizin emme lüksünü de düşürür, unutmayın.

Parkta koşup terleme çağındaysa eğer terini emecek havlu gibi bir bez parçasını da çantanıza atın.

Aman suyunuzu yanınıza almayı unutmayın. Bunu da termosa koyarak yanınıza almanız daha iyi olur.

Biberonu, kullanıyorsa emziği bir de her zaman kurtarıcınız olan en sevdiği oyuncağı yine çantanızın için de olması gerekenlerden.

4 Nisan 2016 Pazartesi

Anne Bebek Dergisi 184/Nisan Sayısı Bayilerde

Bahara yakışan bir sayı ile yine raflardayııız... Ellerime sağlııııık :=)


13 Mart 2016 Pazar

Dergilerin hedef kitleleri ve duygusal bağ


Bir anne bebek dergisini diğer dergilerden ayıran en önemli özelliği duygusal boyutunun en uç noktada olmasıdır hiç şüphesiz. Araştırmayı, okumayı ve öğrenmeyi seven; bilinçli, farkındalığı yüksek kişiler anne olacağını öğrendikten sonra araştırmaları sonucu aldığı kitapların yanı sıra bir de kendine en yakın hissettiği bir dergiyi mutlaka takip ediyorlar. Bu takipte kritik iki nokta oluyor çoğu zaman: Konu içeriği ve yazı işlerinin okurlarıyla kurduğu bağ. Bunu yaklaşık sekiz yıldır bu sektörde Editör olarak görev yapan biri olarak çok rahatlıkla söyleyebilirim. Yani sizin konu içeriğiniz kadar anne adayıyla kurduğunuz bağ da çok önemli anne bebek sektöründe. Burada sizi, yazdıklarınızı, paylaştıklarınızı yakın arkadaşı gibi görüyor olmalı okurunuz. Tanıdık bir arkadaşıyla karşılaşmış gibi hissetmeli kendini. Öyle olmalı ki size mail attığında bile bir cevap alacağını biliyor olmalı.

Hamilelik sürecinde bu bahsettiğim bağı kurmayı başarmışsanız, doğum sonrasında da bebeğini sizinle büyütmeye devam edecektir anne ve hatta bunu sizinle de paylaşıyor olacaktır aralıklarla. İkinci bebeğinde bile yine sizinle anılar biriktirmek isteyecektir. Örneğin çalıştığım Anne Bebek Dergisi’nde her ay üç anne ya da anne adayımıza tam sayfa doğum ve hamilelik sonrası hikayelerini paylaşmaları ve bebeklerinin fotoğraflarını yayınlamak için sayfalar ayırıyoruz. Bu sayfalar kendilerini özel hissettirmekle birlikte evlerinin en değerli köşelerinde dergimizin saklanmasına ve kulaklarımızın her daim güzel çınlamasına da neden oluyor. Bu örnekler çoğaldıkça yani paylaşımlar arttıkça, okunma oranınızla birlikte takip edilme oranınız da artıyor. Bu da size yaptığınız işten olumlu/olumsuz dönüşler almanızı sağlıyor.

“İş hayatı dediğin profesyonellikten oluşur, duygusal bağ mı nasıl  yani?” demeyin hemen. Siz bu duygusal bağı okurlarınızla kuruyorsunuz, patronunuzla ya da çalışma arkadaşlarınızla değil. İş değiştirdiğiniz zaman yine aynı kişilerle yol alıyor olacaksınız belki de. Bu sebeple bu duygusal bağı korumaya bakın siz derim her zaman.

Aylık bir dergide çalışma gibi bir hayalinizin içinde kendi sektörünüzü anne bebek alanı olarak belirlediyseniz eğer iletişiminizin güçlü, kimseyi kırmadan yol alabilecek, herkese aynı mesafede olurken samimiyetinizi de bunun içine ekleyebilecek yapıda olmalısınız, çünkü derginizi alan anne veya anne adaylarınızın çoğu yazımın başında da belirttiğim gibi loğusalık ve sonrası sendromu az ya da çok yaşayan kişiler olacak. Bu da beraberinde anlayışlı olmayı getiren bir durum… Sabrınız yoksa sizleri başka bir alandaki kadın dergisine alalım lütfen.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...