***

Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.

***

...

28 Kasım 2011 Pazartesi

Astrolog Nuray Sayarı söyleşisinden

Her cümlesine önce kendini sev diye başlayan başarılı Astrolog Nuray Sayarı ile Ocak 2012’de bizleri nelerin beklediğini öğrenmek için ofisinde buluştuk.
Algıları sezgileri güçlü bir kişinin karşısına oturduğunuzda biraz tedirgin olabiliyorsunuz, çünkü o sizin aklınızdan geçeni kolaylıkla anlayabiliyor. Durum böyle olunca da sorunuzun cevabını alırken aklınıza takılan yerlerine de cevap bulabiliyor ve sürekli sorular sorma gereğinde bulunmuyorsunuz. “Bu da doğru” diyerek onaylıyorsunuz her söylediğini.

Anlayacağınızı önce odasının atmosferi ve sonrasında da anlattıkları sizi büyülüyor. Bunlardan birini sizlerle paylaşmak istiyorum. 40 rakamının hayatımızdaki yerini biliyor musunuz? İşte Nuray Hanım’dan 40 gün hikayesi:

“Bir boyuttan diğerine geçeriz ve Tanrı’nın semasından ayrılırız. Bilmediğimiz bir boyuttur bu, dünyanın en harika meleğinin ellerine doğsakta. O melek bizim annemiz olsada. Biz ruh olarak Tanrı’nın ışığında gölgeleniriz. O ışıkla güven içinde oluruz. Sonra Tanrı bize bir göz verir. Doğum vakti başlar, çok korkarız. Nereye gideceğiz, ne yapacağız diye. Önce bir can atarız farklı bir boyutta olmak için. Sonra derki; korkma, sana iki tane melek vereceğim ve seni kırk gün boyunca oyalayacak. Seni o boyuta alıştıracak. Bir boyuttan ayrılıp, bu boyuta geliriz. Anne rahminden dünyaya geliriz. Mevlana’nın dediği gibi “Karanlıkta ışığı görünce ağlarız.” O ışık bu boyuttur. Ama o kırk gün bebek hep gülümser, işte o kırk gün Tanrı’nın görevlendirdiği meleklerle oyalanır ve alışır. Kırk gün sonra anne ile bağlantısı başlar ve çevre ile iletişim kurmaya çalışır. Büyür ve bazen belki de çok az bir zamanda görevini tamamlar. Bebekken de ölebilir, onunda imtihanı anne-babaya evlat acısını vermektir. Burada da insanların bu acıyı kabul etmesi gerekmekte ki bir daha o acı ile imtihana geçmesinler. Her şeyi kabul etmeliyiz. Vakit geliyor, bir gün ölüyoruz ve bu seferde kırk gün arkamızdan okunuyor. Böyle bir bağlantı vardır kırk rakamı ile hayatımızın. Hep ne deriz; kırkı çıktı, kırkına girdi. Dolayısıyla sıfırın ve dördün hayatımızda çok büyük bir anlamı vardır. Çünkü biz sıfırla doğarız. Uzak doğuda kırk uğursuzluk olarak bilinir, dörtte. Amerika’da on üçtür, toplamı da dörttür. Kırk yaşına kadar iyi yaşarsınız, kırk yaşından sonra yükseleninizle hayatınızı sürdürürsünüz.”

İki saat süren söyleşimiz sırasında anneliğinden, evliliğinden, 2012 yorumlarından, gün ve sayı yorumlarında, kuantuma kadar birçok şeyi konuştuk. Tüm detaylar Anne Bebek Dergisi Aralık sayısında.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...