***

Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.

...

30 Aralık 2013 Pazartesi

Nevra Serezli: "Biz kokulu kağıtlara aşk sözcükleri yazardık."

Bu sefer daha fazla heyecanla, merakla acaba nasıl olacak düşüncesinden kaynaklı bir tedirginlikle gittim röportajıma. Çünkü sohbet edeceğim isim Nevra Serezli'ydi. "Hoş geldiniz çocuklar, buyurun." diyerek bizi koltuklarımıza yönelttiğinde ve ben ilk sorumu sorduğumda rahatladım. Önce torunlarından başladık sohbete. Ne kadar çok sevdiğini, bu dönemde yeni bir yaşam sevinci olduğunu anlattı, ardından başka bir heyecandan, hayatını kaplayan tiyatrodan bahsettik. Tiyatro zor iş diyor, sporcu eğitimi şart. Ben de tiyatrocu olacağım demeyle olunmaz, ağzında  sakız varmış gibi konuşan yeni neslin "Bu sezon teklif gelirse bir tiyatro oyunun da rol alabilirim." cümlesinden son derece rahatsızlık duyuyor, çünkü bunun tiyatrocuları hafife alır bir tavır olduğunu düşünüyor. Şunu da ekliyor ardından "Yeniler arkamızdan gelmesin kompleksinde değilim." Sonra bir başka aşkı, ulaşabileceğini o yıllar hayal bile edemediğini söylediği, 45 yıllık hayat arkadaşı Metin Serezli'yi konuştuk, öncesinde Tanrı'dan bir kez daha rahmet dileyerek... Ve bir de yeni filmi "Senin Hikayen'i...

26 Aralık 2013 Perşembe

Tiyatro Önerisi: "Huysuz"

“Molière’in Huysuzu” lakaplı eski tiyatro oyuncusunun ve çevresindekilerin biraz gerçek, biraz hayal hikayesini sahneye taşıyan bol kahkahalı, aşklı, entrikalı, danslı, rengarenk müzikal...

Sezonun en çok ses getiren yapımlarından biri olan “Huysuz”da; Engin Alkan, Büşra Pekin, Deniz Uğur, Haki Biçici, Gülhan Tekin, Umut Temizaş ve Esra Akbaş, rol alıyor...

Engin Alkan’ın kaleme aldığı ve yönetmenliğini üstlendiği “Huysuz”; huzurevinde yaşayan ve Molière oyunlarındaki başarısı nedeniyle, zamanında “Molière’in Huysuzu” lakabıyla ünlenmiş eski bir tiyatro oyuncusunun zihninde canlanan, biraz gerçek, biraz hayal, kahkahası bol müzikal bir gösteri.

Engin Alkan'ın daha önceki Vişne Bahçesi, Tarla Kuşuydu Julyet ve İstanbul Efendisi oyunlarını izlemiş biri olarak yine bir Engin Alkan klasiği ortaya konulmuş cümlesini çok rahatlıkla kurabilirim. Ben usta oyuncunun oyunlarını izlemekten çok keyif alıyorum.  Açıkhava'nın bahçesinde kendisi ile bir de röportaj da yapmıştım Milliyet Gazetesi/Cadde Eki için. Merak edenler
buraya tıklayarak okuyabilir... Oyun sırasında kurgulanmış seyirci diyalogları olunca izlediğim oyun bana ayrı bir güzel geliyor hele bir de içine gündemden cümleler eklenince ballı kaymak oluyor. Bu oyunda da Harpagan'ın altınları ayakkabı kutularının içindeymiş meğer... Anlayanlara sevgiler :=) Sanatsız olmaz!

Tüm oyuncuları tebrik ediyorum, çünkü sekiz buçukta başlayan oyun on iki gibi bitti. Ciddi bir emek vermiş herkes ama Deniz Uğur'u da ayrı bir tebrik etmek istiyorum ve de merakla soruyorum nasıl bu kadar esnek bir bacaklarınız var? Bu sorumun nasılda haklı yanı olduğunu oyunu izlediğinizde anlayacaksınız mutlaka...

Unutmadan şunu da belirtmek isterim. Oyun çocuklar için pek de uygun değil.


Oyunun konusu: Hastalığından dolayı tedavi masraflarından kurtulmak isteyen Harpagan, kızı Sümbül'ü bir doktorla evlendirmek isterken budala doktor adayı Arif ve kibirli annesi Mürşide Huzurlu kızına talip olur ama Sümbül'ün kalbi Klean için atmaktadır. Bunun için evin hastabakıcısı, hizmetçisi ve belki de her şeyi olan Anjelik bu evliliğin olmaması için uğraşır. Bir de Harpagan'ın genç, seksi ve para düşkünü Madam Biju vardır... Onun derdi de bambaşkadır. Biri iyi bir doktor damadı olsun ister, diğeri sevdiği kişiyle evlenmeyi, biri yaşlı kocasının parasını alıp kaçmayı bir diğeri yanlışlığın ortaya çıkmasını ister. Durum böyle olunca da işler karışır ve oyun yol alır...

AYSA Prodüksiyon Tiyatrosu’nun sahneye koyduğu “Huysuz” oyununu izlemenizi tavsiye ederim...

Oyun tarihleri: 6 Ocak Yunus Emre Büyük S. / 8 Ocak KKM Gazanfer Özcan / 10 Ocak Caddebostan KM / 23 Ocak Kadıköy Halk EM

23 Aralık 2013 Pazartesi

Tolga Örnek'in yeni filmi "Senin Hikayen"

“Devrim Arabaları”, “Kaybedenler Kulübü”, “Labirent” gibi birçok başarılı filme imza atan Tolga Örnek'in filminden Anne Bebek Dergisi'nin Aralık sayısı için Nevra Serezli ile röportaj yaptığımda haberdar oldum. 

Ben hiçbir zaman sinemacı olmadım diyen Nevra Hanım kendini sinemadan yirmi yıl kadar uzak tutmuş ve aşık olduğu mesleği olan tiyatro ile devam etmiş yoluna hep. Tolga Örnek senaryoyu kendisine sunduğunda, heyecanla son sayfasına kadar okumuş ve hemen Tolga Örnek'i arayarak bu işin içinde olmak istediğini belirtmiş.

Bu kadar yıl aradan sonra kendini heyecanlandıran "Senin Hikayen" filmine de haliyle tüm sinemaseverleri davet ediyor... Röportajımız sırasında "Bazen güleceğiniz ve bazen de boğazınızın düğümleneceği bu filme kendi hikayenizi görmek için gelip izleyin." değince ben de vizyona 27 Aralık günü girecek olan filmin, davet edildiğim ön gösterimine merakla gittim bugün. "Nasıldı peki film, fragmanı kadar etkileyici miydi?" diyen sese hemen cevap veriyorum: Evet!

Ama ben daha babaanne olacağım diyen bir sesle başlar film… Bebek bakmaya hazır olup olmadıklarını sorguladıkları dönemde hamile olduğunu öğrenen Esra, ona nasıl tepki vereceğini bilemeyen, şaşıran ama sevinen Hakan, babaanne olacağından dolayı mutlu olan Meral…

7 yılın sonunda hamile olduğunu öğrenen Esra, ne kendisinin ne de Hakan’ın bu bebeğe hazır olmadığını düşünür, çünkü yolunda gitmeyen Hakan’ın işinin aksine, terfi olup yurtdışına çift katı maaş ile gitme ihtimali vardır. Tam da bu noktada 6 haftalık hamile olduğunu öğrenen Esra’nın kafası karman çorman olur… Esra ve Hakan tarafında bunlar yaşanırken babaanne olmayı çok isteyen Meral, bunun artık zamanının geldiğini hatta geçtiğini düşünür, çünkü haklı bir sebebi vardır…

Son günlerde izlediğim en harika film olan “Senin Hikayen” elindeyken kaybetme diyor, çok sorgulama diyor, hayat aksın gitsin diyor, mutluluk o kadar da zor değil diyor… Tüm bu cümleleri kurarken de seni içine çekiyor, etkiliyor ve nefes almadan izletiyor kendini sana.

27 Aralık’ta vizyona girecek “Senin Hikayen”i herkes izlemeli ama özellikle de yeni evlenen ve hatta çocuk sahibi olmayı düşünen ya da yeni ebeveyn olacağını öğrenenler mutlaka ve mutlaka izlemeli, çünkü hem çok gülecek hem de çok ağlayacaksınız bu serüvende…

Film’de Cem Adrian şarkısına da bayıldım, harika bir şarkı seçimi olmuş “Ben Seni Çok Sevdim” dinlemek isterseniz tıklayın…





 












“Senin Hikayen”de başrolleri; Timuçin Esen, Selma Ergeç, Nevra Serezli ve Sait Genay paylaşıyor. İdil Fırat, Başay Okay, Levent Can, Murat Serezli, Yeşim Ceren Bozoğlu, Şirin Kılavuz, Gözde Kocaoğlu ve Yeliz Orçin’in de rol aldığı filmde Cem Bender ve Tolga Örnek’in oğlu Derin Örnek de konuk oyuncu olarak izleyici karşısına çıkıyorlar.

 Filmin fragmanı için tıklayın...
 

18 Aralık 2013 Çarşamba

Anılar biriktirin... İşte size 8 öneri!

Aranızda ilk iki yaşını hatırlayan var mıdır bilemem ama ben hatırlamıyorum mesela. Evde albümümde olan fotoğraflar ve annemle babamın anlattıkları olmasa hiçbir şey hatırlayamayacağım çocukluk anılarımın ilk günlerinden. Muhtemelen sizin için de durum böyledir. Aslında şimdi her şeyi çok daha kolay işleme geçirdiğimiz bir dönemdeyiz. Anıları hatırlanır ve kalıcı kılmak çok basit. Bunun içi size öneriler hazırladım. Hepsi elle tutulu gözle görülür örneklerden oluşuyor. Hatırlanmaya değer günler sizinle olsun...

16 Aralık 2013 Pazartesi

Dremel ile keyifli bir workshop gününden...

Dremel yani Bosch Elektrikli Ev Aletleri’nin Hobi Markası yeni bir yılın öncesinde, kendimize ya da sevdiklerimize el emeği hediyeler verelim diye İMA (İstanbul Moda Akademisi)’ne misafir etti bizi.
 


















Neyi nasıl yapacağımızı bilemeden gittiğim bu workshop’ta son derece keyif dolu vakit geçirdim. Dremel ailesi ile tanıştıktan sonra, onların pratik el aletleri ile yaratıcılığımı konuşturarak; güzel bir saksı, süper bir çerçeve yaptım kendime. Aslında bir de bardağı işleme işimiz vardı ama ben onda pek de başarılı olamadım doğrusu…

Neler neler yaptım öyle…
En son lisedeyken suluboya fırçasını elime almıştım her halde. Önümdeki masada boyalar, paletler, süsler durunca hemen işe koyulmak istedim veee saksımı boyamayla başladım. Pembe ve mor rengi tercih ettim. Böylelikle ruhumu ifade eden hem eğlenceli hem de şeker tadında bir saksıya sahip oldum. Onu kurumaya bıraktığım vakit, fotoğraf çerçevesini yapmaya başladım. Aslında onun etrafını boyayacaktım ama kurumama ihtimalinden dolayı boyasız olarak yeni yılın sembollerini sağına soluna yapıştırmayı tercih ettim. Güzel bir çerçeve çıkardığımı düşünüyorum ortaya. Aslında çerçeveyle işim bitmişti ama son anda gördüğüm o mor tüyler kanıma girdi ve bir tane daha fotoğrafta da gördüğünüz gibi “Mor tüylü” çerçeve yaptım kendime. Son olarak bir de cam işleme işimiz vardı ki sormayın gitsin. Neden mi? Beceremedim ben onu, çiçek çizmeye çalışırken karman çorman bir şeyler ortaya çıktı. Onun fotoğrafı yok :=) Tabi tüm yapıştırma ve çizme işlemlerini Dremel’in minik hobi ürünleri ile yaptığımı da belirtmeme gerek yok galiba :=)

İki saatten fazla zamanımı geçirdiğim bu workshop’ta çok eğlendim… Arada bir de olsa hobilerimizi işleme geçirmeye çalışın derim mutlaka. Strese de iş yorgunluğuna da kafa dağınıklığına da kısacası ruhunuza da iyi gelecek bir hobi candır.

Evimizdeki her parçayı değerlendirebileceğimizi bir kez hatırlatan Dremel markası’nın yani Bsoch Elektrikli Ev Aletleri Hobi Markası’nın bir de 40’dan fazla ilham verici fikirlerden oluşan “İlham Kitabı” olduğunu da hatırlatarak Caretta İletişime, Bosch Dremel Ailesine ve fotoğraflar için Eser Köse'ye teşekkür ederim...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...