***

Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.

...

19 Aralık 2012 Çarşamba

Pınar Esen'in evine konuk olduk...


Başarılı kadınlara hayranım ben ve bunu söylemekten hiç ama hiç bıkmayacağım. O başarılı kadınlardan biri olan CNNTürk ekranlarından haftasonu bize merhaba diyen Pınar Esen ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik geçen gün evinde. Birçok şeyi konuştuk. Anne Bebek Dergimizin Ocak sayısında okuyabilirsiniz. Şimdi röportaj sırasında olanlara dönelim. Okuldan çıktığında "Fotoğrafçı abla geldi mi?" diye bizi bekleyen Güney oyununu bölemediğinden kapıda bizi Pınar Hanım, ekrandaki samimi gülüşü ile karşıladı. Sonra iyi bir ev sahibi olarak bize kahve ikram etti. Bi kahvenin kırk yıl hatrı vardır diyerek başladık konuşmaya. Sohbetimiz sırasında yanımızda oturan Güney bizimle çok ilgilenmedi, çünkü kendileri annesinin telefonuyla oyun oynamaktaydı ve yenildiğinde ise "sesinizden rahatsız oldum" deyip bizim üzerimize atmaktaydı. Yendiğinde ise tüm çocuklar gibiydi. Tam da bu noktada, röportajımız bitmiş olduğundan, Güney'in keyfi yerinde olduğundan, dergi için güzel pozlar verdi bize. Biraz bizi zorladı öncesinde ama uyumlu ve söz dinleyen bir çocuk olduğundan tamamladık çekimleri de saatler sürmeden. Pınar Hanım şu cümleyi Güney'e okuyun lütfen. Ben onun saçlarına bayıldım, ne yakışıklı çocuk o öyle yahu :=) Geldiğimizde karşılamasa da giderken bizi kapıdan uğurlayan Güney'den biz bir türlü ayrılamadık çünkü röportajımız sırasında susan çocuk kendine geldi ve başladı anlatmaya. On dakikadan fazla kapı muhabbeti yaptık ama sonunda Güney'den bir şekilli kurabiye yeme sözü aldık. En kısa zamanda görüşmek üzere diyerek Pınar Hanım'a çooook teşekkür ederim.

13 Aralık 2012 Perşembe

Anne Bebek Dergisi Standımıza Bekleriz



Merhaba, 14-15-16 Aralık günleri sabah 11:00'dan akşam 19:00'a kadar Anne Bebek Dergisi standında  sizleri bekliyor olacağız. Üstelik fuara özel sürpriz kaçırılmayacak bir abonelik paketimiz var.


10 Aralık 2012 Pazartesi

Kerem Eser: “Bir kasa portakalla başladım işe!”


En değerli Jonglörlük malzemelerinin portakallar olduğunu belirten başarılı bir isimle Cihangir’de buluştuk sizler için. Jonglörlük, illüzyon, unicyle, clown oyunculuğu ve gösteri sanatlarının birçok uzmanlık alanını bir araya getirerek “Kerem Eser Show” sahne performansıyla büyük ilgi gören Kerem Eser yani çocukların tanıdığı nam-ı değer Bay Paytak ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Söyleşimiz sırasında küçük bir gösteri yapan Kerem Bey, herkes gibi bana da “Nasıl yani, bu nasıl oldu şimdi?” şeklinde cümleler kurdurttu yaptığı küçük hamlelerle.

En zor sorudan başlayarak bize kendinizi anlatmanızı istiyorum sizden. Bu işe nasıl başladınız? Hobi olarak neden bu mesleğe merak sardınız ve sonrasında işiniz oldu?
Doksan bir yılı itibariyle görsel sanatlara ilgim baladı –ki on yaşlarındaydım o zaman. Ancak dokümana dair hiçbir şey yoktu. İlk ilizyonla başladım işe. Hatta ilk malzemem şaka dükkanlarında satılan kutulardandı. Hani içinde bir şeyi kaybettiklerinizden. Sonra babam yurt dışı gezisinde bana  birkaç illizyon malzemesi getirdi. Onlar da beni iyice teşvik edince illizyona daha bir merak sardım. İlizyonda kendi kendine bir şey yapmak çok zor. Dediğim gibi ne malzeme vardı ne de bir bilgi. Tek bir parça için Ankara’yı talan ettiğimi bilirim. Bir oyun yapacağım ve tam yuvarlak sürahi mi lazım bunun için. Tam yuvarlak olmalı. Bunun içinde istediğimi bulana kadar dolaştığımı hatırlıyorum. Çok zorlandım yani. Dayım benim dikkatimi çekmek için portakalları alır, jonglörlük yapardı. Derken babam eve bir kasa portakal getirmişti bir gün. O gün benim bu işe başladığım gündür. Dokusu, ağırlığı ve yumuşaklığı ile dört dörtlük bir jonglörlük malzemesidir portakallar bu arada. Ne yapmam gerektiğini çizdim, düşüne düşüne de yaptım. Okula götürür, portakallar patlayana kadar yapardım ki o zamanlar bu işin ne olduğunu bile bilmiyordum. Jonglörlük kavramı daha yeni yeni bilinmeye başlandı. Bizde bir de böyle bir durum var. Her şey zorlayıcı bir şekilde devam etti yani.

Zor değil mi?
Mantığını ve matematiğini çözdükten sonra gerisi geliyor… Sonuç olarak kendimi Jonglörlüğe daha yakın hissettim. Bir baktım jonglör oluvermişim 2-3 yıl içinde. Dışarıda bile antrenman yapıyordum. İlk nubetlarımı pet şişelerden yaptım. Yurt dışına giden herkesten malzemeler istedim. Yaklaşık beş yıl sonra doksan altı yılında bir jonglör giderken nubetlarını bana bıraktı. Benim için harika bir şeydi. Ayırmazdım yanımdan. Reklam tabelasından çember yaptırdım, tabi kenarları kesik kesik olduğundan ellerim kanaya kanaya çalıştım. İnatla devam ettim her şeye.

Siz aynı zamanda kurumsal firmalara, çalışanlarına da eğitim veriyorsunuz. İçeriğinden bahsedebilir misiniz?
İnsanların gündelik objelerle neler yapabileceklerini anlatıyorum özetle bu eğitimlerimde. Yakın planda illizyon ama etkili oyunlar yapıyoruz. İllizyon ve jonglörlükte aynı anda hem sağ hem de sol beyninizi kullanıyorsunuz. Vücudunuzun iki yanını da kullanabilmeyi öğretiyor jonglörlük insana. İnsan mutlu olduğunda, eğlendiğinde rahatlıyor. Eğitimlerimin amacı da bu oluyor.

5 Aralık 2012 Çarşamba

Sırada makarna yapımı var. Yine MSA'dayım

                                                               "İtalyan mutfağının eşsiz lezzetlerinden "El Yapımı Makarna ve Sosları"nın püf noktalarını öğrenmek ister misiniz?" diye sorulunca, elbetteki cevabım "Eveeet!" oldu MSA'da keyifli vakit geçirmeyi seven biri olarak.

 Her zamanki gibi sevgili meslektaşım Işıl ile mufakta harikalar yarattık. Abartmıyorum, biz bu mutfağa alışığız haliyle de güzel oldu yaptıklarımız :=)


Neler mi yaptık?
* Mantarlı makarna hamurundan Fettuccine, yaban mantarları, dana bacon ve kremalı parmesan sos ile.
* Ispanak ve ricotta peynirli dolgulu ravioli, taze fesleğenli domates sos ile.
* Fettuccine, dört peynir sos ile.

Bu makarnalar nasıl yapılır derseniz MSA'nın takvimine bir bakın derim.


Veee bu güzel etkinliğe bizi davet eden Mars Lojistik'e çoook teşekkür ederiz. Bir başka mutfak macerasında görüşmek üzere.

4 Aralık 2012 Salı

Anne Bebek Dergisi 144. Aralık Sayısı

Yeni yıla özel
Kısa bir aradan sonra sizlerin bebekleri/çocukları ile kapak çekimlerimizi gerçekleştirmeye başladık. Ay aralık olunca, yılbaşı kapağı hazırlamak için Alev Özkan’ın kızı Aysun ile çekimlerimizi gerçekleştirdik. Poz vermeye meraklı biri olunca Aysun, çekimlerde gayet güzel ve keyifli geçti. Çekimimize evin minik neşesi Aslı’da katılınca mutlu bir aile fotoğrafı çekmek hiçde zor olmadı.



2 Aralık 2012 Pazar

Engin Hepileri: "Egoyu kontrol etmek lazım"

 Bugünkü Milliyet Gazetesi Cadde Eki'nde Engin Hepileri ile yatığım röportaj yer aldı.
Keyifli pazar gününüz için keyifli bir söyleşi okumak isteyenlere duyurulur...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...