Oyununun başlamasına yaklaşık iki saat kala buluştuk Barış Çakmak ile. Gayet net ve sakin bir ifadesi vardı. Sanki oyunu o değil de başka biri oynayacak gibi. Buda eğitimli olmanın ve işinin hakkını verdiğine inanıyor olmanın insana sağladığı bir duruş olsa gerek diye düşünüyorum. Şimdilerde yeni bir dizi için çalışmalara başlamış, ekim ayında onu yine televizyonda izleyeceğiz ama öncesinde 11 Eylül olaylarını konu olan “Korku İmparatorluğu” oyunu var.
“Tiyatroda oynayan insanların televizyonda tanınmış olmaları beni rahatsız etmiyor, yeter ki oyuncu olsunlar.”
Duruşunuz net ve bir o kadar da sert gözüküyor. Bendeki ilk izlenim bu oldu. Sizden kendinizi tanımlamanızı istesem…
Çok netimdir. Hayatım boyunca hep net oldum. Ortaokulda ne müzik dinliyorsam hala onu dinliyorum. Kulağıma hoş gelen her şeyi dinlemem. Beğenim vardır ve onu dinlerim mesela.
Berbat dünyada duyarlı olmaya, inandığı şeyleri yapmaya çalışan, insanları seven, ayrımcılıktan tiksinen biri olarak tanımlayabilirim kendimi.
Sahne; işyerim.
İstanbul; acayip bir yer.
Hayat; ölmeden önceki süreç.
Televizyon; beyaz cam. Hayatı yaşamaktansa ona boş boş bakmamızı sağlayan bir obje.
Kendinizi ifade ettiniz ama aslında sizi tanımak isteyenler internet sitenizden de takip ederek hakkınızda birçok şeyi öğrenebilir…
Evet! Uzun Hikaye kendi dili olan bir site. Yaklaşık bir senedir uğraşıyorum. O benim kendi yayınım gibi. Hem yazılarım, hem kendi tasarladıklarım, hem resimlerim, hem aklımdan geçenler, hem yazılarım yani tek başına bir dergi çıkarıyor gibi bir durumum var altı bin beş yüze yakın bir takipçim var. İki-üç gün bir şeyler post etmezsem mesajlar yağmaya başlıyor. Ben çok keyif alıyorum. Burada güzel olan yorum yapamıyor olmanız. Keyfimin istediği gibi yazıyorum.
Madem oyun öncesi buluştuk sondan başlayalım. Oyun öncesi nasıl geçer, neler yaparsınız? Nasıl hazırlanırsınız?
Ne oynadığınıza bağlı aslında. Mesela şuan oynadığım oyunda çılgınca işkence gören ve kırk sekiz saat uyumayan birini oynadığım için her şekilde oyunda olabilirim. Gözlerim morarabilir, uykusuz olabilirim. Oyununa göre değişir açıkçası. Sonuçta ben konservatuardan gelmeyim. Mesela şuan birlikte röportajımızı yapıyoruz, ardından oyuna gireceğim sonrasında çekim için bir yerlere geçeceğim. O kadarda dikkat etmiyoruz yani. Özellikle dizi sektörü o kadar da düzenli olmadığından dikkat etme lüksünüz olmuyor.