Sanırım en zoru da bu...Kendini anlatmaya çalışmak...
“Büyüyünce ne olacaksın?” diye sorduklarında verdiğim cevap hep: “Spiker, muhabir, gazeteci…” olmuştur benim…
Çocukluk hayallerimizi, yaşam şartlarının bize sundukları değiştirmeye çalışsa da ben şuan sevdiğim işi yapıyorum. Sanırım bu yüzdendir ki yaptığım işten son derece keyif alıyorum.
Lise dönemimde okul gazetesi çıkarmaya çalışırlarken hadi ben de röportaj yapayım dedim ve Sevinç Erbulak’la ilk röportajımı yaptım, dergiyi çıkaramadığımızdan ilk röportajım yayınlanmamış olsa da benim için güzel bir deneyim olmuştu… Lise dönemi bir koşturmaca içinde hemen geçiverdi.
Vee üniversite süreci başlıyor derken bir baktım ki 2006’da Beykent Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü’nden mezun olmuşum. Her ilk mezun gibi –ki 2. sınıfta staj dışı başka bir yerde çalışmamış biri olarak- yaklaşık on ay iş aradım. Tabi bu süreçte nerede kurs var, orada ben modundayım. :=)
Excell İletişim’de stajımı yaptığımda “Evet ben doğru bir bölüm okumuşum.” dedim. Ama şimdi işin basın kısmında olunca “Evet hayat beni doğru yönlendirmiş.” diyorum.
İsteklerimle, bulduğum işler örtüşmeyince üzerimdeki hiç çalışmadım psikolojini atmak için yaklaşık altı ay Ercan Kazaz’ın asistanlığını yaptım. Ayrıldığımın ertesi günü Anneyiz.Biz’de Yazı İşleri Müdürü olan ve aynı zamanda üniversiteden arkadaşım Pınar Eslek aradı, bir proje için birilerini alacaklarını söyledi. Söz konusu Hürriyet ve Anneyiz.Biz gibi duyulmuş bir yayın organı olunca hiç düşünmeden görüşmeye gittim ve pazartesi de iş başı yaptım. Ama şans işte proje iptal oldu, sonra biraz web kısmında günlük haber girişlerini yaparken, e-marketin hazırlıkları başlayınca orada görev aldım ve müşteri hizmetleri bölümünde buldum kendimi. Dergiden editörümüz ayrılınca da Pınar Eslek ve Pınar Reyhan “sen bunu yapabilirsin” diyerek, dergi bölümüne geçirdiler beni ve böylece çocukluktan beri istediğim, şu andaki mesleğime (editörlüğe) ilk adımımı atmış oldum.
“Birileri size güveniyor, istediğiniz ama bilginizin olmadığı bir işin başına geçiriyor ve sizden olumlu bir sonuç bekliyor.” Bu düşünce üzerime çok fazla sorumluluk katsada işin üstesinden geldim ve ilk sayımı çıkardım. Ama hep söylediğim bir şey var; her nerde olursam olayım ne yaparsam yapayım Anneyiz.Biz’in yeri ben de ayrı… Aslında bakarsanız bu her şey de böyle değil midir? İlkler özeldir ve güzeldir…
Toplamda bir yıl çalıştıktan sonra, ayrılmak zorunda olduğum için 5-6 ay kadar ara verdim işime ve Mart 2009’da da Anne Bebek Dergisi’nde editör olarak işe başladım. Krizin patlak verdiği dönemde istediğim işi yapabilme hem de birilerinin aracı olmasına gerek kalmadan başladığım Anne Bebek Dergisi’nde devam ediyorum mesleğime… Bununla birlikte
LCWorld Dergisi Köşe Sahibesi'yim, Carousel Instyle
Dergisi'nde de Köşe Sahibesi ve gördüğünüz üzre Blogger'ım.
Sanırım ben mezun olduktan sonra çok uzun zamanını boşa geçirmeden iş bulan o şanslı insanlardanım.
Hani derler ya bir şeyi çok istersen eninde sonunda olur, evet gerçekten de çok ve içten isteyince ve de tabii ki çalışıp, uğraşınca oluyor…
Hırs her zaman “zarar verecek boyutta” olmadığı sürece ideallere ulaşmak için yardımcı olan bir çok öğeden biri…
İnandım, çalıştım, uğraştım ve de daha çok yolum var… Sadece yolun başında, iyi yerlerden başlayabilme şansına sahip olduğum ve bunu değerlendirmeyi başarabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum…