***

Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.

...

24 Kasım 2015 Salı

Tiyatro önerisi: Yoldan Çıkan Oyun


*Profesyonelliğin içinde amatör ruhlu bir oyun izlemeye ne dersiniz?
*Repliklerin unutulduğunu anlamak için pür dikkat olmanızı gerektirmeyecek bir oyun izlemeye ne dersiniz?
*Dekorunun oyun sırasında darma duman olduğu bir oyunu izlemeye ne dersiniz?
*Girdiğiniz oyunun adının aslında başka bir oyun adı ile sizi karşılamasından dolayı “Yanlış salona mı girdim?” diye kendinizden şüphe etmeye ne dersiniz?

Şimdi yukarıdaki dört maddeden 3’üne evet dediyseniz eğer bu oyunu izlemek için sizde olgun şartlar mevcut demektir diyerek dün akşam izlediğim “Yoldan Çıkan Oyun” ile ilgili notlarımı aktarmaya başlıyorum.

Oyun içinde bir oyun “Yoldan Çıkan Oyun”! Ah farkındayım tekerleme gibi yazdım ama aslında oyunda tam bu tatta. Hani hızlı hızlı uzun bir tekerlemeyi söylerken daha doğrusu söyleyemezken hem siz hem de karşınızdaki bi keyiflenir, bi gülme krizine girer ya heh işte bu oyunda o şekilde başlayıp devam ediyor.

Aslında oyunun konusu gizemli bir cinayet hikayesi, aslına bakarsanız oyun içindeki oyunun oyuncuları da fena değil ama dekor bir türlü oyunlarını oynamaları için onlara izin vermiyor. Yani tüm suçlu dekor. Yoksa oyun muhteşem bir şekilde akıp gidiyordu. Eee dekor bozulursa kurgu değişir, kurgu değişirse replikler unutulur, replikler unutulursa da işler çığrından çıkar ve tam da bu noktada komedi başlar. Gizemli cinayet hikayelerini ve polisiye romanlarını bu kadar komik bir halde izlememişsinizdir eminim.
















Tüm oyuncular ciddi bir performans sergilemişler alkışlıyorum ama “Defne Koldaş”a bi alkış fazladan diyorum. Nedenini de izleyince siz bulun diyerek iyi seyirler diliyorum.

Zorlu Performans Sanatları Merkezi, Talimhane Tiyatrosu işbirliği ile sahnelenen oyunun oyuncuları: Bartu Küçükçağlayan, Defne Koldaş, Güliz Gençoğlu, Gökçen Gökçebağ, Kemal Kayaoğlu, Kubilay Çamlıdağ, Öner Erkan, Sarp Apak. Lerzan Pamir’in yönettiği, en iyi komedi ödülünü alan oyun Nisan 2016’ya kadar her p.tsi Zorlu Performans Sanatları Merkezi, Drama Sahnesi’nde.

2 Kasım 2015 Pazartesi

Tiyatro önerisi: “Seni Seviyorum Mükemmelsin Şimdi Değiş”


Uzun zamandır “Seni Seviyorum Mükemmelsin Şimdi Değiş” oyununun peşinde olan biri olarak 29 Ekim’i iple çektiğimi söyleyebilirim. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim hemen; ke-sin-lik-le iple çektiğime, bu kadar çok merak ettiğime değen bir oyun izledim. Uzun zamandır izlediğim en iyi performans olduğunu da söyleyebilirim. Oyuncularını daha önce tiyatro sahnesinde izlememiştim. Hepsinin sesine büyülendim...

Çok güldüm, çok eğlendim, arkadaşımı, komşumu, dostumu, kuzenimi ve kendimi buldum oyunun her bölümünde. En yakın arkadaşınızın sevgilisi arasındaki sorunu, yıllardır evli olan üst komşunuzun hallerini, evlenecek adam yok diye söylenen ve bu yüzden etrafındaki herkesi evlendiren kuzeninizi, çıkmaz sokak misali karşılıksız seven halinizi, sonunda beklediği adam/kadın aradığı için mutluluktan bunu herkesle paylaşan kardeşinizi canlı canlı izlemeye ve izlerken de kahkahalara boğulmaya ne dersiniz?

Bu aralar gülecek hiçbir sebebiniz yoksa, canınız sıkkınsa mutlaka gidin derim. Gidin de kendinize gelin. Gidin de bi bakın bakalım ikili ilişkilerde durumlar nasılmış?

Kadın erkek ilişkilerinin anlatıldığı, ismi ne kadar da uzun derken aslında hepimizin karşımızdakini  yani sevdiğimiz kişiyi ele geçirdikten sonra yani ortak bir payda da buluşmayı başardıktan sonra “Aslında şöyle olsan, biraz yumuşasan, bu durumda şöyle tepkiler versen…” diyerek değiştirmeye çalıştığımız, bunun içinde kurduğumuz cümlenin ikinci kısmı olan “… Mükemmelsin Şimdi Değiş” insanın varoluşundan bu yana süregelen yer, zaman, durum değişse de bazı yönlerinin değişmeyeceğini konu ediniyor.

Off Broadway’de en uzun süre oynan müzikal olma ünvanını taşıyan oyun 17 farklı ilişki tipini anlatıyor. Uzun diyaloglardan oluşan bir oyun beklemeyin, bol müzikli, kısa cümleli ama çok manidar performanslar izleyeceksiniz. Birinci perdede daha çok güldüğümü söyleyebilirim. Favorilerim; Ortada Adam Yok, Bekarlık Sultanlıktır ve Beni Aradı… Adem Yılmaz, Defne Koldaş, Anıl Altınöz, Ezgi Erol, Begüm Günceler ve Mert Aydın’ın oynadığı oyunu 5-19-26 Kasım, 2-9-16 Aralık tarihleri arasında Zorlu PSM'de izleyebilirsiniz… Drama sahnesindeki oyunlar 21:00’da başlıyor.

20 Ekim 2015 Salı

Samsun ve Ordu gezi notlarım

Bir Karadeniz kızı olarak istiyorum ki tüm Karadeniz’i kaplayan illeri tek tek gezeyim. Geçen sene Trabzon’dan başlayıp keyifli bir gezi yapmış olduğumdan bu seneki duraklarım Samsun, Ordu, Giresun ve Gümüşhane oldu…

İlk durağım Samsun!
Samsun’a hayran kaldım dersem abartmış olmam. İstanbul’a alışkın ve şehrini çok seven biri olarak bana orda yaşar mısın diye sorsanız hiç düşünmeden “Evet!” derim. İşte o kadar çok beğendim burayı. Haritada gördüğüm kıyı şeridinin harika manzarasında bulunca kendimi denize aşık ben uzunca bir yürüyüş yaptım.  Doğu ve Batı olmak üzere iki park var burada. Aslında iki kıyı şeridi demek daha doğru olur. Önce Batı Park’ı gezin. Sahil de yürürken karşınıza Amazon ve Aslan Heykeli























çıkacak. Aslan Heykeli kocaman bir heykel ve içine girebiliyorsunuz ama ben bayramda gittiğimden kapalıydı, giderseniz eğer içine girin siz. Sahil’de yürürken burayı bir de tepeden göreyim derseniz hemen üst kısımdaki kafeye gidebilirsiniz, yok ben daha da tepeye çıkarım derseniz e teleferik ile Amisos tepesine çıkabilirsiniz. Ben kafe bölümünden bu manzarayı izlemeyi tercih ettim. Doğu Park’a gittiğinizde ise şehri yine yukarıdan görebileceğiniz bir tepe bulunuyor. Meşe Tesisleri akşam ayrı gündüz ayrı güzel.  Akşam giderseniz eğer semaverde çay keyfi yapmadan dönmeyin. Bir de çekirdek çitlemeden. Çekirdekler tesisten, buranın özelliği de buymuş…  Gündüz de gidin ve sabah kahvaltınızı mutlaka burada bu manzara da yapın derim. Çok yemeyi dert etmeyin, çünkü yemekten sonra sizi çok güzel bir yürüyüş alanı bekliyor. Yürüyüşten sonra ilk durağınız Cumhuriyet Caddesi’ndeki Gazi Müzesi olabilir. Müzeyi gezerken Atatürk’ün kişisel eşyalarını gördükçe yine her zaman kurduğum cümleyi kurmadan geçemedim “Asil Adam!”. Müzeden sonra şehir müzesine gidebilirsiniz ama ben oraya gitmek yerine İstiklal Caddesi’ni görmeyi tercih ettim. İstanbul’daki gibi ama onun daha uzununu ve tüm dükkanların aynı formda olduğunu düşünün. Bu caddede aradığınız yer şeyi bulacağınız yüzde yüz. Keyifli bir caddeydi. Sonrasında ise en merak ettiğim Bandırma Vapuru’na geçtim. Kurtuluş Savaşımızın temellerinin atıldığı şehirde Bandırma Vapuru’nu gezmek tüylerimi ürpertti açıkçası, görmeden dönmeyin. Şehirde hızlı bir tur yapacaksanız buralar sizin de rotanız arasında olsun mutlaka. Nerde yiyelim derseniz de şehrin Batısı’nda kalan Atakum’da istediğinizi bulabilirsiniz. Samsun’a yaklaşık 50 km kala yollarda menemenciler var aman ha sakın siz siz olun sakın ola “buralarda menemen meşhurdur yemeden dönme.” diyenlere aldanmayın. Menemenci Dayı, Kervan ve Boğaziçi menemencilerine uğramayın. Benden uyarması…

Ordu ve Giresun
















Ordu ve Giresun’u aynı gün içerisinde gezmem gerektiğinden buraların sadece en tipik noktalarına gittim. Ordu’ya gitmişken onun da sahilinde bir gezeyim dedim elbette.  Belediyenin olduğu cadde tıpkı İstanbul’un bebek sahili gibi. Sahil boyu kafeler, restoranlar var… Meşhur Boztepe’sine ise hem gündüz hem de gece çıkabilirsiniz. Ben gece arabayla gündüz ise teleferikle çıktım. 7,5 dakika süren teleferik maceramın ardından anladım ki ben balona binemezmişim, birazcık korktum da. Tepede yemek yiyebileceğiniz, çay içebileceğiniz yerler var. Boztepe’nin ardından Giresun’a gidip Kalesi’ne çıktık ve şehre bir de buradan baktık. Ama öncesinde Ordu’ya gidip de pidesini yemeden dönme diyenlerin sesine kulak verdik ve Ordu ile Samsun arasında Terme’de pide yedik. Bayıldık pidelerine. Köşem pideden başka bir yerde sakın yemeyin derim. Samsun Ordu, Giresun derken -ki Giresun'un da Kalesi'ne çıkıp fotoğrafta gördüğünüz manzarayı izleyebilirsiniz- Gümüşhane’nin en güzel köylerinde olan Çalköyü’nde de turumu bitirdim.   

6 Ekim 2015 Salı

Anne Bebek Dergisi 178/Ekim Sayısı Bayilerde

Bu ay stüdyomuz da bir prensimizi misafir ettik. Sergül-Murat Sakızlı çiftinin yakışıklı oğlu Mustafa Yağız bize çok keyifli pozlar verdi çekimlerimiz boyunca. Eee haklı bu pozları vermeye çünkü bunlar kendisinin doğum günü kareleriydi aynı zamanda. Ekim’de doğum günü olan bebeğimizin biz de ilk yaşını kutluyor, sağlıklı bir yaşam geçirmesini diliyoruz. Bu güzel hatıra bizden kendisine bir armağan olsun istedik. Bizimle birlikte Mustafa Yağız’a harika kravat ve şapka takımını da Evim Atölye yaparak bir hediye de bizden olsun dediler. Biz de bu sevimli keçeler için kendilerine çok teşekkür ediyoruz.


22 Eylül 2015 Salı

Anne Bebek Dergisi / Girişimci Kadınlar Röportajlarım

Bu ay da işinize yarayacak iki girişimci annenin çocuklarıyla birlikte hayatına dahil ettikleri yeni işleriyle tanıştırıyoruz sizleri. İster kız olsun ister erkek çocuk çadırların içine girip oynamaya bayılırlar. Gönlünüze göre bulamadıysanız önerimize tıklamanızı tavsiye ederken bir de bebek arabalarınızı kişiselleştirebilmenize yardımcı olacak butik plakalara bakmanızı öneriyoruz. Plakaları yakın arkadaşlarınıza, eşinize dostunuza özel bir hediye olarak da sunabilirsiniz, bu plakalar her yere yakışır türden çünkü.



1 Eylül 2015 Salı

Anne Bebek Dergisi 177/Eylül Sayısı Bayilerde

Bu ay stüdyoya Mine Menekşe Yavuz ve Emre Yavuz’un kızları Alya ile girdik. Kapak bebeğimiz biraz fazla anneci olduğundan dolayı çekimlerimizin zamanı biraz uzun sürdü ama sonunda ortaya işte bu kapak olmalı diyebileceğimiz bir pozu çıktı. Anlayacağınız bizim inadımız Alya’nın inadından baskın çıktı ve onu gülerken yakalamayı başardık.  Annesiyle birlikte olduğunda gözlerinin içi gülen, onu ne kadar çok sevdiğini sarılışından belli eden Alya’ya ailesiyle sağlıklı, keyifli bir yaşam diliyoruz.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...