***

Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.

...

19 Temmuz 2010 Pazartesi

SantralPARK'ta eğlence ve dinlence dolu bir gün ...


Cumartesi günü Santralistanbul’un önünden geçerken gökyüzünde kırmızı kurdeleli uçurtmaları görünce Pazar günü festival alanını keşfe çıktım…

Bu yıl Santralistanbul ve showhow işbirliğiyle düzenlenen ücretsiz kent festivali sun.day.sky’ın ikincisiymiş. İlkine gidemediğimden bir karşılaştırma yapamayacağım ama alanı çok güzel hazırlamışlardı.

Hafta sonu neler mi yapabilirdiniz?
Yemyeşil çimenlerin üzerinde, masmavi gökyüzünün keyfini çıkarabilir, uçurtmanızı uçurabilir, genç tasarımcıların koleksiyonlarına ulaşabilir, WUFI ve 123’ün performansını dinleyebilir, Plak Pazarı’nda plakları karıştırabilir, açkhavada sinema keyfini çıkarabilir, motorsikletle test sürüşü yapabilir, enerji müzesini gezebilir, puflarda eğlenceli ve dinlenceli bir gün geçirebilirdiniz…

Tabi ben bunlardan hepsini yapamadım ama içinde en keyif aldığım şeyi yani uçurtmamı uçurdum. Aslında tam da uçuramadım daha doğrusu uçuramadık Özlemle, hayır hayır becerememek değil bizimkisi, rüzgar yoktu sadece o yüzden uçururken sorun yaşadık. :)

Biraz pes ettik, pufların üstüne oturup, uçurtmasını uçurmaya çalışıpta, başarabilenleri, gözlemledik. Sonra arkadaşlarımız geldiğinde, uçurtmamızı yeniden uçurmaya çalıştık. Önce başaramadık, biraz havalandı, başka uçurtmalara takıldı, çok fazla rüzgar olmadığından azıcık uçtu, düştü ama sonunda uçurabildik ve ben de mutlu sona ulaştım…

Uçurtmaya düşkünlüğümün ve bu kadar çok uçurtmak isteyişimin sebebi, çocukken babamla en büyük zevk aldığım şeylerden biri olmasından kaynaklanıyor. Şeffaf, sarı çiçekleri olan bir uçurtmam vardı, evimizin arka tarafı boş olduğundan babamla kaçar uçururduk… Dün geriye döndüm, koştum, zıpladım, uçurdum, uçtum, kuyruğumun ucuna hayellerimi de bağladım, uçurdum onlarıda zaman içinde bana geri dönsünler diye…

Benimle birlikte, -ki film gibi geçen günün ardından- festivale geldiği için Özlem’e,

Mutlu olduğum anda yanımda olduğu ve birlikte uçurmaya çalıştığımız için Barış’a,

Uçurtmayı tutmasa da söylemleriyle yardımcı olduğu için Sunay’a,

Ve "Ben bunu tek başıma uçururum." deyip, başaran Günay’a, çok teşekkür ediyorum...

18 Temmuz 2010 Pazar

Boğaz havasında sinema keyfi…

18.07.10
Uzun zamandır aklımdaydı aslında, geçen sene gene gitmiş ve tadı damağımda kalmıştı. Bu sene de son gününe denk geldim ve sanırım gene tadı damağımda kaldı…

Turkcell Kuruçeşme Arena’daydım dün akşam arkadaşlarımla. Benim açıkhava merakım eski zaman insanlarının söylemleriyle başladı aslında… “Ahh o eski yazlık sinemalar” başlığı altında ballandıra ballandıra anlatılan yaz akşamları…

Turkcell’in sponsorluğunda gerçekleştirilen Kuruçeşme Arena’daki sinema keyfi son iki yıldır açıkhavada sinema izleme merakıma keyif katıyor…

Arkadaşlarla ya da sevgiliyle yapılabilecek en güzel yaz akşamı planlarından biri diyebilirim. Düşünsenize, kocaman dev ekran karşısında, rengarenk puflardan birine yatmışsınız, gökyüzü tam tepenizin üstünde, sağ tarafınızda en sevdiğiniz ya da sevdikleriniz, tam “ooff çok sıcak” dediğiniz anda boğazdan gelen serinletici rüzgar, hafif hafif yudumladığınız bira ve Nicolas Cage’in başrolünü oynadığı Sihirbazın Çırağı filmi…

Eğer böyle bir keyfi ben de yaşamak istiyorum diyorsanız, “maalesef” diyorum, çünkü bu yıl Kuruçeşme’deki Açıkhava sinema keyfinin son gecesiydi…

Yine de size alternatiflerim var, eğer açıkhavada film izlemek ve tiyatroya gitmek isterseniz:

Eylül ayına kadar Kozyatağı Wings Cinecity Trio’da her Çarşamba, Cuma ve Pazar günleri şenzlogların üzerine uzanıp, hem yorgunluğunuzu atabilir hem de keyifle filminizi izleyebilirsiniz.

Yolunuz 19-26 Temmuz’da İzmir-Çeşme’ye düşerse Babylon Aya Yorgi’de yine bu keyfi yaşabilirsiniz.

Geçen yılda olduğu gibi, bu yılda Enka’da yazlık açıkhava tiyatro gösterimleri devam ediyor. Ayın sonunda biten etkinliklerin son iki tanesini kaçırmak istemiyorsanız 21-23 Temmuz’da oynanacak oyunlar için biletlerinizi ayırtın derim.

Yazın olan –ki özellikle açıkhavadaki- etkinlikleri seviyorum. Tüm açıkhava etkinliklerine “evet” diyorum… :)) :))

Her zaman savunduğum ve söylediğim bir düşünceyle; gidin, gezin, görün ve “Güzelmiş” demek yerine; “gittim, gezdim, gördüm” ve “Güzel” deyin…

Her tat bir deneyim, her deneyim ayrı bir lezettir…

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Koska'nın katkılarıyla MSA’nın mutfağına konuk oldum…





Yemek yapma konusunda becerikli olamasamda şefimizle birlikte -ki bana sadece karıştırıp kızartmak düşsede- lezzetli “tahin ve pekmez”i yaz günlerine denk gelen Ramazan Ayı için hazırlanan hafif bir menüde bir araya getirdik.

İşe önce Keçi Boynuzu Pekmezi ilavesiyle Acılı Çöp Şiş yapmayla başladık. Benim için değişik bir deneyim oldu, çünkü Keçi Boynuzu Pekmezi ile daha önce herhangi bir yemek yapmamıştım –ki yemek yaptığım anlar sayılıdır ya neyse- :) Tüm malzemeleri (sarımsak, arpacık soğanı, meksika biberi) karıştırıp soteledim, sonra kıymayla galeta ununu da ekleyip iyice yuğurdum. Şekil verip tavada pişirdikten sonra üzerine Koska Keçi Boynuzu Pekmezi’ni sürdüm. Böylece ana yemeğimi yapıp salatama geçtim hemen her şey hazır olunca yapması da yazması kadar kolay oluyor; doğra, karıştır, pişir ve olduuu :)

Salatanın ismi çok uzun (Nohutlu ve otlu peynirli salata, pirinç sirkesi ve tahin soslu) ve karışık gözüksede yapımı en kolay olandı. Sos için, Koska Tahin’ini, pirinç sirkesini, zeytin yağını, hardalı, tuzu ve karabiberi, karıştırdım ve yeşilliklerdenoluşan salatama ekledim. Sonuç mu? “Hımmm çok leziz” dedirticek türdendi. Eğer benim gibi salata düşkünüyseniz mutlaka bu sosu denemelisiniz.

Ana yemeğimizi yaptık, salatamızı da ve şimdi sıra tatlı yapımına geldi. “Vanilyalı dondurma ile serinletilniş Tahinli Kurabiye” yaptım. Klasik şekilde hazırladığınız kurabiyenin içine Koska Tahini’nden katmanızı kesinlikle ve kesinlikle tavsiye ediyorum hem daha gevrek hem de çok daha lezzetli oluyor. Denedim, yedim ve beğendim. :)

İşte geldim işin en lezzettli kısmına, evet evet yaptıklarımızı yeme kısmından bahsediyorum. Ben yaptım diye demiyorum ama gerçektende hepsi çok güzel olmuştu. Ellerime sağlık.

MSA’ya, Koska'ya, Global Tanıtım'a teşekkürler :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...