***

Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.

***

...

29 Ocak 2015 Perşembe

Orhan Kılıç röportajımdan notlarım...

Her ay sonu acaba bu ay kiminle röportaj yapsam diye Google amcaya sorarım. O da karşıma çeşitli isimler çıkarır, ben de içlerinden tanışmak istediklerimi ve anlatacak bir şeyleri olduğuna inandığım kişileri seçer, ulaşmaya çalışırım. Bu ay Anne Bebek Dergisi’nin röportaj konuğu için iletişim kurmaya çalıştığım isim Orhan Kılıç oldu. Kendisi Sema Eren ile evli ve Ahmet Aras isimli bir de oğlu var. Röportajımızı Anne Bebek Dergisi Şubat sayısında okuyabilirsiniz ben sizinle röportajımızın hikayesini paylaşıyor olacağım…

Röportaj yapmak için ajansını arama girişimim sırasında, neden olduğunu bilmediğim bir şekilde Orhan Bey’in röportaj talebimizi kabul etmeyeceğini düşünmüştüm. Dedim ya nedenini bilmiyorum ama hani şey deriz ya bazı duruşlar için “Aman bu adam/kadın röportaj vermez” Heh aynen ben de içimden bunu demiştim Orhan Bey için. Onu tanıyor muyum derseniz? Hayır!

Ajansla bir iki mailleştikten sonra tarihte anlaştık. Röportajımızdan bir gün önce Orhan Bey’in asistanı telefonumu çaldırır, işte bu telefonun hayrı olmaz bunu röportaj yapan çoğu kişi bilir, çünkü ya o röportaj iptal olduğu için ya da ertelendiği için aranıyorsunuzdur son dakika. Açtım telefonu ve “Erteleyelim mi haftaya? Eşi ve oğlu malum kış, fena hasta.” diyen sese “Tamam.” dedim. Sözleştiğimiz tarih derginin bitişinin son haftası ve bir daha iptal olma lüksü olmayan tarih. Neyse röportajımızı iptal ettiğimiz hafta İstanbul’da fena bir kar vardı, hatta okullar tatil olmuştu. Tam da ona denk geldi diyerek sonraki haftaya ertelenmesini o kadar da dert etmedim ama zaten röportaj verecek kişi değil diye düşünüyordum ya onu destekler gibi oldu diye de geçirdim içimden…














Sözleştiğimiz vakitte evinde buluştuk. Eşi sevgili Sema Hanım bizi karşıladı. “Buyrun çocuklar şöyle keyfinize bakın Orhan’da şimdi geliyor.” dediği vakit Orhan Bey; “Hoş geldiniz” diyerek yanımıza geldi. Geçen haftanın inadına süper bir hava vardı ve biz de işe bu yüzden önce fotoğraf çekimlerimizle başladık. Sonra da röportajımıza geçtik. Konuştukça duruşundaki sertlik yumuşadı ve neden acaba öyle düşündüğümü sorgulamaya başladım bir yandan. Bu iş böyle olmayacak diyerek hakkında düşündüklerimi de söyledim kendisine. Bıyıklardandır o dedi, güldük, geçtik… Dobra bir adam, masaya vurmam öyle kolay kolay ama vurdum mu da ses çıkartırım diyen gruptan, babalık sonradan öğreniliyor ve çocuk annenin malıdır, kimse üzerine felsefe yapmasın diyor, arada çayı bitiyor çay koy diyor, haliyle sohbet daha bir keyifli oluyor.  Sema hanım kekler, börekler koyuyor masaya, benim de huyum röportaj sırasında öyle ne yer ne de içerim ama sonrasında tadarım tabii ki. Neyse sohbet ederken yine fotoğraflar çekiliyor. Sonra bir bakıyorum her şeyi konuşmuşuz, kapıdayız. Klasik Türk huyumuzu da yapar öyle gideriz der gibi bir de kapı sohbeti yapıyoruz. Ohh ne güzel milletiz biz böyle diyoruz… Neler konuştuk derseniz, dergimizi alınız……

Orhan Kılıç ve eşi Sema Hanım’a teşekkür ederim…

Fotoğraf: Event’s Hill Photography
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...