***

Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.

***

...

5 Mart 2014 Çarşamba

Işıl Evrim Akgün: "Aşkı Bize Yanlış Öğrettiler"

Çok yönlü bir meslektaşımla, Işıl Evrim Akgün'le yeni kitabı üzerine konuştuk. Işıl, aşk hakkında bugüne kadar öğretilen her şeyi unutun diyor bizlere. Aşk öyle ne karşılıksız büyüyebilecek ne de acı ile beslenecek bir duygu diye de ekliyor. Bu kitabı neden mi öneriyorum? Şu zamana kadar aşk diye yaşadıklarınızın psikolojik karşılıklarının neler olduğunu öğrenmeniz için...

Işıl'cığım ilk önce ikinci kitabın hayırlı olsun… Soyadım Mutluluk kitabının ardından bir aşk kitabı çıkardın neler söyleyeceksin?
İlk kitabım daha gündelik yaşama ve bana yönelikti. Aslında onu tamamen kendim için yazmıştım. Sen de bilirsin ki yazmak bir deşarj yöntemidir ve bazılarımız için de tek rahatlama yöntemi. Ben de her zaman hislerimi yazarak dile getirmeyi tercih ederim, hatta dile getiremediklerimi yazarak ifade ederim desem daha doğru olacak. İşte yazmayıp içime atsam bana ağır gelecek hislerimi anlatmıştım Soyadım Mutluluk’ta. İkinci kitabım Aşkı Bize Yanlış Öğrettiler ise psikologluk yönümün daha baskın kullanıldığı bir kitap oldu. Aşkın oluşum kodlarını anlatıyorum kitabımda.  E bir de beni yakından tanıdığın için iyi bilirsin sen de aşk benim en büyük ilgi alanım.

Peki nedir aşkın kodları?
Aslında aşk hakkında bugüne kadar öğretilen her şeyi unutmak gerekiyor ilk önce. Yani virüslü kodları temizlemek… Aşk öyle ne karşılıksız büyüyebilecek bir duygu ne de acı ile beslenerek güçleniyor. Ben dahil birçok kişinin şu zamana kadar aşk diye yaşadıklarının psikolojik karşılıklarını anlatıyorum kitabımda. Bilinçaltı ve egonun nasıl aşkla karıştırıldığını, aşk acısı çektiğimizi sanırken aslında durumun aşkın doğasıyla hiç örtüşmediğini vs. İnan Aslıhan bu ikili (bilinçaltı ve ego) bir araya geldiklerinde çok tehlikeli oluyorlar ve ilişkilerin önünde büyük engeller oluşturuyorlar. Tabi lehinize kullanmayı bilmiyorsanız… Aşkın kodu aslında kişiye özel, kesinlikle iddia ediyorum ki isteyen herkes aşık olacağı kişiyi seçebilir, bir gün bu kişiye aşık olmaktan vazgeçerse de kendisine yeni bir aşk modeli yaratabilir. Aşk dahil olmak üzere tüm hislerimiz zihnimizde beliriyor.

Bilinçaltı ve ego nasıl etkiliyor ilişkileri, bunu biraz açar mısın?
Bilinçaltı doğduğumuz andan itibaren kayda başlıyor ve her şeyi çağrışımlarla kodluyor. Yani babanız çapkınsa, erkeklere güvensiz olmanız gerektiğini, anneniz bu çapkınlığa rağmen evde kırıp dizini oturuyorsa da erkeklerin çapkınlıklarına göz yummanız gerektiğini kodluyor. Bir de bakıyorsunuz ki çocukluk döneminizdeki bu rol model aldığınız (bilinçsizce) ilişki modelinin sonucunda anne ve babanız hala bir arada babanız şu an gelmiş 50’li yaşlara ve artık annenizin kıymetini biliyor. Oh bakın bir de sonucun güzelliğine odaklanarak  bu sürecin aslında ilişkide geçici olduğunu kodladınız. Ne mutlu size bir kadın olarak tüm ilişkilerinizi aynı bu şekilde kurabileceğinize bir erkekseniz de asla tek eşli olamayacağınıza dair bir sürü kodunuz var artık. Bu sadece bir örnekteki sayısız kodun oluşumu. İşte sonra çapkın ve elde tutulması zor erkekleri “aşk” adı altında deneyimleyip duracaksınız. Tabi farkındalığı yüksek biriyseniz bu kodlarınızı değiştirebilirsiniz. Aman ne de olsa tüm ilişkiler böyle gibi bir inanca kapılıp mutsuzluğa sürüklenmeyeceksiniz… Tabi olay bunla da bitmiyor bir de egonun sinsiliği var ki özellikle bu benim de kendi yaşamımda çok muzdarip olduğum bir alandır. Ego sürekli kendini daha iyilerle kıyaslar ve sizin en iyi hak ettiğinize inandırır. Her şeye sahip olma hakkı gibi, yani çok iyi bir ilişkide bile eksik yönleri sürekli dır dır başınızı yiyerek iç sesiniz, huzursuzluk, uykusuzluk vs. gibi yöntemlerle karşınıza çıkartarak ilişkinizi sabote eder.

Kitabında dikkatimi çeken rezonans diye bir bölüm var ve orada istediğimiz kişiyi hayatımıza çekebileceğimizi söylüyorsun…
Evet bu en basit kısım. Bugüne kadar, isteyip de yaşamıma çekemediğim kimse olmadı. Bir tek Matthew Mcconaughey dışında tabi İstediğin kişiyi önce senin bilinçaltında netlemen gerekiyor yani ben istediğimi sanıp yaşamıma çektiğim kişilerin aslında istenecek özellikleri olmadığını fark ettim bir süre sonra. Çünkü aynı rezonansta değildik. Ben onların rezonansına girsem de o süreç için kendi rezonansıma geri dönüyordum bir süre sonra ve o kişilerin hiçbir özelliğini beğenmiyordum vs. İşte herkesin kendi frekansını doğru bilip oradan insanları seçmesi lazım. Tabi arada eğlence olsun istiyorsanız ve kendi frekansınızı bir süreliğine değiştirmek o zaman benim gibi deneyebilirsiniz. Bunu sadece kadın-erkek ilişkisi olarak algılamayın farklı bir arkadaş ortamının veya meslek grubunun rezonansına bile girmeniz mümkün ama kalıcı olmanız için sizin gerçekten oraya ait olmanız gerekiyor. Birkaç cümleyle anlatmaya çalışınca karışık oldu farkındayım ama kitabımda en kolay anlaşılır bölüm bu. 

Senin kitaplarının en önemli özelliği kendindeki deneme-yanılmaları içtenlikle anlatman. Hatta ilişkilerinle dalga geçmen, bu samimiyetin seviliyor sanırım.
Açıkçası ilişki üzerine ahkam kesen 20-30 yıllık evli birinin veya 2 yıldır bir flörtü bile olmayan birinin söylediklerinin benim açımdan hiç hükmü olmadığından günümüz ilişkilerini gerçekten yaşayan bazen mağdur olan bazen de mağdur eder biri olarak bunu anlatmak daha doğru geliyor bana. Çünkü son 5 yıldır ilişkiler farklı bir vizyon kazandı. İyi veya kötü demiyorum farkındaysan, farklı. Çünkü insanlar artık ilişkilerine daha az bağımlı daha çok özgürler. Ama bir yandan da daha az mutlu ve daha dejanereler. Artısı da var eksisi de… Ben ilişki içerisindeyken duruma kafa yorduğumdan bunu anlatmakta da sakınca görmüyorum. Aldatıldım, ağladım, bazılarının ben canını acıttım hayatın gerçeği… Kimseden gizlemeye gerek yok,  okuyucu zaten samimiyeti anlıyor. Üstelik ego ve bilinçaltıma yönelik yaşadıkça deneyimleyip değiştirmem gerektiğini fark ettiğim şeyler hala oluyor. Tüm insanlar gibi…

1 yorum:

  1. Baştan sona heyecanla okudum. Kitap bana göz kırptı açıkçası. Bu güzel söyleşi için çok çok teşekkürler,. kendi adıma fazlasıyla ilgili alanıma giriyor bu tarz konular. Zaten Işıl Hanım'da bahsetmiş, Rezonans konusunu yalnızca kadın erkek ilişkisinde değil farklı alanlarda da kullanabilecek olmamız çok hoş ve ilgi çekici. Kitabı alacağım;) Sevgiler.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...