Celestyal Cruises filosunun yeni gözdesi Celestyal
Nefeli ile Mayıs ayı içerisinde Yunan Adaları’na gittim. Dört gece beş günlük
tur kapsamında Sakız, Atina, Siros, Nafplion ve Girit Adaları’nı gezdim. İlk
kez bir gemi yolculuğu gerçekleştirdiğimden nasıl olacağını merak ederek
katıldığım turun sonunda anladım ki gözünü her sabah başka bir yerde açıyor
olmak çok güzelmiş. Vizeyle uğraşmak istemiyorsanız, aklınızda Yunanistan’a
gitmek varsa notlarımı dikkatlice okuyun derim.
*
Gemi’nin biniş ve inişleri İzmir, Kuş adası ve Çeşme’den oluyor.
* Geminin içerisi steril olması açısından soğuk oluyor. Bu yüzden yanınıza ince
değil de kalın bir hırkanızı almanızı öneririm. Pijamalarınızı da uzun kollu
almanızı tavsiye ederim.
* Gemi çok sallanmıyor, ben rahatlıkla uyuyabildim ama uyuyamayan arkadaşlarım
da vardı. Bünyeniz hassassa gitme konusunda bir kez daha düşünebilirsiniz.
* Gemide yemekler açık büfe.
* Her gün odanıza bırakılan gün programı gazetesinden günlük akışı takip
edebilirsiniz.
* Odanızın içerisinde her an bir anons duyabilirsiniz, bunları da takip
ederseniz gemi içerisindeki tüm aktivitelerden haberdar olabilirsiniz.
* 1074 kruvaziyer yolcusunu ağırlama potansiyeline sahip gemi 400 kabinli. 12
executive suit, 31 junior suit var içerisinde.
* Celestyal Cruises Türkiye
Temsilcisi Karavan Turizm’in rehberleri ile keyifli bir gezi sizleri bekliyor.
* www.celestyalcruises.com.tr
adresinden daha detaylı bilgiye sahip olabilirsiniz.
* Bu gezi için ortalama …. Bütçe ayırmanız yeterli.
* Gemi de internetten biraz uzak kalabilirsiniz, çok iyi çekmese de
wi-fi’sinden faydalanabilirsiniz ama bu ekstraya giriyor, bilginiz olsun.
Sayfalar
***
Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.
...
15 Haziran 2016 Çarşamba
6 Haziran 2016 Pazartesi
1 Haziran 2016 Çarşamba
Pelin Karahan Röportajım *Anne Bebek Dergisi 185/Mayıs Sayısı
Pelin Karahan’ı bu aralar dizi dışında oğlu Ali Demir ile birlikte
gerçekleştirdiği reklam çekimiyle ekranlarda görüyoruz. Bebelac’la birlikte
keyifli bir çekimle bizlerle buluşan Pelin Hanım’la oğluyla bu ilk ekran
deneyimini, şu sıralar hayatının nasıl geçtiğini konuştuk. On yedi saat çektiği
sancı sonrasında tüm acılara değer dediği oğlunu normal doğumla kucağına alıp,
emzirme sürecinde de sorunsuz yol alan annelerimizden kendisi. Doğru adamı
bulduğunuzda o heyecanı kaybetmeden evlenilmeli ve elbette ki ardından da çocuk
yapılmalı diyen Pelin Karahan “Evliliği tamamlayan en güzel şey çocuk.” diyor.
22 Mayıs 2016 Pazar
Pelin Karahan röportaj notlarım
Güzel bir İstanbul sabahında buluştuk Pelin Karahan ile.
Aklımda merak ettiklerimin yanı sıra bir de acaba ekranlarda şirin şirin pozlar
veriyor, çok tatlı gözüküyor ama acaba röportaj ve çekimlerimiz sırasında da
öyle mi olacak yoksa bize “Off bitse de gitsek artık!” dedirten kıvamda mı
olacak düşüncesi ile “Merhaba” dedim. İlk merhaba son derece önemlidir dostlar
bilirsiniz. Bu hayatımızda karşılaştığımız tüm insanlar için geçerlidir. O
merhabanın yüze yansımasıyla ön yargılarımızı konuştururuz bazen haklı bazen de
haksız çıkarız. Neyseki ben bu konu da haklı çıktım. Enerji dolu haliyle
gelince o ses ve bir de “Ohh her şey yolunda gidecek Aslıhan sorun yok”un
sinyallerini de alınca başladık çekimlere. Bizim için özenle hazırlanıp gelmiş
olması hem bize hem de işine ne kadar saygı duyduğunun göstergesiydi. Ben
röportajlar sırasında ünlü isimlerimizin kılık kıyafetine çok önem veriyorum,
çünkü bu beni ne kadar önemsediğini gösteriyor. Burdan da artıyı topladı
sevgili Pelin Karahan.
Çekimlerimiz çok hızlı geçti, poz verme konusunda gayet başarılı bir anne. Röportajımızda sohbet havasında olunca size tadından yenmez bir röportajı okumak düştü sevgili Anne Bebek Dergisi okurları. Bıcır bıcır bir anne, oğlunu eşini anlatırken gözleri ışıl ışıl bakan bir kadın. Anlayacağınız tanıştığıma memnun olduğum bir isim oldu kendisi. Röportaj için teşekkür eder, ailesiyle keyifli güzel günler dilerim… Röportajım Mayıs dergimizde....
Fotoğraf: Nebile Hilal Halitoğlu
Çekimlerimiz çok hızlı geçti, poz verme konusunda gayet başarılı bir anne. Röportajımızda sohbet havasında olunca size tadından yenmez bir röportajı okumak düştü sevgili Anne Bebek Dergisi okurları. Bıcır bıcır bir anne, oğlunu eşini anlatırken gözleri ışıl ışıl bakan bir kadın. Anlayacağınız tanıştığıma memnun olduğum bir isim oldu kendisi. Röportaj için teşekkür eder, ailesiyle keyifli güzel günler dilerim… Röportajım Mayıs dergimizde....
Fotoğraf: Nebile Hilal Halitoğlu
5 Mayıs 2016 Perşembe
Anne Bebek Dergisi 185/Mayıs Sayısı Bayilerde
Yine harika ötesi bir sayı hazırladık... Kapak fotoğrafımızın güzel kadını Pelin Karahan ile yaptığım röportaj ve ilginizi çekebilecek birçok konu bayilerdeki yeni sayımızda...
2 Mayıs 2016 Pazartesi
Sanaldan gerçeğe... Kaçış oyunu oynamaya ne dersiniz?
Her birimiz hayatımızda mutlaka ya “Hey taksi öndeki aracı
takip edelim!” cümlesini kurmuş ya da kurmanın ne kadar heyecan verici bir
durum olduğunu düşünmüşüzdür. Peki filmlerden çok fazla aşina olduğumuz bu
koşturmaların benzerlerini yaşamaya ne dersiniz? Nasıl yani demeyin hemen. Tamam,
size öndeki aracı takip edin demiyorum ama en az onun kadar heyecan uyandıracak
bir şifreyi çözmeye ne dersiniz diye soruyorum. “Evet” cevabını da aldığıma
göre sizleri Trump AVM'nin içinde olan Escapist’in oyun odalarıyla tanıştırabilirim.
Kaçış oyunlarını, bilgisayar başında oynadığınız online oyunların gerçeğe uyarlaması olarak düşünebilirsiniz. Escapist’de altı farklı oyun odası var. Bu oyun odalarından birini seçip maceraya başlıyorsunuz. Biz kuzenlerimle bu deneyime, Ahmet Ümit’in yazdığı eseri yorumladıkları, macera ve polisiye türü kaçış oyunu olan Agatha’nın Anahtarı ile başlamayı tercih ettik. Oyunun süresi bir saat ve bu bir saat içerisinde size verilen şifreleri çözerek anahtarı bulmaya çalışıyorsunuz. Burada odayla ilgili size hiçbir detaydan bahsetmeyeceğim elbette. Çünkü söyleyeceğim her şey bir şifre çözücü cümle olabilir. Sadece odaya dikkatli bakmanızı, hızlı hareket etmenizi, pratik düşünmenizi, bu ne ki acaba şifre yok bunda dediğiniz ne varsa şifrenin ta kendisi olabileceğini düşünmenizi tavsiye edebilirim.
Maksimum beş kişi ile oynanan oyunlara biz dört kişi gittik
ve her birimiz şifreleri çözme telaşıyla zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık.
Bir saat çok uzun bir zaman dilimi gibi gelse de oyunun heyecanından mı gizemi
çözme merakımızdan mı bilemem ama bir saatin beş dakika gibi geldiğini
söyleyebilirim. Çok güzel, hareketli ve eğlenceli bir saatin sonunda size
anahtarı bulabildiğimizi de söylemek isterdim ama bu konuda tüm şifreleri
çözmemize rağmen zamanımızı doğru kullanamadığımızdan anahtara yani mutlu sona
ulaşamadık. Hadi size anahtarı bulmanız için bir şifre de ben vereyim hızlı
hareket edeceğim diye her şeyi birbiriyle karıştırmayın. Asansöre bindiğiniz an
başlayan maceranızda en önemlisi bu çünkü.
Ben macerayı seçtim ama siz korkuyu da seçebilirsiniz. Bunun için www.escapist.com.tr adresine girip, oyunları inceleyip, beğendiğiniz oyunun saatine rezervasyonunuzu yaptırmanız yeterli.
2 kişi 140 TL olan oyuna eklenen her kişi için +20 TL ödüyorsunuz. Verdiğiniz paraya kesinlikle değer diyerek, gitmenizi tavsiye ediyorum...Ben çok ama çoook eğlendim.
Kaçış oyunlarını, bilgisayar başında oynadığınız online oyunların gerçeğe uyarlaması olarak düşünebilirsiniz. Escapist’de altı farklı oyun odası var. Bu oyun odalarından birini seçip maceraya başlıyorsunuz. Biz kuzenlerimle bu deneyime, Ahmet Ümit’in yazdığı eseri yorumladıkları, macera ve polisiye türü kaçış oyunu olan Agatha’nın Anahtarı ile başlamayı tercih ettik. Oyunun süresi bir saat ve bu bir saat içerisinde size verilen şifreleri çözerek anahtarı bulmaya çalışıyorsunuz. Burada odayla ilgili size hiçbir detaydan bahsetmeyeceğim elbette. Çünkü söyleyeceğim her şey bir şifre çözücü cümle olabilir. Sadece odaya dikkatli bakmanızı, hızlı hareket etmenizi, pratik düşünmenizi, bu ne ki acaba şifre yok bunda dediğiniz ne varsa şifrenin ta kendisi olabileceğini düşünmenizi tavsiye edebilirim.
Maksimum beş kişi ile oynanan oyunlara biz dört kişi gittik
ve her birimiz şifreleri çözme telaşıyla zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık.
Bir saat çok uzun bir zaman dilimi gibi gelse de oyunun heyecanından mı gizemi
çözme merakımızdan mı bilemem ama bir saatin beş dakika gibi geldiğini
söyleyebilirim. Çok güzel, hareketli ve eğlenceli bir saatin sonunda size
anahtarı bulabildiğimizi de söylemek isterdim ama bu konuda tüm şifreleri
çözmemize rağmen zamanımızı doğru kullanamadığımızdan anahtara yani mutlu sona
ulaşamadık. Hadi size anahtarı bulmanız için bir şifre de ben vereyim hızlı
hareket edeceğim diye her şeyi birbiriyle karıştırmayın. Asansöre bindiğiniz an
başlayan maceranızda en önemlisi bu çünkü. Ben macerayı seçtim ama siz korkuyu da seçebilirsiniz. Bunun için www.escapist.com.tr adresine girip, oyunları inceleyip, beğendiğiniz oyunun saatine rezervasyonunuzu yaptırmanız yeterli.
2 kişi 140 TL olan oyuna eklenen her kişi için +20 TL ödüyorsunuz. Verdiğiniz paraya kesinlikle değer diyerek, gitmenizi tavsiye ediyorum...Ben çok ama çoook eğlendim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





