***

Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.

***

...

31 Mart 2013 Pazar

Anne Bebek Dergisi 148/Nisan Sayısı

Bu ay çekimlerimizi Bahar-Alper Alparslan çiftinin sevimli afacanları Çınar ile gerçekleştirdik. Stüdyoya girdiğimizde ve o muzip ifadesini görünce "Tamamdır bize müthiş pozlar verecek." diye düşündüğümüz Çınar, ilk birkaç pozundan sonra "Artık yeter." dercesine bizimle pek de ilgilenmedi. Ama olsun biz yine de onun o hareketli hallerinden kareler yakalayarak keyifli bir çekimi daha tamamlamış olduk. Üstelik Çınar giderken bir de teşekkür ederim öpücüğü kondurdu yanağıma. Biz de Alparslan ailesine teşekkür ederiz.

28 Mart 2013 Perşembe

C.tsi Aqua Florya AVM'ye beklerim :=)

Cumartesi günü Aqua Florya AVM'de "Uyuyan Melekler Fotoğraf Yarışması"na 22 Mart itibariyle başvuran bebekler arasından en güzel uyuyan bebeğin seçimi var ve ben de jüride olduğumdan orada bulunacağım. Cuma akşamına kadar fotoğraflarınızı yesim@mayahalklailiskiler.net adresine mail atarak siz de yarışmaya katılabilirsiniz. Üstelik ilk üç bebeğe Can Bebe ve Gymboree'den sürpriz hediyeler var.

       17:00'da görüşmek üzere...

25 Mart 2013 Pazartesi

Bu kitabın ön sözünde bana da teşekkür edilmiş :=)

Kitap okuduğum zamanlarda, çoğunlukla dikkatimi çeken ve galiba birazda kıskandığım bir duyguyu yaşadım bugün.

Önsözde teşekkür edilen isimler ve bu kitap şuna ithafen yazılmıştır durumunu hep sevmişimdir. Sizce de kulağa hoş gelen bir durum değil mi bu?

Hürriyet Grubu'nun Anneyiz.Biz Dergisi'nde bir yıla yakın çalışmışlığım var. Burada röportajlarımızı Sevgili Hatice Özbay yapıyordu. Kendisiyle çok uzun bir süre çalışmamış ve sayılabilecek kadar az röportaja birlikte gitmiş olsakta yeni yazmış olduğu ANNELİK ÖMÜR BOYU kitabının girişinde teşekkür ettiği isimlerden birinin de ben olduğumu görünce çok mutlu oldum. Üstelik aynen şöyle yazmış: "...Her röportajda farklı editörler ve yazı işleri müdürleri bana eşlik ettiler, sizlerinde onları tanımanızı istiyorum: Gözde Bayram, Derya Derinbay, Evrim Sabak, Miray Küçükçay, Aslıhan Gündüz, Merve Ülkü... Hepsi genceciklerdi, sıkılmadan, yorulmadan, tek söz söylemeden ve saygılarından kusur etmeden ulaşımı, makyözü, kuaförü zaman zaman da kapak çekimi için stüdyoları, kostümleri onlar ayarladılar ve teşekkürü çoktan hak ettiler."
 
Hoşuma gitti, mutlu da oldum. Şimdi teşekkür etme sırası bende. Kısa süre çalışmamıza rağmen bu kitaba adımı yazıp bana da teşekkür ettiğiniz için ben de size çok ama çok teşekkür ederim Hatice Özbay...
 
Epsilon Yayın Evi'nden çıkan "Annelik Ömür Boyu" kitabında 60 kadınla ama 60 anne olan kadınla yapılan röportajları okuyacaksınız...

22 Mart 2013 Cuma

Bihter Özdemir Dinçel röportajımdan aklımda kalanlar...

Sosyal Medya ünlü isimlere ulaşabilmem açısından zaman zaman kurtarıcım olmuştur. Bihter Hanım'la da kısacık geçen yazışmalarımızın sonunda The Sofa Hotel'de buluşup gerçekleştireceğimiz söyleşinin zamanını ayarladık kolayca.

Bu zamana kadar oğlu Yağmur Ali ile basına fotoğraf vermediğinden dolayı "Benim için ne gıcık, demediniz değil mi?" diye sorduğunda başlıyoruz derin bir muhabbete. Nişantaşı trafiğinden tam saatinde gelemese de yanıma uzun uzun ve samimi sohbetiyle bak işte bunu telafi ediyorum dedi. (Röportajımızın sonunda kayıt cihazımın gösterdiği süreden dolayı ben öyle yorumluyorum elbette. Kurulmuş bir cümle yok tabii ki de:=) )

Düşük çeneli olduğumu söylediğimde benim de "Anlatacak çok şeyim var." diye cevap verince Bihter Hanım'la her şeyi konuşuverdik.

Kendisi tam da ekranlarda gördüğünüz gibi bıcır bıcır, açık sözlü, hoş sohbetli biri.

Bu aralar "Gebelere Balon" kitabının heyecanında olan Bihter Hanım bana da imzalı bir kitabını hediye ediyor,  güzel bir notla beraber. Bu benim hayatımda aldığım ilk imzalı kitabım olduğundan değeri de bir başka oluyor elbette. Kütüphanemdeki yeri de ayrı oluyor haliyle. Hamile değilim evet ama ben de okudum bu kitabı, çerez gibi, bir solukta hoop diye okunur türden. Neler mi anlatmış? Hamileliği boyunca yaşadıklarını, gözlemlerini, hayatından kesitleri okuyorsunuz. Yalnız bu kitabı yakın arkadaşı Elif Ezgi Uzmansel ile yazmış. Bu iki yakın arkadaşın sırayla birbirlerine yazdıkları mektupları okumak, gülmek, eğlenmek isterseniz alın okuyun, rahat rahat geçirin hamilelik sürecinizi.

Neyse dönelim röportajımız sırasındaki Bihter Hanım'a aramızda yaş aralığı fazla olmayınca "sanki daha bir rahat geçiyor söyleşi" diye geçirdim içimden röportajın sonunda. Sonra bunu kendisine söylediğimde iltifat ettiğimi söylese de gerçekten yaşını göstermeyen duru güzellikte olan bu kişi sizce de hala yirmilerinde bir genç kız edasında değil mi?

Bu arada yapımcılara da sesleniyoruz: "Komediyi güzel yapıyorum kabul ama ben dramda oynamak istiyorum!" :=)

Daha çok şey var yazılmayan buraya ama siz Anne Bebek Dergisi'nin 148. Nisan sayısında röportajımı okuyabilirsiniz. 

21 Mart 2013 Perşembe

Enerji Müzesi'ni gördünüz mü?


Hafta sonu yaklaşırken ve de planlar yapılmaya başlanırken, "Bu hafta sonu değişik bir şeyler yapmak istiyorum." cümlesi kurulurken buyurun size öneri:
Silahtarağa'daki Bilgi Üniversitesi'nin de kampüsünün yer aldığı Santralistanbul'un içindeki Enerji Müzesi. 

"Ayrıca sergi varmış gittiğimiz gün, bu da oradan bir fotoğraf"

Veee gidin diyorum, çünkü Enerji Müzesi’nde keyifli bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Kontrol odası özellikle en çok dikkatinizi çekecek yerlerden biri olacak diye düşünüyorum. Bunun yanı sıra, 22 etkileşimli ünitenin yer aldığı enerji oyun alanında  birçok denemeyi yapabiliyorsunuz. Son derece keyifli olan bu etkinlikler için pazartesi hariç her gün Santralistabul’u ziyaret edebilirsiniz.

Her yeri gezdikten sonra, Santral Otto’nun lezzetli menüsünden seçimler yaparak yemeğinizi yiyebilirsiniz. Eğer üzerine de kahve içeyim derseniz, alana kurulan Starbucks sizi misafir edebilir.

Ama ben yemek yemeyeceğim, gezime devam etmek isterim derseniz ona da var önerim elbette...
Müze'de saatlerinizin geçmeyeceğini düşünerek oradan sonra size bir rota çiziyorum. Dilerseniz ortalama on dakikalık mesafede yer alan Miniatürk'e gidip Boğaz Köprsü'nde harika bir fotoğraf çekilerek çeşitli illerin en özel mimarilerinin minyatür hallerini hayranlıkla gezebilirsiniz.

Yolunuzun üzerinde yani Şişhane yönünde Uykulukçular, kafeler ve sosyal tesisler karşınıza çıkacak. Mavi Haliç Cafe, denizin kenarı ve mavi beyaz atmosferi ile size keyifli bir yorgunluk kahvesini sunacak, benim de tercih ettiğim ve sevdiğim yerlerden biri.

20 Mart 2013 Çarşamba

Michael Jackson Cirque Du Soleil Gösterisi'nden notlarım

Metro, metrobüs ve otobüs duraklarındaki billboard'larda Michael Jackson Cirque Du Soleil etkinliğinin afişlerini görünce "Elbette ben şova gitmeli ve bunu izlemeliyim." diye geçirdim aklımdan. Türkiye'ye sadece beş gösteri için gelen bu şov kaçmazdı çünkü -ki gidip izledikten daha doğrusu hayran hayran izledikten sonra gitmeseydim ya da gidemeseydim fazlasıyla "Offf keşke gitseydim." şeklinde bir sürü cümleler kuracaktım, biliyorum.

Etkinliğin başlamasına on dakika kala Ülker Sports Arena'daki koltuğuma oturup merakla gösteriyi beklerken, perde de yansıyan Michael Jackson fotoğrafı ile görsel şölen başlıyor sonunda.

Tüm algılarınızın açık olması gereken bir durum söz konusu burada, çünkü bir yanda sahnede dans eden dansçılar bir yanda müzisyenler bir taraftan yanıp sönen ışıklar ve led'lere yansıtılan görüntüler var. Bir buçuk saat süren bu görsel şölen bir daha ne zaman gelir bilemem ama denk gelirseniz bir daha mutlaka izleyin derim.

Daha önce Sultans Of The Dans Topluluğu'nun gösterisi dışında bu kadar kalabalık bir gösteriyi canlı canlı izlememiştim -ki o da çok güzeldi.- Bu da benim için ayrı bir deneyim oldu.

Kapanışı Michael Jackson'un meşhur beyaz çoraplı ayakkabısı ve parlak simli eldiveni ile yapan dansçılara alkış sesleri de giderek yükseldi.

Her şey çok güzeldi ama en son birçok ülkenin bayrakları dalgalanırken neden bizim bayrağımızın olmadığını anlayamadım. Bu da aklımda kalan bir soru oldu cevabını bilemediğim.

Bu arada zaman zaman önünden geçerken içini merak ettiğim Ülker Sports Arena'nın büyüklüğü, otoparkının rahatlığı da "Basketbol maçlarını da keyifle izleyebilirim burada." cümlesini kurdurttu bana.

Bu keyifli gün için Ülker'e teşekkür ederim.


18 Mart 2013 Pazartesi

Kore Gazisi Dedem Mustafa Gündoğan

Kore Gazisi Dedem Mustafa Gündoğan yaşı seksene geldiğinde bana savaş anılarını anlattı.Aslında hep anlatırdı ama bu sefer yazmamı istemişti. Dedem'i rahmetle anarken bu röportajımızı da sizlerle paylaşmak istedim... Bu röportaj "Gaziler Dergisi'nde" yayınlandığında dedem mutlu biz ise (annem, babam, kardeşim, anneannem) çok daha mutlu olmuştuk...Sen hep derdin ya Dedem: "Tanrı seni korusun!" Tanrı bizi korusun!
En anlamlı, en önemli ve de en özel röportajım...

15 Mart 2013 Cuma

Ayşe Tolga: “Kendinizi bilgi ile kuvvetlendirin”

Eskiden Ayşe Tolga değince akla ilk gelen “Şehnaz Tango” dizisi olurdu ama şimdi; Anne, Aromaterapist, sosyal sorumluluk projelerine başkanlık eden, “Seksenler” dizisinde ve reklamlarda karşımıza çıkan başarılı bir isim geliyor akla. Ayşe Tolga, nereye gitmek istediğinize bakmanız gerektiğini düşünen, arkanızda bıraktıklarınıza keşkesiz ve teşekkür ederek bakılması gerektiğini savunan biri. İnsanın hedeflerinin olması gerektiğini ve evrene mesajlarını da net bir şekilde sunması gerektiğini düşünen biri aynı zamanda. Bilmek iyidir ve kendinizi bilgi ile kuvvetlendirin der ve ekler; sizin hayatınız, sizin doğrularınız önde gelsin. İç sesinizi dinleyin her zaman. 


12 Mart 2013 Salı

Kahve Dünyası'nın mutfağına konuk oldum

Kahve Dünyası'nın en sevdiğim yerlerinden biri de Kemerburgaz'daki şubesi. Şehrin dışında, evime yakın bir yer olunca yazın uğrak noktalarımdan biri oldu burası. Kış sebebiyle ara vermiştimki sevgili Kahve Dünyası beni çikolatalarını yapmam için davet etti. Şefimizle beraber keyifli lezzetler yaptık. Biz mi yoksa şefimiz mi bize yardım etti orası tartışılsada güzel bir zaman dilimi geçirdik. 

Lokumlu çikolata...
Benim favorim lokumlu çikolata her zamanki gibi. Kaç tane yediğim konusunda size bilgi veremeyeceğim elbette... Bir de kendi ellerimle yapınca daha bir lezzetli yedim.
Şimdi ben size derimki "bir kahvenin kırk yıl hatrı var haydi gel bir kahve içelim" derseniz arkadaşınıza, çokta uzakta bir noktada değilseniz, hatrı kalacak kahvenizi burada için.




10 Mart 2013 Pazar

Zıtların muhteşem uyumu!

Siyah ve beyaz birbirinin aksi anlamlar çağrıştırsa da biz bu iki rengin uyumsuz gibi görünen ama aslında birbirini tamamlayan, uyumlu halini severiz her zaman. Siyah beyaz çubuklu duvar kağıtları, beyaz komidinin üzerine konulmuş siyah abajurlar ve daha birçok obje ikilisi, ister yatak odanızda isterse salonunuzda olsun en şık olandır her daim. Çünkü siyahın bir asilliği, beyazın bir zerafeti vardır her zaman.



9 Mart 2013 Cumartesi

Cafe Marmara'dan Kadınlar Günü kutlaması

"Kadın olmanın farklılığını, mutluluğunu doyasıya kutladığımız 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde, 7 Mart Perşembe akşamı The Marmara Pera’nın renove edilen mekanı Cafe Marmara’da buluşarak hep beraber eğleneceğiz. Siz de gelir misiniz?" dediler, bizde bu nazik davete "elbette" diyerek katıldık...

Ortamı sevmezsek kaçarız...
Aslında hiç parti havasında da değildik. Haftanın son gününden önce yeteri kadar çalışmış ve yorulmuş biri olarak bir adım ileri iki adım geri şeklinde gittik davete. Sonra solda görmüş olduğunuz bu masaya oturduk, başladık sohbete ve fark ettikki uzunca bir zamandır böyle sohbet etmemişiz. Zorla gelen ayaklarımızın aksine iyiki de gelmişiz diye devam eden cümlelerimiz yerini aldı. Mezelerimiz ve ona eşlik eden şaraplarımızla 70'ler, 80'ler ve 90'lar gecesine start vermiş olduk. sohbetimizi harika bir Michael Jackson dansı ve ardından bizim vazgeçilmez Türk filmlerimizin içerisinde de çok çalan "Ah Kalbim" melodisi duyulduğu an herkese dağıtılan kocaman gözlükler, renkli peruklar ortamı birden şenlik havasına çevirdi. Gerçekten de çok eğlenceliydi. Bir de sahneye çıkan çakma Zerrin Özer ortalığı yıktı geçti...

Yemekler...
Masanızdaki mezelerin görüntüsü sizi doyurmaya yetiyor, bayıldım tüm lezzetlere. Özetle; seçilen menü tamda ağzıma layıktı. Yemeklerin usta bir şefin elinden çıktığını ilk lokmayı ağzınıza attığınızda hemen anlıyorsunuz. Serviste aksayan hiçbir şey olmadı. İş çıkışı cuma akşamları gidilebilinecek bir yer Taksim The Marmara Pera Oteli'nin içindeki Cafe Marmara!

Akşamdan kalanlar...
* Ev sahibi bizi iyi ağırladı.
*
Güzel bir akşam yemeği yedik.
* Eğlenceli 70'ler, 80'ler ve 90'lar müzikleri dinledik.
* Uzun uzun sohbet ettik.
* Bu akşamın anısına çekilen bu fotoğrafın çıktısını da aldık.
* Eğlendik, güldük, içtik. Daha ne olsun.

Organizasyon işi gerçekten zor bir iş. Bu gece için The Marmara Otelleri adına bizi davet eden Ogilvy PR'a teşekkür ederiz...

8 Mart 2013 Cuma

Kadınlar Günü'müz kutlu olsun!


Kadının narin olduğunu, hassas olduğunu, her işin üstesinden geldiğini, ürettiğini, anladığını, akıllı olduğundan sustuğunu, çekip çeviren olduğunu, törelerin kadınların canını almaması gerektiğini, bırakın dayak yemeği kötü bir kelimeyi bile hak etmediğini anlayabilen erkeklerin, zamanla arttığı günleri görmeyi dileyerek hepimizin bu özel gününü kutlarım... 




Nazım Hikmet Ran ne kadar da güzel yazmış:
Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın
Yeşil bir harman yerinde
Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir,
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Kimi der ki çocuk doğuran.
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
Yavrum, annem, karım, kız kardeşim,
Hayat arkadaşımdır.

Bir not; kadınların hayallerine dokunun!
Son bir cümle daha: Samimi, huzurlu ve güven veren bir yerdeyseniz, oraya mutlaka bir kadın eli değdiğini bilirsiniz, çünkü kadın doğanın en büyük sihridir.

6 Mart 2013 Çarşamba

Tiyatro önerisi: "Kuçu Kuçu"

Özgü Namal ve Selen Uçer'in oyununu izlemek için geçen akşam Trump Towers'daydım....

Eski bir arkadaşınızla karşılaştığınızda en kaçınılmaz durumdur geçmişteki iyi veya kötü anıların ortaya dökülmesi. İşte oyun tam da bu konu üzerinden işleniyor.

Siz hiç, daha güzel, daha akıllı, daha dikkat çekici, bir arkadaşınızın çocukluk döneminizde gölgesinde kalıp, ondan intikam almayı düşündünüz mü?

Selen Uçer yani Meliha; aslında zengin bir adamla evlendikten sonra adıyla birlikte kendini, dış görünüşünü değiştiren Melda, ortak arkadaşları sayesinde Özgü Namal'ın yani Melis'in bütün özel hayatını öğrenir, zengin olan arkadaş, işsiz olan  arkadaşın eşine iş bulur, iyi niyetinden değil tamamen içinde kalan duyguları kusmak için bunu yapar.

Melda ve eşi, Melis ve eşini yemeğe davet eder, o sırada iş için bir yerde olan eşler gelene kadar geçmiş çoktan ortaya dökülür ve anlaşılırki öğretmen Melis için tüm yaşanılan her şey geride kalırken Meliha yani Melda için hiç de öyle olmamış. İki kadın arasında geçen bu iç çekişmeleri izlemek için gidilmesi gereken bir oyun kesinlikle.

4 Mart 2013 Pazartesi

Anne Bebek Dergisi 147. Şubat Sayısı

Volkan-Lale Solmaz çiftinin bonus kafa, şirin mi şirin oğulları Efe ile stüdyoya girdik bu ay. Efe ilk on dakika içinde kapak pozunu vererek, beni daha fazla yormayın lütfen dercesine bir daha bize poz vermek istemedi. Bizde henüz konuşamayan fakat mimikleri ile derdini anlatan Efe’yi dinleyerek, ilk verdiği pozlardan birini seçerek bu ayki kapağımızı hazırladık. Henüz ayakta uzun süre duramayan Efe bavulun üstünde sizce de güzel durmamış mı? Solmaz ailesine teşekkür eder, güzel günler dileriz.

1 Mart 2013 Cuma

Ayşe Kulin: "Edebiyat; işim, aşım, arkadaşım"

Bir çırpıda okuduğum kitapların başında gelir Ayşe Kulin'in yazdığı romanlar. İyi bir ailede ve her türlü kötülükten korunmuş olmasına karşın, erken gelen evlilikle ailesinden, yurdundan uzakta, sevgisiz bir ortamda hayat mücadelesi içinde kendini bulmuş biri aynı zamanda. Kadın, yazar, anne ve de babaanne olarak sahip olduğu birçok kimliğin hakkını vererek yaşayan Ayşe Kulin yazdığı romanlarla bizleri farklı dünyalara taşımayı başarabilmiş sayılı kadın yazarlarımızdan... 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...