***

Bu Blog'da: Ünlü isimlerle yapılan röportajlar ve hikayeleri, gidilen workshop'lar, izlenilen; film-tiyatro-konser notları ve hafta sonu önerileri yer almaktadır.

***

...

30 Aralık 2010 Perşembe

Ona buna şuna herkese mutlu yıllaaar ;)

“2010 nereye böyle acelen neydi ki diye mi başlamalı yoksa hadi ama 2011 gel artık diye mi?” bilemedim… 

Hani klasiktir ya her yeni yılda uzunca listeler yapılır, kararlar alınır, yazılar hep bu yönde olur. Sonra senenin sonunda çıkarılır notlar ve karşılaştırma yapılır. Dediklerimizin hangisinin üzeri çizilmiş hangisinin yanına gülücükler konulmuş, hangisinin yanına kalpler çizilmiş, soru işaretleri yapılmış diye bakılır ve bir sonraki seneye kalanlar gene yazılır… Klasiktir ama eğer yapmadıysanız bu yıl bunu deneyin derim. Deneyinki bir önceki yılla bu yılı karşılaştırırken atlamayın hiçbir şeyi. Hedeflerinizi, isteklerinizi daha doğru belirleyin.

Her sayı başlı başına farklı günleri simgeledi hep:

Bazen iyi oldu bazen kötü.
Bazen “hadi canım artık bu da olmaz yani” dedirtti. Bazen de “Ooo süpermiş, mükemmel bu”(yu).
Bazen hıçkıra hıçkıra ağlamayı ya da ağlama isteğini bazen de kahkahalarla gülmeyi…
Bazen boş boş sokaklarda gezmeyi bazen de kalabalıklar arasındaki gürültüyü sevdiğimi gösterdi zaman.
Bazen sessizliği dinlemeyi bazen de seslere cevap verebilmek gerektiğini öğretti.
Bazen bakarken bir şeyler söylemeyi bazen de öylece bakmayı…
Bazen bir dilek tutmak kadar kolay olduğunu her şeyin bazen de kışın ortasında kardelenin solmamasını beklemek kadar zor olduğunu söyledi…
Bazen, eski bir dostu görmenin verdiği mutluluğu bazen de asla görmek istemeyeceklerimin yaşattığı hüznü çıkardı karşıma…
Bazen denizin hem durgun hem de dalgalı olması gerektiğini öğretti bazen de anlamamak için direnmeyi.

Bazen bitişlerin mutlu olduğunu bazen de yine bitmeseydi diyebilmenin de iyi bir şey olduğunu anlamayı…
Bazen bin parçaya bölünmek yerine ikiye bölünmenin daha iyi olduğunu bazen de bütün olmayı…
Bazen anlamlandırmaya çalışmayı beynimdekileri bazen de öylece akışına bırakmayı…
Bazen renkli hayallerimin çocuksu yanlarını çok sevdiğimi bazen de biraz daha mantıklı olmam gerektiğini…

Bazen her ne olursa olsun “off” dememeyi bazen de çığlıklarla “oleeyyy” demeyi…
Bu bazenler aslında uzar gider… “Dur!” diyorum kendime ve topu size atıyorum. Bazen ortada durmayı ve karşı tarafa şimdi sıra sende demeyi öğretti zaman çünkü. Belki de sizin de bazenlerinizden biridir sıraladıklarım. 2010 size bazen neler dedirtti? Bazen neleri yapmanız ya da yapmamanız gerektiğini söyledi? Hangi anlarda güldürdü, düşündürdü, ağlattı, heyecanlandırdı?
Yılbaşı dileğim var size birde:
Aklınızdan geçenleri yapabilme cesaretinde bulunacağınız, Rüzgar’ın hep olmasa da çoğunlukta istediğiniz yönden esmesine sebep olacak eylemlerinizin sonunda, mutluluklarınızın olacağı; sağlıklı, huzurlu ve de mutlu yeni bir yıl diliyorum…

28 Aralık 2010 Salı

Mos'a gidip makyaj yaptırdım sizin için ;)

Başlıkla şuanki yazım uyumsuz farkındayım ama paylaşmasaydım eğer içimde kalırdı. Bu kadar zaman sonra oluşan bu güzel tesadüfü siz de bilin istedim... :)

Lise dönemimde elim birazcık yatkın olduğundan kendi saçlarımın dışında boş derslerde, tenefüs aralarında kızların saçlarını yapardım büyük bir keyifle. O zamanlar lakabım ki sanırım hala öle "CADI" ydı. Yıllıklarımıza herkesi anlatan birkaç kelime yazdık ve bana da  "CADI MOS KUAFÖR" yazınca arkadaşlarım, adım öyle kaldı. Şimdi de yıllar sonra Mos'da saçımı makyajımı yaptırınca yıllık için çektiğimiz kare ve başlığı aklıma geldi. Samimiyetimi her zaman seven sizinle de bu anımı paylaşmak istedim...



Neyse, şimdi makyajınız için sayfayı inceleyin. Resme tıkladığınızda büyümüş olarak görebilirsiniz....

Yanda görmüş olduğunuz tabikide çekim anından. Üstteki resimdeki Şahver Koçulu, alttaki ise Burçin Çobanoğlu. Dergi ve çekimler sayesinde tanıdığım ve en çok sevdiğim iki isim olur kendileri... Onlarsız olmayan blogumda, onlara da birkez daha teşekkür ediyorum bu güzel kareler için.

Panik yok! Özel yılbaşı dosyası hazırladım sizlere...

Daha önce paylaştıklarıma daha kolay ulaşın diye derleyip toparladım.

"Yılbaşı akşamında soframda ne olsun?" derseniz tık tık,

"Hamileyim ne yemelim?" derseniz tık tık,

"Soframı nasıl hazırlamalıyım?"" derseniz tık tık,

"Ayyy ne giysem?" derseniz tık tık,

"Nereye gidelim?" derseniz tık tık,

"Hala hediye alamadım." derseniz tık tık


Vee "Makyaj ne yapsam?" derseniz yine tık tık diyorum size :)

Sofra hazırlamanında bir kuralı var!

Yeni yıla girerken herkes masasının çok şık ve ihtişamlı olmasını ister. Çünkü lezzetli bir yemek şık bir sofrayla daha keyifli bir hale dönüşebilir. Yılbaşı sofraları günlük sofralar gibi kısa muhabbetlerin aksine, uzun uzun yapılacak hoş sohbetlerin tam da merkezindedir. Bu yüzden sofranızı kurarken dikkat etmeniz gereken detaylardan birkaçını Tuvana Büyükçınar Demir’e sorduk…

27 Aralık 2010 Pazartesi

Hala hediye alamayanlar için son öneriler


Kırmızı… Kırmızı… Kırmızı... Kırmızı...

Evet, bu ay rengimiz kırmızı… Kadını her zaman alımlı ve de çekici gösteren, en canlı renklerden biri olan kırmızı ürünlerden oluşan yılbaşı dosyamız için birçok hediye alternatifleri hazırladım sizlere…







Kırmızı iç çamaşırı ile ilgili “ -…mış, -…miş’ler”

*Kırmızı giyince bütün yıl donanılır yani birçok kıyafet alınırmış…
*Yıl boyunca aşkta da şanslı olunurmuş…
*Şans getireceğine inanılırmış…
*Kısmet açarmış…
*Daha cesur olurlarmış

Yılbaşı akşamı menüde ne olmalı? Hamileler dikkat!



 
Yeni bir yıla iki kişi olarak girmenin de bazı kuralı var tabii ki. 31 Aralık akşamı hazırlayacağınız sofranız misafirleriniz kadar sizin yiyebileceğiniz menüden de oluşmalı. Sofranızı nasıl hazırlayacağınız konusunda sonraki sayfalarımızda size bilgiler hazırladım ama öncesinde neler yemeli konusunda bilgilenelim istedim. 

Yılbaşı gecesi nereye gidelim?

Yılbaşını dışarıda hem eğlenerek hem de leziz yemekler yiyerek geçirmek isteyenlerdenseniz sizin için hazırladığım alternatiflere bir göz atın derim. Her nerede olursanız olun, sevdiklerinizle mutlu ve güzel bir yılbaşı geçirmek için elinizden geleni yapın derim… Mutlu ve sağlıklı yepyeni bir yıl sizin olsun… 

Eğlence dolu yılbaşı geceleri sizi bekliyor

İşte şanslı 4 isim ;)

"Yılbaşı hediyelerim var. Alır mısınız?" dedim ve Küçüktırtıl, Aysu K., Ebru, Elif Azra, Minder, Güneş_n_Roses, Chilekli Pasta, A-Rıza, Ela, Gülden Yücedağ, Pınar Özdemir, Pelin Miraç Kılıç, Aylin Akın, Yasemin Saygın Sargın, ayşe Koşay, Derya Öcal&Duygu Ö.H, Gülterin Güneysu, Erato, Dilek Işık, Derin Bebe, Zebuş, Nalan, Tuğba Yaman, Yasemin Çelik, Yasemin Çelik, Zeynep Metinyurt, Esra, Ebru Işık, Neval Yılmaz, Mumbles, Nalan, Sema Engin,Ca.com "Eveeet"  diyerek bana cevap verdiler. Tek tek hepinize çok teşekkür ediyorum.ama hediyeyi kazanan 4 isim belli oldu...Blogumu takibe devam. çünkü yine güzel süprizlerim ve hediyelerim olacak... Mutlu, sağlıklı bir yıl diliyorum herkese... Teşekkürler ;)

 Yemek Vakti - Aylin Akın - Deep Clean Seti
 Küçük Tırtıl - İpek Şampuan Seti
 Nalan - Flormar Makyaj Seti
 Sema Engin - Flormar Makyaj Seti

aslihan-gunduz@hotmail.com adresime iletişim bilgilerinizi mail atarsanız hediyelerinize biran önce  kavuşabilirsiniz... Teşekkürler tekrardan herkese.

17 Aralık 2010 Cuma

Yılbaşı hediyelerim var size. Alır mıydınız?

Merhaba arkadaşlar, sizlere çok ama çok güzel 3 yılbaşı paketim var. 

 

2 takipçime Flormar Makyaj Seti
Şık makyaj çantasıyla birlikte; Flormar fondöten, pudra, far, allık, 2 tane iyeliner, ruj, stick ruj, el kremi, aseton, oje ve tırnak eti temizleyicisinden oluşan bir paket.
1 takipçime Deep Claean Seti ve Neutrogena El Kremi
Deep Clean arındırıcı tonik, peeling Jeli, yüz temizleme jeli. /  Neutrogena el kremi ve onarıcı günlük bakım losyonundan oluşan bir paket.

1 takipçime İpek Şampuan Seti

İpek Kremli Şampuan, boyalı saçlariçin saç kremi, tüm saçlar için saç kremi, 2 tane ferahlatıcı vüvut losyon, kremli el sabunu, bebe şampuanı ve asetondan oluşan bir paket.

Resmin üstüne tıklayarak büyük halini görebilirsiniz...
Eğer hediyelerimden biri sizin olsun isterseniz, yapmanız gereken çok basit. Blogumu sağdaki izle butonuna basarak takibe alıyor ve buraya tıklayarak facebook sayfamı beğeniyorsunuz. Sonra da bunu yaptığınızı aşağıya yorum yap kısmına tıklayarak belirtiyorsunuz. Blogunuzdan da duyurursanız güzel olur. (Bu madde serbest) :)

* Çekilişim 26 Aralık Pazar günü 00:01 itibariyle son bulacak. P.tsi sabahı da 11:00'da açıklanacak.
* Adınızı, soyadınızı yazmayı unutmayın...
Bakalım 4 okur kim olacak? Herkese bol şanslar...

Çocuklarımız için...

19 tane tasarımın hepsi birbirinden güzel ancak ben en çok bunları sevdim. Diğerlerini görmek ve hatta projeye destek vermek isterseniz ajandanızı ayarlayın 20-27 Aralık tarihleri arasında Palladium'a yolunuzu düşürün...
 

Eastpak, tüm Avrupa'da eş zamanlı yürütülen 'Eastpak Artist Studio' projesi kapsamında yürütülen özel tasarım çantaları ile  yüzlerce çocuğun yüzünü güldürmek için geri sayıma başladı. 'Eastpak Artist Studio' projesi kapsamında ünlü isimlerin bir araya geldiği 'Çocuklar Gülsün Diye' kampanyasına bağışlanmak üzere hazırlanan özgün tasarımlar 20-27 Aralık tarihleri arasında Anadolu Yakası'nın gözde alışveriş merkezlerinden Palladium'da özel camekanlar içerisinde sergilenecek. 

Bahar Korçan'ın başkanlığını üstlendiği 'Moda Tasarımcıları Derneği'nden aralarında Bahar Korçan, Atıl Kutoğlu, Tuvana Büyükçınar, Cengiz Abazoğlu, Özgür Masur gibi isimlerin bulunduğu 19 ünlü tasarımcı ve Beren Saat, Zerrin Tekindor, Derya Baykal, Pınar Altuğ, Gülben Ergen, Başak Fransez, Deniz Marşan ve Tülin Kermen gibi sanat ve moda dünyasından isimler Eastpak çantalara kendi yaratıcılıklarını yansıttılar. Ünlü kağıt tasarımcısı Deniz Doğruyol da  tasarımı yapılan çantalara özel isimlikler hazırlayarak projeye destek verdi.

Eastpak çantalar , Palladium'da bulunan Sportworks mağazasından satışa sunulacak. Elde edilen tüm gelir Milli Eğitim Bakanlığı ve Gülben Ergen'in işbirliği ile yürütülen  'Çocuklar Gülsün Diye' Kampanyasına bağışlanacak.

Blog'umu herkes duysun, görsün derseniz...

Mailime yandaki ileti düşünce ve de söz konusu blog olunca dün akşam İstinye Park'a gittim. Uygulamayı yaptım.

Sadece birkaç dakikada blogunuzu milyonlarca kişiye ulaştırabilirmişsiniz Ovi Nokia öyle der. Ben de yaptırdım dün. Sizinle de detayları paylaşmak istedim.

Nokia, webseverleri yani bizleri yakından ilgilendiren yeni bir çözüm sunuyor. Yeni Ovi App Wizard sayesinde, internette içeriği olan herkes yani bizler sadece birkaç dakikada uygun ve erişilebilir bir mobil uygulama yaratabilecekmişiz. Böylece içeriklermiz de milyonlarca kişiye ulaşabilecekmiş.

Hiçbir programlama bilgisini bilmenize gerek yok üstelik kayıt ücreti de ödemiyorsunuz. Ayrıca bu çözüm sayesinde bloğumuzun kaç kez görüntülendiğini de takip edebilecekmişiz.

Ben uygulamayı yaptım, sonucu göreceğiz.

Nasıl kullanacaksınız?
Ovi App Wizard çözümünden yararlanabilmek için, buraya tıklayarak sadece 6 adımda bir mobil uygulama yaratmak mümkün.

15 Aralık 2010 Çarşamba

Blog'unuz Anne Bebek Dergisi'nde olsun mu?



"Evet evet Anne Bebek Dergisi sayfalarında yer almak istiyorum. Bunun için ne yapmalıyım?" diyen sese hemen cevap veriyorum :)

Blogunuzun illaki anne ve çocukla ilgli olması gerekmiyor, içeriğine güvendiğimiz, yararlı olabileceğini düşündüğümüz her blog'u okurlarımıza önerebiliriz. Bunun için sizden birkaç şey isteyeceğiz...



 
^^ Blog'umu ve facebook sayfamı izlemeye almanızı,

^^ Anne Bebek Dergisi internet sitesine üye olmanızı,

^^ Bu çalışmayı diğer blogger arkadaşlarımızla da paylaşmak için sayfanızda duyurmanızı,

^^ Bu 4 işlemi yaptığınızı blog'un yorum kısmında belirtmenizi ve

^^ Sonrasında da aslihan@annebebek.com.tr adresime yandaki örnekteki gibi kısa bir yazı göndermenizi istiyorum sizlerden.

Sayfalarımızda yer aldığınızda size sayfanızı mail atacağım ve ayın kapağıyla birlikte anasayfanızda aktif hale getirmenizi isteyeceğim.

İşte bu kadar basit işlemler... Yorumlarınızı ve maillerinizi bekliyorum...

Kapak ve sayfa Tasarımı: Özgü Ural

14 Aralık 2010 Salı

Yardıma ihtiyacı olan okullara destek olmak için...


FAVORİ’DEN
“Canım Okulum” Kampanyası

Arkadaşlar lütfen iki dakikanızı ayırır mısınız?
Çok fazla vaktinizi almayacağız. Favori "Canım Okulum" kampanyası ile
Türkiye’nin dört bir yanında yardıma ihtiyacı olan okullara, takipçilerinin desteğiyle ulaşmayı hedefliyor. Kasım'da başlamış olan bu proje 10 Ocakta son bulacak. Destek vermek isterseniz yapmanız gereken çok basit. http://www.favori.com.tr/ linke tıklayarak anasayfada çıkan destek ol butonuna tıklayarak katılıyorsunuz ve gerisini Favori hallediyor.

Gelen destekten menun olan Favori, yoğun ilgiden dolayı desteklediği okul sayısını 20 okuldan 40 okula çıkardı.

Ayrıca Favori’nin facebook sayfası üzerinden de yürütülen kampanyaya ihtiyacı olan tüm okullar başvurabiliyor. Desteklemek için; internet üzerinden Favori’nin facebook sayfasına girdikten sonra, CANIM OKULUM kampanyasına tıklayabilirsimiz. Destek olmak için ise okulu seçip yanındaki destek ol butonuna tıklamanız yeterli.

İhtiyaçların karşılanması iki kategoriye göre olacakmış. 750 destek sayısına kadar olan ihtiyaçlar için, destek sayısına ulaşan ilk 20 okulun, 750 ve üstü destek sayısına kadar olan ihtiyaçlar için, destek sayısına ulaşan ilk 20 okulun ihtiyacı Favori tarafından karşılanacakmış. Böylelikle kampanyada toplamda 40 okulun ihtiyacı Favori tarafından karşılanmış olacak.

Şu ana kadar 516 okulun başvurduğu kampanyada takipçilerin desteğiyle 4 okulun ihtiyaçları giderildi. Favori, kampanyayı kısa sürede sonuçlandırmak ve okulların ihtiyaçlarını gidermek için eğitime duyarlı herkesi facebook sayfasını ziyaret etmeye davet ediyor.Ben de buna destek veriyorum. Peki ya sen?

13 Aralık 2010 Pazartesi

Pazar günleri neler yapılır?

12.12.2010
Tamam bu yazacaklarım geçen Pazar yapılmış olsa da bir sonraki Pazar için yapılabilecekler listenize eklenecek iki alternatif olabilir diye düşünerek yazıyorum yazımı. Aslında biraz öznel bir yazı paylaşacağım. Her gittiğim her yaptığım şeyi paylaşmasam da böyle özel ve de güzel anları yazmadan duramıyorum işte. Ben neler mi yaptım ya da biz neler mi yaptık? Başlıyorum ballandıra ballandıra anlatmaya ...

Hımmm, çok leziz !
6 uykuyu seven insanı sabah kaldırmak biraz zor gibi görünsede uzun zamandır hep birlikte olamadığımızı fark edince herkes üçer-beşer dakika arayla orta noktaya geldi. Pazar günü kahvaltıya giderken yapılabilecek en mantıklı şeyi seçip, en yakın yer olan Haliç’e gittik. “Haliç mi?” demeyin sakın, çünkü oralar eskisi gibi değil artık. Gerçekten de çok güzel… Kızarmış ekmeğimizin yanında esen rüzgarla birlikte ayrı bir görünen denize bakarken, içimizi ısıtan çayımızın yanına, şeker niyetine hoş sohbetleri de ekleyince durum; “değmeyin keyfime” dedirtecek türden oldu…


10 Aralık 2010 Cuma

Blog Dergisi 16. Sayı / İki durak arası “Rüzgar” molası


Blog Dergisi'nde yazmaya başladım...
Şimdi ara verip biraz dedikodu yapma vakti diyeceğim ya da hayır hayır gördüklerimi yazma vakti… Yok yok o da değil başka bir şey anlatacağım bu sayfada ve biraz mola vermenizi sağlayacağım. Hani iki durak arasındaki mesafeden geçerken, hızlı hızlı otobüse yetişme sevdasıyla durağa yöneldiğinizde birden bir şey dikkatinizi çeker ve bakakalırsınız ya işte öyle bir arayı bulacaksınız sayfamda…
Blog Dergisi'ni okumak için tıklayın(ız) !
Giriş-gelişme-sonuç dengesi biraz karışacak, başka şeylerin içinden bir başka şeyler çıkacak… Tamam tamam şimdi en başa sarıyorum ve “Sen kimsin, ne diyorsun?” sorusuna cevap vererek birazda kurallara uyarak devam ediyorum tanışma yazıma…

7 Aralık 2010 Salı

Hazırım. Nasıl olmuşum?

Yılbaşı özel-1
İçeriden “Hadi ama gitmeliyiz” diye seslenen eşinizi şıklığınızla cevaplamak, “Muhteşem” olmuşsun dedirtmek için size yılbaşında kullanabileceğiniz farklı ve göz alıcı alternatifler sunmak istiyorum. Bir bayana yakışan en zarif kıyafetlerden biri de elbiselerdir. Yanında da birkaç aksesuar… Gecenin güzeli olmak için daha ne duruyor sunuz?


Yılda bir kez giyeceğiniz bir kıyafeti almak yerine özel ama aynı zamanda her zaman giyebileceğiniz bir elbiseyi tercih edin!




Peki ya sonra?


 Hadi bir hayal alemine dalalım. Sonra da hızlıca uyanalım bu düşten, çünkü eğer dalarsan içine, açık deniz gibi kaybolur gidersin. Ne gören olur ne de duyan. Çığlıkların seni sessizleştirir ve susar, yok olur gidersin. Bu yüzden kısa bir gidiş-geliş olsun bu…



 “ Hoş‘gel’din ” dememi mi bekliyorsun. Peki ama neden? Ben sana hiç “ Hoşça‘kal’ ” demedim ki gönderemedim ki seni. Şimdi tüm haksızlıklarına rağmen yine benden bir şeyler istiyorsun, üstelik demediğim bir şeyi demiş gibi yapmamı isteyerek. Haksızlık bu! Gerçekten haksızlık!

Ben hiçbir zaman “yeniden” demedim ki sana. Yeni ama kaldığımız yerden paylaşalım” dedim. Hadi bakalım bir cevap hakkı doğdu sana, nasıl cevap vereceksin? Dur ben sıralayayım;

-          Susarak,
-          Sen gerçekten duygularını güzel ifade ediyorsun diyerek,
-          Teşekkür ederim diyerek,
-          Bu sevgi fazla bana diyerek,
-          Anlamadığın şeyler var diyerek,
-          Olmaz, olamaz diyerek,
-          Bahanelerle kurulmuş cümlelerinle daha bir sürü şey söyleyerek...

Yanılmayı hiç bu kadar istememiştim…

Peki ya sonra?

(-ki sen)

6 Aralık 2010 Pazartesi

Yoga; gevşeme, yenilenme ve tazelenme sağlar!

Yoga deyince aklınızdan neler geçiyor? Yerde bağdaş kurarak oturulmuş bir duruş ve sakin bir müzik eşliğinde, ellerin dizlere parmak uçları birleşmiş bir şekilde koyulması mı? Sanırım cevabınız; “Evet” oldu. Ama Merih Kenet Yoga Stüdyosu'ndan Prenetal–Postnatal Hamile Eğitmeni Dr. Dilek Cengiz; yoganın sağladığı ruhsal dinlenmenin yanı sıra doğuma hazırlık aşamasında fiziksel katkılarının da olduğunu belirterek bizleri bilgilendirdi.


Yoga, annenin karnındaki bebeğiyle daha iyi iletişim kurmasını sağlar. Çünkü ruh, zihin ve bedeni bir bütün haline getirir, dengeyi kurar.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...